14 Mayıs 2013 Salı

15-“Mezhep Ayırımcılığının” Bedelleri….

Açıkçası söylenen şudur.
Aleviler ordudan atılıyorlar.
Mezhep operasyonu yapılıyor.
Siz gerisini düşünün.

Oraj POYRAZ

13 Mayıs 2013

Basın Toplantısı Metni .(Konuşmaya esas metin)

"Mezhep Ayırımcılığının" Bedelleri….

Değerli Basın Mensupları;

-- 13 Şubat tarihinden bu yana, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde "inançlar ve özel hayatlar" üzerinden sürdürülen ayırımcılık uygulamalarını dile getiriyoruz.
Ancak, yasal ve siyasi muhataplardan hiçbir tatminkar cevap alamıyoruz..
13 Şubat tarihli yazılı soru önergemiz, TBMM Başkanlığı tarafından kişisel değerlendirmeler içerdiği gerekçesiyle işleme konulmamış ve Tarafımıza "iade" edilmiştir.
Bunun üzerine konuyu , 7 Mart 2013 tarihli başvuru ile , Bilgi Edinme Yasasına dayanarak doğrudan Milli Savunma Bakanına yazılı olarak ilettik.
Milli Savunma Bakanından yasal süre içinde hiçbir açıklama yapılmayınca, bu kez konuyu itiraz yoluyla, Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu Başkanlığına 13 Nisan 2013 tarihinde ilettik.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken;
Milli Savunma Bakanından çıkmayan cevap, bu kez Milli Savunma Bakanlığı adına Müsteşar Yardımcısı Hakim Tuğgeneral imzasıyla Tarafımıza 22 Nisan tarihinde yazılı olarak iletilmiş, başka kurum ve kuruluşların görüşüne ihtiyaç duyulduğundan, çalışmalara devam edildiği cevaben bildirilmiştir.

Özet ifadeyle;
Milli Savunma Bakanlığının 7 Mart 2013 tarihinden bu yana başvurumuza cevap verebilmek için çalışmalarını sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
"Hayır böyle bir olay yoktur." diyemeyen Bakanlığın, "gerekçe yaratmaya çalıştığı" anlaşılmaktadır.
Aradan geçen 2 aya rağmen, "henüz uygun bir gerekçenin yaratılamadığı" görülmektedir.
Oysa, 4982 sayılı Yasanın, 11.maddenin 1.fıkrasına göre, ek sürenin 30 günü geçmemesi gerekir.
Bu sürenin çoktan aşıldığı görülmektedir.

Değerli Basın Mensupları;

Milli Savunma Bakanı neden cevap veremiyor?

-- Çünkü, Milli Savunma Bakanının ya da Bakanlığın cevap verme cesareti yok.
Zira, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde inançlar üzerinden acımasızca ayırımcılık yapılmakta ve tasfiye süreci devam etmektedir.
Hukuk katledilmektedir.
Temel hak ve özgürlükler ayaklar altına alınmaktadır.
Bu insanlık ayıbının gizlenebilir, savunulabilir, açıklama getirilebilir bir yönü yoktur.

Türkiye'de Devlet yönetiminde, İktidar ve Cemaatler üzerinden sürdürülen iş bölümü ya da iktidar kavgasının yarattığı bölünme ve ayrışma gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Kurumlarımız ;
iktidarın keyfi, muhteris, sorumsuz, dirayetsiz ve öngörüsüz uygulamaları sebebiyle, artık kendi bünyelerinde ayrışmış ve düşman hale gelmişlerdir.

Anlatımı yapılan bu süreç ve "cevap verememe hali" , aynı zamanda "itiraf" niteliğindedir.

Ortaya çıkan yeni bulgularla birlikte, Konya'dan sonra,

bu kez Balıkesir 9.Ana Jet Üssü Komutanlığındaki gelişmeleri dile getiriyoruz;

Bilindiği gibi;
Genelkurmay Başkanlığı, disiplinsiz personelin ayrılma işlemlerini 2 yolla yapar.
(1) Yargı kararları üzerine yapılan işlemler.
(2)Yüksek Askeri Şura Kararlarıyla yapılan işlemler.

Her 2 halde de, bu işlemlerin belli evreleri ve prosedürleri vardır.
Bu evrelerin sonuçlanması genellikle 1. 5-2 yılı bulmaktadır.

Oysa neyi görüyoruz?
Bir anda 200 Subay – Astsubay hakkında "iffetsizlik, şans oyunları oynamak, facebookta yanlış işler yapma" suçlamalarıyla toptan soruşturma başlatıldığını görüyoruz.

Hayatın olağan akışıyla bağdaşmayacak bir şekilde soruşturma yapılmaktadır.
"Toplu ve Toptan bir şekilde" soruşturmanın başlatılması bile, başlı başına keyfiliği ve yasa dışılığı göstermektedir.

Artık Hava Kuvvetlerinde de, yeni bir

hukuk düzeninin oluştuğunu görüyoruz;

Hava Kuvvetleri Komutanlığı Birliğinde görev yapan 20'ye yakın Astsubay ve Uzmana tebligat yapılarak, belirtilen günde hazır bulunmaları emrediliyor, H.K.K İstihbarat Başkanlığınca bir ekip tarafından bu kişiler sorgu kayıtları tutulmak suretiyle işleme alınıyorlar;
her personele belli konulardaki "…kusurları, ilişkileri, aileleri ile ilgili özel konular, dostluk ve arkadaşlık ilişkileri, internette hangi siteleri ziyaret ettikleri, facebookta Başbakan aleyhinde söylemde bulunulan bir makaleyi neden beğendikleri, kızının arkadaşının ailesiyle neden çok sık görüştükleri…."
yönündeki sorular yöneltiliyor.

Kendilerine, yasa dışı yollarla elde edilen ve özel hayatlarıyla ilgili olan görüntüler izletiliyor.
Hukuki ve yasal dayanağı olmayan fiili soruşturmalar yoluyla;
insanlar , emekli olmak ya da istifa etmek zorunda bırakılıyor.

Fiili soruşturmayı yapan kişi "Yüzbaşı" rütbesindedir.
Eşi'nin nereli olduğu da bilinmektedir.

Değerli Basın Mensupları;

-- Ortaya çıkan bulgulara göre;
Hava Kuvvetleri bünyesinde tasfiye edilmek istenilen 800 kişinin 150'ye yakını hakkında ahlaki gerekçeler ve borçlanma ilişkileri sebebiyle, işlem yapılmış ;
700'e yakın kişi hakkında ise;
tamamen "Alevi olmaları" sebebiyle işlem yapılmıştır.

-- Bir diğer acımasız uygulama ise şudur;
150 kişiye yönelik ahlaki ve ekonomik anlamda getirilen suçlamalar, diğer 650 kişinin de tamamına da sirayet ettirilerek , "toptan karalama ve tasfiye yoluyla" bu kişiler ayrıca zan altında bırakılmaktadır.

Değerli Basın Mensupları;

Kaygı veren gelişme şudur;
Devlet içinde, yasal ve anayasal dayanağı olmayan "güç odakları" oluşmuştur.
Bu odaklar , kendi özel hukuklarını yaratmışlardır.
Siyasi İktidar , bu odaklara müdahale edememektedir.
Yasal ve anayasal organların;
görev, yetki ve sorumlulukları askıya alınmış durumdadır.

Kamu yönetiminde , kıdem ve liyakatı dışlayan, parti ve cemaat memurunun egemen olduğu idari ve adli bir yapı oluşmuştur.

Kamu Personel yapılanmasında "inançlar" üzerinden ayırımcılık yapılmaktadır.
Olay münferit ya da kişisel boyutlarda değildir.
Kadrolar tasfiye edilmektedir.
Geleceğe yönelik olarak nefret ve ayrışma tohumları ekilmektedir.

-- Bu sürecin yasal, anayasal ve siyasi muhatabı Türkiye'yi yöneten AKP İktidarıdır.
Kamuoyu ve Basın;
yaratılan korku, baskı ve oto sansür iklimi sebebiyle, bu temel gerçekleri konuşamaz haldedir.

Değerli Basın Mensupları;

Öncelikle Hava Kuvvetleri özelinde soruyoruz.(1) Toplumsal barışımızı tehdit eden, Kurumların işlevini kaybetmesine yol açan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin misyonunu felce uğratan, Kurum bünyesinde nefret ve ayrışma ortamını yaratan bu ihlâlleri neden himaye ediyorsunuz, neden görmezden geliyorsunuz, neden müdahale edemiyorsunuz?

Bu yöndeki sorulara neden cevap veremiyorsunuz?

(2) "Ayırımcılık, bölücülük ve nefret" uygulaması anlamına gelen bu tür ihlâller sonucunda;
Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde son 6 ayda emeklilik ya da istifa dilekçelerini veren Subay – Astsubay sayısı nedir?

Bu kişiler hakkında son 2 yıl içinde herhangi bir disiplin soruşturması yapılmış mıdır?
Haklarında herhangi bir ceza uygulanmış mıdır?

Hatay – Reyhanlı ile bağlantılı soruyoruz;

-- Hükümet, Suriye Muhalefetini "açığa çıkarmak için" neden özel gayret göstermektedir?

-- Suriye sınırı neden provokasyona açık ve kontrol edilemez bir hale gelmiştir?

-- Failleri "24 saatte yakaladık" diyenler, günler boyu sürmesi gereken hazırlık eylemlerini ve saldırıları neden önleyememişlerdir?

Değerli Basın Mensupları;

-- Devlet Personel yapılanmasında, Anayasal Kurumlarda inançlar üzerinden ayırımcılık yapanlar;
Dış politikada "Vahabiliğin" temsilcisi olanlar;
Türkiye'nin iç ve dış barışını koruyamazlar.

-- Bir diğer husus;  hiç olmazsa "Anneler Günü" ve "Annelerimiz" üzerinden Suriye Politikası yapmaya tenezzül etmeyelim.
Suriye Politikamızın gerekçelerini anlatmak için, Anneler Gününe sığınmayalım, Annelerimizi rahat bırakalım….
Annelerimizin ve çocuklarımızın ölmesine yol açan "dirayetsiz, muhteris, öngörüsüz" politikalardan "insanlık adına" vazgeçelim….

a45UyF587661-201305131648-15
^^^^^ - vvvvv

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder