29 Temmuz 2013 Pazartesi

15-Suay Karaman - ORTAÇAĞ ARTIKLARI

Ortaçağ artıkları demiş yazar.
Aslında artıkların ait oldukları zaman Ortaçağdan da öncesi.
Malum Hz. Muhammed'in ölüm yılı 630 civarındadır.

Bir büyük sıkıntı var.
Insanlığa ve İslam alemine etki eden bir sıkıntı.
Bana göre İslamiyetin tamamı, toptan sıkıntılı.
Ben kişisel tercihimi buna göre yaptım.

Elbette benim laf söz söylemem bir engel de yok.
İnsalar çoğu zaman Hanefi mezhebindenim, Sünnet ehliyim derler.
Dediklerinin farkında olmadıklarını düşünüyorum.

Malum sünnet Hz. Peygamberin yaptıklarını taklit etmek, dediklerini de yapmaktır.
Burada sünnetin kapsamının ne olaması gerektiği ciddi bir sorundur.
Bundan başka, sünnete uymak dini 630 yılına ve o zamanın Arap örf ve adetlerine sabitler.
Ki böyle bir din, asla çağlar ve mekanlar üstü olamaz.
Aslında İslamın altın çağına nokta koyan da Sünniliğin bir politik nizam olarak yaygınlık ve ağırlık kazanmasıdır.

Ben şükürler olsun ki, Müslüman değilim.
Kurtuldum, doğru yola döndüm, hidayete ulaştım.
Ama hala daha Müslüman olanlar bence düşünmeli.
2013 yılı itibariyle doğrudan askeri işgal altında, ya da idari, askeri, ekonomik vesayet altında olmayan tek bir Müslüman toplum yoktur. (O.P.)
Dahası Arap alemi 1000'li yıllardan itibaren, Türkler ise 1500'lü yıllardan itibaren sürekli olarak bir gerileme, çürüme, bozulma yaşamaktadır.
Neden?
Bu çok önemli bir sorudur.

Bu güne kadar bu soruyu soranlar iki türden cevap verdiler.
Bir bölümü sorunu toplumun yeteri kadar dindar, yeteri kadar imanlı, ititaktlı, ibadetli olmadığına bağladı.
Çare olarak daha mutlak ideat, daha az yorum, daha katı şartlar gösterildi.
Bunun net sonucu daha kötürüm, daha aciz, daha ilkel, daha çok sömürülen toplumlar yaratmış olmasıdır.
Günümüz İslamının çoğunda bu görüş etkindir.

Bir bölümü Hz. Peygamberin her sözünün ve her hareketinin ilahi mesaj taşımadığını düşünürek, farklı kapsam ve ölçeklerde sünnet uygulaması geliştirdi.
Kimileri ilahın sözlerini sadece Kur'an da söylemiş olduğunu, peygamberin bütün söz ve hareketlerinin insani olduğunu,
Kimileri de bir bölüm söz ve tavrının ilahi mesaj taşıdığını kabul ettim.
Halen günümüz İslam aleminde bu türden mezheplerin etkin olduğu ülke yoktur.

Bana göre Müslümanların hem Müslüman hem de çağdaş olabilmelerinin tek yolu ikinci yoldur.
Yani sünneti toptan reddetmek ya da kısmen sınırlamak.

Ben ise İslam aleminin içinde bulunduğu fikirsel çıkmazın çok daha derinde yattığını düşünerek hepsini toptan reddettim.
Malesef ilahın mesajlarını içerdiği söylenen, Kur'an hatalardan, eksikliklerden, zıtlıklardan uzak değildir.
Konuşmayı, düşünmeyi, araştırmayı, tartışmayı kesin şekilde reddetmeyen insanlar için internette sonsuz sayıda kaynak vardır.

Bana göre insanlığın tertemiz bir sayfa açmaya şiddetle ihtiyacı vardır.
Geçmiş dinlerin arkaik kalıntılarından arınmış, aklı imanın ilk ve en önemli şartı olarak ortaya koyan yeni bir din ve yeni bir ahlak.
Bunu insan eliyle bulunup, kurgulanmasına insan idrakinin ve aklını yeterli olduğuna inanıyorum.

Bana göre tanrı mutlak güç sahibidir, kusursuzdur, yarattıkları da kusursuzdur.
Dolayısıyla mucizelere, peygamberlere, doğrulama, düzeltme, yalanlama ihtiyacı yoktur.
Tanrı eksikli değildir, duygular insani özelliklerdir, tanrı insanlar gibi kızmaz, kin tutmaz, kıskanmaz.
Hoşnut edilmeye de ihtiyacı olmadığında, övülmeye, yüceltilmeye, abad edilmeye, yani ibadet edilmeye ihtiyacı yoktur.

Tanrının kuralları, kanunları vardır.
Bunların en iyi bilinenleri doğa kanunlarıdır.
Bunları anlamak ve öğrenmek insanın tanrıyı anlamak adına, görevi olarak ortada durmaktadır.

Tanrının insanlar ya da bilinç sahibi varlıklara mesajları olabilir.
Tanrının, eğer varsa insanlardan taleplerini ve tanrının doğasını, benim de arkaik dinlerin belirtiğine benzer şekilde ifade ettiğim kendi suretinden yarattığı evrenin doğasını anlayarak bulabileceğimizi düşünüyorum.

Oraj POYRAZ



Suay Karaman - ORTAÇAĞ ARTIKLARI

"Mayo reklamı şehvet sömürüsüdür" (6 Mart 1996, Hürriyet Gazetesi) diyen bir başbakanın yönetiminde, ülkemizde kadınlara karşı söylem ve eylemlerde aşağılama ve şiddet almış başını gitmektedir.
19 Temmuz 2010 tarihinde Kadın Dernekleri ile yaptığı toplantıda; "Ben zaten kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum." diyen başbakanın, kürtajı cinayet olarak görmesi, sezaryenle doğuma karşı olduğunu açıklaması ve en az üç çocuk doğurulmasını istemesi, toplumda kadına karşı oluşturulan olumsuzlukların başında gelmektedir.

AKP'li Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan'ın, İlahiyat Fakültesi mezunu olan babası Ali Rıza Demircan "İslama Göre Cinsel Hayat" adlı bir kitap yazmıştır.
Kitaptan bazı bölümler şöyledir: "Cennette bekar kişi kalmayacaktır.
Cennetliklerin en alt derecesine günde 72 kadın verilecektir.
Tam mümin ise günde 100 bakire ile cinsi münasebette bulunacaktır.
Cennette kadınlar cinsi münasebette bulunduktan sonra yine bakire olacaklardır.
Cennete giden kadın, dünyada din uğruna şehit olan erkeklere verilecek, fakat kadın orada beş erkek isteyemeyecek, sadece bir erkek isteyecek ama o adamın beş erkek gücü olacak, ona her türlü zevki tattıracak.
Cennette erkeğe 100 erkek kuvveti verilecektir.
Cennete girenler 33 yaşına döndürülecektir.
Cennete giden erkeklerin cinsel uzuvları eğilmez, hep dik kalır.
Erkek, hem karısıyla, hem de hurileriyle sabahtan akşama kadar sürekli seks yapabilecek."

AKP'li Tuzla Belediyesi'nin, "dokuz yaşında kızlarla evlenebilirsiniz" gibi birsürü saçma fikirlerden oluşan kitaplar dağıtması, bazı AKP'li belediyelerin, "başı açık dolaşmak günahtır" diye broşür dağıtması, ülkemizin ortaçağ karanlığına doğru sürüklendiğini gözler önüne sermektedir.

Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ: "Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar" ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı AKP Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün; "Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum" söylemlerinden sonra TRT'de iftar programına katılan tasavvuf düşünürü Avukat Ömer Tuğrul İnançer, hamilelerin sokağa çıkmasının terbiyesizlik olduğunu söylemiştir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün çağdaş Türkiyesi'nde kadın baş tacı edilirken, günümüzde 'İleri Demokrasi' aldatmacasıyla yönetilen ülkemizde kadına bakış açısı, ortaçağ görünümündedir.

Kadına bakış açısı İslam toplumlarında iç karartıcıdır.
Suudi Arabistan yüksek Ulema Konseyi, kadınlara ehliyet verilmesinin nelere yol açabileceği konusunda bir rapor hazırlamıştı.
150 din aliminin altına imza attığı raporda, kadınların kendi başlarına otomobil kullanmaları halinde on yıl içinde Suudi Arabistan'da bir tek bakirenin kalmayacağı öne sürülerek, "bu yasağın kaldırılması, fuhuşun artmasına, pornografinin yayılmasına neden olur, eşcinsel vakalar artar ve boşanmalar tavan yapar" görüşüne yer verilmiştir.

"Müslüman ülkelerdeki bütün kiliseler kapatılmalıdır" çıkışlarıyla bilinen Suudi Arabistan'ın Büyük Müftüsü Şeyh Abdülaziz El eş-Şeyh; on yaşındaki kızların evlenebileceği açıklamasında bulunmuştu.

2011 Mayıs ayında Faslı imam Zemzemi Abdul Bari, evliliğin ölümden sonra da geçerliliğini sürdürdüğünü, kocaların da, kadınların da ölen eşlerinin cesetleriyle, ölümden sonraki ilk altı saat içerisinde seks yapma hakkına sahip olduklarını söylemişti.
İmam Bari'nin bu sözlerinden bir yıl sonra, nekrofili konusu ile genç kızların evlenme yaşının 14 olarak belirlenmesi Müslüman Kardeşler'in çoğunlukta olduğu Mısır Parlamentosu'nun gündemine girmişti.

21.yüzyılda, kadına değer vermeyen İslam ülkelerinde gerçek demokrasi yoktur ve geri kalmış toplumlardır.
Atatürk'ün çağdaş ülkesi, diğer İslam ülkelerinden farklı olarak kadını yüceltmiştir ve diğer İslam ülkelerinden çok farklı konumdadır.
Ancak son yıllarda siyasi iktidarın kadın konusundaki ortaçağ söylemleri, ülkemiz ve geleceğimiz adına kaygı verici boyutlara ulaşmıştır.

Kadını sokakta görmeye tahammül edemeyen bağnaz düşünce, eve hapis etmek istemektedir.
Ancak her türlü cinsel ve fiziksel saldırıyı da normal karşılamaktadır.
Bu sapık düşünce yapısı, ülkemizde rejimin dönüştürülmesi çalışmalarında, kadının statüsünün değiştirilmesi için yoğun çaba harcamaktadır.

Türkiye'de kadının çalışma hayatına katılma oranı her geçen yıl düşmektedir.
1990 yılında %34 olan bu oran, 2002 yılında %27 ve 2011 yılında ise %21 olmuştur.
Bugün Türkiye'de toplam çalışanların %29'u kadındır ve kamu kurumlarında çalışan kadınların oranı %32'dir.
Kentte yaşayan en az lise mezunu genç kadın nüfusundaki işsizlik oranı %22 iken, bu oran erkeklerde %11 olarak belirlenmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü'nün 2011 yılı verilerine göre eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranı ülkemizde %50'dir.
Ülkemizde hayatının herhangi bir döneminde duygusal şiddet yaşayan kadınların oranı %45'dir.
Sadece cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranı %17'dir.
Fiziksel veya cinsel şiddetin birlikte yaşanma oranı %44'dür.
2005 - 2012 yılları arasında, 130 binin üzerinde kadın cinsel saldırıdan mağdur olmuştur.
Kadın cinayetleri son on yılda %1500 oranında artmıştır.
Her gün ortalama altı kadın aile içi şiddet nedeniyle hayatlarındaki erkekler tarafından öldürülmektedir.

Türk kadını, büyük önderimiz Atatürk sayesinde yıllar önce kazandığı eşit yurttaşlık hakları konusunda Çin, Fransa, İsviçre, İtalya, Japonya gibi birçok uygar ülkenin önünde bulunurken, bugün bu haklarını kaybetmeye ve ikinci sınıf olmaya itilen bir konuma getirilmek istenmektedir.
Demokratikleşme ve ileri demokrasi maskesi altında, toplumun ışığı olan kadınlarımızı köle konumuna getirmek isteyen siyasi iktidara karşı, erkeklerimizin desteğiyle kadınlarımızın öncülüğünde mücadele etmeliyiz.
Ortaçağ artıklarının kadınlarımızdan ellerini çekmeleri için örgütlenmeli ve ülkemizi hak ettiği çağdaş uygarlığın aydınlık yoluna kavuşturmak için güçlerimizi birleştirmeliyiz.

İlk Kurşun Gazetesi, 29 Temmuz 2013.

a45UyF587661-201307291050-15
^^^^^ - vvvvv


--

zaryop:jaro

Bir guzel soz soyleme sanati varsa, bir de guzel anlama ve dinleme sanati vardir.

Epiktetos
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder