5 Eylül 2013 Perşembe

10-RİFAT SERDAROĞLU - 28 ŞUBAT YALANI



RİFAT SERDAROĞLU - 28 ŞUBAT YALANI

Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Lâik ve Üniter bir yapı olarak kurulmuştur.
Din ve Devlet İşleri birbirinden ayrılmıştır.

Cumhuriyet; Şeriat Hukukunun yerine, Pozitif Hukukun konulmasıdır.

Fakat bir kısım çevreler bunu istemiyorlarsa, itirazları pozitif hukuka ise ve talepleri Şeriat Hukuku ise, işte bunun adına tüm gelişmiş demokrasilerde İRTİCA  denir.

28 Şubat Davası, Pozitif Hukukun ürünü ve savunucuları olmaları Anayasa ile emir altına alınmış Cumhuriyet'in Savcılarının-Yargıçlarının Şeriat Hukukunu isteyenlerden yana taraf olmaları ve kendi görevlerini görmezden gelmeleri gibi baştan aşağıya garip ve saçma sapan bir davadır.

Siz TC Başbakanı olarak, Anayasamızın 174 üncü maddesine göre kurulmaları ve faaliyetleri yasaklanmış cemaat-tarikatların önderlerini Başbakanlık Konutunda toplayacaksınız, orada beraberce Şeriat Hukukunu hâkim kılmanın yollarını arayacaksınız, "Şeriat gelecek", "Kanlı mı olsun-Kansız mı olsun" diyeceksiniz ve siz "Mağdur" sayılacaksınız!

Pozitif Hukuku ve Cumhuriyeti korumaları Anayasa'da emredilmiş olanlar, demokratik rejim içinde görevlerini yapacaklar ve bunlar suçlu sayılacaklar, yıllardır zindanda tutulup, ömür boyu hapis istemiyle yargılanacaklar!

Böyle adalet olur mu?

28 Şubat Davasının 1 numaralı mağduresi Erbakan'ın yardımcısı Tansu Çiller imiş!

Tansu Çiller mağdur değil, tam aksine milli irade hırsızıdır.
Suçludur.

DYP Genel Başkanı Çiller, 1995 Genel Seçim öncesi tüm seçim propagandasını "Lâiklik ve İrtica karşıtlığı" üzerine kurup, Erbakan ve arkadaşlarını Türkiye'ye ihanetle, Türkiye'yi ortaçağ karanlığına götürmekle ve Bosna'da yardım paralarını çalmakla suçlamıştı.
Sürekli olarak "Erbakan'ın panzehri benim, ben Atatürk'ün ürünüyüm" sözlerini kullanmıştı.

Bu söylemleriyle Türk Milletinden oy alan Çiller, kendi mal varlığını aklamak ve Yüce Divandan kurtulmak için, yukarıdaki söylemler karşılığı aldığı oyların tamamını Erbakan'ın ayaklarının altına attı.

Değerli Okurlar;

Parti "Din" değildir.
Partiniz yolundan sapmışsa, sadece Genel Başkan'ın hırsızlıklarını örtmekle meşgulse, partinin yetkili kurullarında mücadele edersiniz.
Gücünüz yetmezse o ayıbın içinde olmaz, oradan ayrılırsınız.

Refahyol kurulmadan evvel, bizler Çiller'i hem parti Genel İdare Kurulunda hem de TBMM Grubunda defalarca ikaz ettik.

Bunlar zabıtlarda mevcuttur.
Bizzat ben Çiller'e; "Bizi kurduğumuz partiden ayrılmak zorunda bırakıyorsunuz ama şunu iyi bilin ki, Erbakan ile kuracağınız bir hükümeti sizin başınıza yıkacağız" dedim.
Refahyol kuruldu ve bizler DYP'den ayrıldık.

Nasıl bugün AKP Hükümetini yıkmaya çalışıyorsam, o günde Refahyol Hükümetini yıkmak için çalıştık ve başarılı olduk.
Bunu devamlı yazıyor, söylüyorum.
Bugün 28 Şubat Davası sebebiyle tutuklu yargılanan zavallıların bunlardan haberleri bile yoktur.
TBMM' de kurulan komisyona da yazarak, beni çağırmasını Nimet Baş isimli kişiden istedim.
Çağıramadı.

DYP'den ayrılan bizler için "para aldılar" veya "askerler ayırdı" diyenlere bir kez daha çağrıda bulunuyorum; Bunu söyleyecek kişi, makamı ne olursa olsun, bir parça onur-şeref taşıyorsa bunları yüzüme karşı söyler.
Askerler ayırdı sözünü ise tartışmam bile, zekâma ve vatan sevgime hakaret sayarım.

Bu davada görev yapan Savcı ve Yargıçlara şu gerçekleri hatırlatmak isterim;

Anayasal düzeni ve demokratik rejimi değiştirip yerine şeriat düzenini getirmek için çalışan bir hükümeti yıkmak suç değildir, görevdir.
En başta sizlerin görevidir.

Unutmayın ki, sizler de nasılsa hesap vereceksiniz.

Davaya bakan mahkeme, MGK' dan 28 Şubat kararlarının alındığı görüşmenin zabıtlarını istemiş.

28 Şubat kararlarına Bakan olarak imza koyan Cumhurbaşkanı Gül, "Devlet Sırrı" gerekçesiyle zabıtların gönderilmesini engellemiş.
Mahkemeye bizim de bir katkımız olsun.

Aşağıdaki link' i tıklayan herkes Milli Güvenlik Kurulunun

28 Şubat 1997 tarih ve 408 sayılı kararına EK-A eklenen kararları bulabilirler.

Davaya bakan Savcı ve Yargıçlar sizler Türk Milleti adına yargılama yapıyorsunuz.
Sizlerin bu kararlar hakkında ne düşündüğünüzü Türk Milletinin bilmesi gerek.

Sizler bu kararların hangisine karşısınız?

28 ŞubatKararları

MGK'nun 28 Şubat 1997 tarih ve 408 sayılı kararına EK-A eklenen kararlar:

1) Anayasamızda Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan ve yine anayasanın 4 cü maddesi ile teminat altına alınan lâiklik ilkesi büyük bir titizlik ve hassasiyetle korunmalı, bunun korunması için mevcut yasalar hiçbir ayırım gözetmeksizin uygulanmalı, mevcut yasalar uygulamada yetersiz görülüyorsa yeni düzenlemeler yapılmalıdır

2) Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar devletin yetkili organlarınca denetim altına alınarak Tevhidi Tedrisat Kanunu gereği Milli Eğitim Bakanlığına devri sağlanmalıdır.

3) Genç nesillerin körpe dimağlarının öncelikle Cumhuriyet, Atatürk, Vatan ve Millet sevgisi, Türk Milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve çeşitli mihrakların etkisinde korunması bakımından;

a) 8 yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalı.

b) Temel eğitimi almış çocukların, ailelerinin isteğine bağlı olarak devam edebileceği Kuran Kurslarının Milli Eğitim Bakanlığı sorumluluğu ve kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari va yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

4) Cumhuriyet rejimine ve Atatürk ilke ve inkılaplarına sadık aydın din adamları yetiştirmekle yükümlü Milli Eğitim kuruluşlarımız, Tevhidi Tedrisat Kanununun özüne uygun ihtiyaç düzeyinde tutulmalıdır.

5) Yurdun çeşitli yerlerinde yapılan dini tesisler belli çevrelere mesaj vermek amacıyla gündemde tutularak siyasi istismar konusu yapılmamalı, bu tesislere ihtiyaç varsa, bunlar Diyanet İşleri Başkanlığınca incelenerek mahalli yönetimler ve ilgili makamlar arasında koordine edilerek gerçekleştirilmelidir.

6) Mevcudiyetleri 677 Sayılı Kanunla men edilmiş tarikatların ve bu kanunda belirtilen tüm unsurların faaliyetlerine son verilmeli, toplumun demokratik, siyasi ve sosyal hukuk düzeninin zedelenmesi önlenmelidir.

7) İrticai faaliyetleri nedeniyle Yüksek Askeri Şura kararları ile TSK den ilişkileri kesilen personel konusu istismar edilerek, TSK ni dine karşıymış gibi göstermeye çalışan bazı medya gruplarının silahlı kuvvetler ve mensupları aleyhindeki yayınları kontrol altına alınmalıdır.

8) İrticai faaliyetleri, disiplinsizlikleri veya yasa dışı örgütlerle irtibatları nedeniyle TSK'dan ilişkileri kesilen personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı ile teşvik unsuruna imkân verilmemelidir.

9) TSK ne aşırı dinci kesimden sızmaları önlemek için mevcut mevzuat çerçevesinde alınan tedbirler; diğer kamu kurum ve kuruluşları, özellikle üniversite ve diğer eğitim kurumları ile bürokrasinin her kademesinde ve yargı kuruluşlarında da uygulanmalıdır.

10) Ülkemizi çağ dışı bir rejimden ve din istismarının sebep olabileceği muhtemel bir çatışmadan korumak için, İran İslam Cumhuriyeti'nin ülkemizdeki rejim aleyhtarı faaliyet, tutum ve davranışlarına mani olunmalı, bu maksatla İran'a karşı komşuluk münasebetlerimizi ve ekonomik ilişkilerimizi bozmayacak, fakat yıkıcı ve zararlı faaliyetlerini önleyecek bir tedbirler paketi hazırlanmalı ve yürürlüğe konulmalıdır.

11) Aşırı dinci kesimin Türkiye'de mezhep ayrılıklarını körüklemek suretiyle, toplumda kutuplaşmalara neden olacak ve dolayısıyla milletimizin düşmanca kamplara ayrılmasına yol açacak çok tehlikeli faaliyetler yasal ve idari yollarla mutlaka önlenmelidir.

12) T.C Anayasası, Siyasi Partiler Yasası, Türk Ceza Yasasına ve bilhassa Belediyeler Yasasına aykırı olarak sergilenen olayları sorumluları hakkında gerekli yasal ve idari işlemler kısa zamanda sonuçlandırılmalı ve bu tür olayların tekrarlanmaması için her kademede kesin önlemler alınmalıdır.

13) Kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve Türkiye'yi çağdışı bir görünüme yöneltecek uygulamalara mani olunmalı, bu konudaki kanun ve Anayasa Mahkemesi kararları taviz verilmeden, öncelikle ve özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında titizlikle uygulanmalıdır.

14) Çeşitli nedenlerle verilen kısa ve uzun namlulu silahlara ait ruhsat işlemleri polis ve jandarma bölgeleri esas alınarak yeniden düzenlenmeli, bu konuda kısıtlamalar getirilmeli, özellikle pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmelidir.

15)Kurban derilerinin mali kaynak sağlamayı amaçlayan ve denetimden uzak rejim aleyhtarı örgüt ve kuruluşlar tarafından toplanmasına mani olunmalı, kanunla verilmiş yetki dışında kurban derisi toplattırılmamalıdır.

16) Özel üniforma giydirilmiş korumalar ve buna neden olan sorumlular hakkında yasal işlemler ivedi olarak sonuçlandırılmalı ve bu tür yasa dışı uygulamaların ulaşabileceği vahim boyutlar dikkate alınarak, yasa ile öngörülmemiş bütün özel korumalar kaldırılmalıdır.

17) Ülke sorunlarının çözümünü "Millet kavramı yerine Ümmet kavramı" bazında ele alarak sonuçlandırmayı amaçlayan ve bölücü terör örgütüne de aynı bazda yaklaşarak onları cesaretlendiren girişimler yasal ve idari yolardan önlenmelidir.

18) Büyük kurtarıcı Atatürk'e karşı yapılan saygısızlıklar ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki 5816 sayılı kanunun istismar edilmesine fırsat verilmemelidir.


a45UyF587661-201307301451-10
^^^^^ - vvvvv
 

zaryop:jaro

Halki bir tek insan, bir tek insani butun halk gibi gor.

Montaigne
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder