Cemaatçinin düşkün olmuşu ister kadın olsun, ister erkek, ister genç olsun, ister yaşlı, hatta hasta, ölüm döşeğinde dahi olsa zerre kadar merhametim uyanmaz.
Yetmişlik emekli paşaları, felç olmuş, eli kolu tutmayanları, bilincini kaybetmiş, kanser olmuş insanları hapiste yargılıyorum diye eza cefa edenler, GATAKULLİ diye maytap geçenler bunlardı çünkü.
Açıkça ifade edeyim, bunlar şerefsiz, ahlaksız, işbirlikçi, hain insanlardır.
Hep derin devletten bahsedilir.
Şu topraklarda gerçekten de milli bir derin devlet olsaydı, bunlar daha bu noktaya varmadan çok zaman önce tek tek avlanır, kimisi araba altında kalır, kimisi apartmandan düşer, kimisi uyuşturcu komasına girer, kimisi de alenen alnının çatından vurulurdu.
Bunlar olmadı, çünkü bizim ülkemizde milli bir derin devlet kuruluş yıllarından sonra hiç olmadı.
Ve evet, her zaman bir başka derin devlet oldu.
En azından yetmiş yıldır o devlet Amerikan derin devletiydi.
Hepsinin de boynu altında kalsın.
Umarım bunların da kalan yaşamları eza cefa içinde geçer.
Umarım bunların da kız evlatlarının cinsel yaşamları kayıt altına alınır, internete servis edilir.
Umarım bunların da karılarına orospuluk yaftası yapıştırılır.
Umarım bunların da onurları, gururları ayaklar altına alınır.
Ve görüyorum ki, evrenin mükemmel düzeni içinde benim umduğum, arzuladığım şeyler zaten yerini buluyor.
Çoook ama çok mutlu oluyorum.
Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
L2fSIJNoA0xfSNxA
Selcan Taşçı: Ben "bacılık" müessesesi iflas etti diye biliyorum!
12 Kas, 2015
Hukuk, hak, adalet, insan hakları, masumiyet karinesi vs. kapsamında olanların hiçbirine itirazım yok; ama Eskişehir merkezli "FETÖ- Paralel Devlet Yapılanması- PDY" iddialarına dayanarak yapılan operasyonundaki "kelepçeli gözaltı"lara tepkilerin çıkış noktası "başörtülü bacım" olunca, "orada bir duracaksın" demek gerekiyor bunu yapanlara.
Yasalar nazarında "suçlu" yahut "masum" olarak tescillenir "kimliğiniz"; "şüpheli" olarak, "zanlı" olarak, "sanık" olarak, "hükümlü" olarak…
Her dinden, her etnik kökenden, her milletten "suçlu" çıkabileceği gibi, hiçbir din, hiçbir etnik köken, hiçbir uyruk da "masumiyet delili" sayılamaz bir başına.
Ha, "kadın" söz konusu olunca -şahsen karşı olsam da toplumsal fıtratımızda var- pozitif ayrımcılık bekleniyor olabilir vs… E ama sinir ucu bu duyguysa, o zaman da şu sorular cevap bekliyor haliyle vicdanlarımızda:
Sevgi Erenerol -bir gayrimüslim olmakla birlikte- kadın değil miydi?
Türkan Saylan -endişeli laik olmakla birlikte- kadın değil miydi?
Mahremine asgari saygı bile çok görülen Güler Kömürcü neydi; egemen durumdaki bir kesim için "perdesiz ev gibi" varsayıldığı için mi "kadınlığı" es geçildi?
Ya Müyesser Yıldız? -Asker olmakla birlikte- kadın değil miydi Berna Dönmez? Hakim Albay Tülay Delibaş?
Buraya kadar saydıklarım artık "kamuya mal olanlar"; ya odalarına kameralar yerleştirilen kız çocukları, aşağılık iftiralarla yuvaları yıkılan "eş"ler?
Siz o kadınların uğradığı zulme "müstahak" mesafesinde durdunuz, bin beteri de "sizin kadınlarınıza müstahak" demiyorum. Demem. Ama şunu gönül rahatlığı içinde söylüyorum:
"Bacılık" müessesi iflas etti -sayenizde-!
Yani öyle "Benim başı kapalı bacılarıma, hiçbir Yezit, hiçbir Haccac böyle bir zulmü reva görmedi" filanla yürürseniz bu meseleye;
Bir Sema Özenalp çıkar vebalinin altında kalırsınız… Bir Samiye Özenalp çıkar ahının altında kalırsınız; anadır tutar… Bir Sevgi Çakmak çıkar, çektiklerini haykırdığında… Bir Gökçen (Tatar) çıkar;
İyisi mi susun da çıkmasın!
Bu katledilmiş ömürlerin her biri aslen birer "emin misiniz" sorusudur aslında her türlü mağduriyeti kendinizden başlatmanıza…
Geçenlerde, Ümraniye Davası sanıklarından Avukat Levent Temiz sosyal medya hesabında bir gazete kupürü paylaştı. 2 Haziran1998 tarihli… Zaman gazetesinde yayınlanmış bir haber… Başlığı:
Dehşet senaryoları.
ABD'li düşünce kuruluşlarınca tartışılan bir "senaryo"yu aktarıyor haber. Buna göre "Türkiye'nin toplumsal fay hattı sayılan Kahramanmaraş, Sivas, Erzincan, Kayseri ve Çorum'da bir Cuma namazında camilerde bombalar patlaması üzerine çıkan karışıklıklar" üzerine inşa edilen senaryoda şu öngörülüyor:
– Camilerin bombalanmasından sonra halk, kaymakamlık-valilik gibi devlet dairelerine yürüyor…
– Polis halkın önüne geçemeyince askeri birlikler devreye giriyor…
-Alevi-Sünni ve laik-anti laik çatışmaları iç içe gerçekleşiyor…
– Polisin çoğunluğu Sünni tarafa geçiyor orduda çözülmeler oluyor, polisle asker çatışıyor…
– Büyük kitleler orduya karşı tavır alıyor…
– Bazı cemaat liderleri, toplulukları kontrol etmeyi başaramıyor ve yurt dışına kaçıyor…
– Suikastlar oluyor…
Bu "öngörüler" doğrultusunda ABD'nin "Amerikan ulusal çıkarları"na en uygun bulduğu formül;
Ordunun Amerikan çizgisine çekilmesi!
Bu kadar çabuk unutmayın… Daha birkaç yıl önce, ordunun Amerikan çizgisine çekilmesi kumpasının hem yasama, hem yürütme, hem yargı; hadi Polyanna olalım hiçbiri değilse şakşak tayfası değil miydi bugün "kelepçe"ye isyan edenler…
Ve yine bu tayfa değil miydi "sarı boyalı, küt saçlı asker eşi" olmaktan dolayı yüzlerce kadına "müebbetle yargılanan eşlerine" ağlama hakkını bile çok görenler!
Dedim ya, spor salonundan bozma bir mahkeme salonunun önünde ciğerleri söküle söküle feryat eden, ayılan bayılan kadınlar için "kendilerini acındırmak için makyajsız geldiler" yorumu yapılabildiği gün bu ülkede "bacılık" müessesesi iflas etti…
yeniçağ
a45UyF587661-151112100109 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2015/11/12 11:00 1 39 undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com
Seref kaybedilirse geriye ne kalir?
Publius Syrus
General Paraskevopulos un ordusu, simdi surat ve siddetle harekata devam eyleyecek olursa, birkac haftada Ankara onlerinde bulunacaktir.
Yunan ordusunun basarisi icin dua ediniz!
Yunan ordusunun ilerlemesi hukumetimizin programina uygundur.
Bu ordu bizim ordumuzdur!
Adliye Naziri (Medrese cikisli) Ali Rustu - 12.07.1920
Bana vicdansiz bir medya verin, size bilincsiz bir halk sunayim.
Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_gundem@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder