Halkın tepkisi de apati şeklinde.
Şakası yok, boru değil.
Kıbrıs harekatından bu yan ilk defa geniş kapsamlı ve belki de uzun süreli bir işgal harekatına kalkışıyoruz.
Benim bu harekattan endişem can kaybı olması değil.
Biliyorum kesin can kaybı olacak.
Kaçarı yok.
Çünkü ölüm savaşın fıtratında vardır.
Savaşlarda en önemli sarf malzemesi mermi, silah, mazot değil askerdir.
Her harekatın şiddetine, kapsamına,süresine göre tahmin edilebilir can kaybı oranı vardır.
Kurmaylar, karar vericiler hep bunları bilirler.
Ve maliyet muhasebesi yaparken bunları da hesaplarlar.
Benim esas endişem, geçmişte olduğu gibi, yine bize orta, uzun, kısa vadede zararlı olacak işleri bizim elimizle yaptırıyor olabilirler.
Peşmerge göçünden sonraki Keşif Güç, sonraki Çekiç Güç, sonraki 36. Paralel üstünde güvenli hava sahası uygulamaları her vadede bizim aleyhimizeydi.
Ben bunu daha o zamanlar görmüş dillendirmiştim.
Ve bizim hükumetlerimiz kerhen, oldubittiyle, kandırılarak, şu ya da bu şekilde hep bu işlere destek verdi.
Biz bu harekatla belirli bir alanı temizleriz.
Sonra çıkın dışarı derler.
Biz de tıpış tıpış çıkarız.
Biz boşaltırız, bizim boşalttığımız yere PYD yerleşir.
Böylece kendi elimizle sınırlarımızın dibinde Akdenize uzayan bir Kürt şeridini bize inşaa ettirmiş olurlar.
Geçmişte hep böyle oldu.
Şimdi de tekrar etmemesi için bir sebep yok.
Kabul etmek gerekir ki, bizler Türkler alığız, sırtımızı sıvazlayanlara kolay kanarız, duyusalız, hesap kitap yapmayı bilmeyiz, kolay gaza geliriz, duygularımız ayının burnundaki halka gibidir.
Gerçekten büyük mücadelelere sıra geldiğindeyse çabuk teslim oluruz.
Amerika karşımıza çıktığında, Amerikan askerini karşımızda bulduğumuzda hiç tereddütsüz teslim oluruz, hep böyle oldu.
Hiç direnmedik.
Amerikan oligarşisi istedi, biz şak diye yaptık.
Bizden kendi kolumuzu, bacağımızı budamamızı istediler.
Tereddüt bile yaşamadık.
Kendi kolumuza, bacağımıza düşman olduk.
Kestik, kopardık teslim ettik.
Muvanet olayını düşünün.
Çok anlatıldı, yazıldı.
Amerikan oligarşisi tıpkı bir mafya babası gibi racon kesmiştir.
Çok bıdıbıdı yaptığımızda, haddimizi aştığımızda bizi dizimizden vurmuştur.
Bize faça düzeltme operasyonu yapılmıştır.
Ve bizim devlet aygıtımızın tepesinde bulunan herkes, sivil ve asker korkundan felç olmuştur.
O derece ki, dönemin bütün sivil ve asker devlet erkanı mağdur olan askerleri dahi ortada bırakmıştır.
O askerler bireysel hak arama yollarına düşmüştür.
Kişinin kendini bilmesi irfandır.
Aşağılık kompleksi olsun diye değil, sonra bu işlerin ardından karşımıza çıkacakları bilelim, bilelim de ona göre irdeleyelim.
Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
L2fSIJNoA0xfSNxA
20 bin askerle Kilis Karkamış'tan harekât.
F-16 DESTEĞİYLE KARA OPERASYONUSINIRDA 55 BİN ASKER VAR
TEK TARAFLI OPERASYON
HAVA HAREKÂTI HIZ KESMEYECEK
12 Kasım 2015 Perşembe, 07:18:42Güncelleme: 09:06:58
Yapılacak bir kara harekâtında Kilis-Karkamış hattından Suriye topraklarına 20 bine yakın askerin ve yüzlerce zırhlı aracın geçmesi gündeme gelecek. Kara birliklerine İncirlik'ten kalkan F-16'lar destek verecek
Murat GÜRGEN / GAZETE HABERTÜRK
Ankara'dan en üst düzeyde Suriye'ye kara operasyonuyla ilgili açıklamalar devam ediyor. Açıklamalar, Cerablus bölgesine ABD ile yapılacak ortak bir operasyona dikkat çekiyor. Ankara, 2011'de başlayan savaşın neredeyse başından beri Suriye'de kara ve hava operasyonu dahil bütünlüklü bir politikaya ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. Uluslararası alanda uçuşa yasak ve güvenli bölge çağrıları yaparak Suriyeli göçmenlerin geri dönüşü için alan yaratılması gerektiğini savunuyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, "Hava operasyonları yeterli değil. Kara gücünü hep birlikte konuşmalıyız" açıklamasıyla birlikte gözler Suriye'ye yönelik olası kara harekâtı seçeneklerine çevrildi.
F-16 DESTEĞİYLE KARA OPERASYONU
Olası bir kara harekâtında Kilis-Karkamış hattından Suriye topraklarına 20 bine yakın asker ve yüzlerce zırhlı aracın geçmesi gündeme gelecek. İncirlik'ten kalkacak F-16'lar kara birliklerine hava desteği vererek alan açacak. "Nokta operasyon" ihtiyaçları ise Sikorsky helikopterlerle düzenlenecek uçar birlik harekâtına özel birliklerin de katılımıyla karşılanacak. Ankara, kara harekâtının tek taraflı olarak Türkiye tarafından değil, uluslararası koalisyon ile birlikte yürütülebileceğini değerlendiriyor. Ancak koalisyon destek vermezse, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) sınıra yakın IŞİD unsurlarını hava operasyonları ve topçu atışıyla süpürecek. Hedef, sınırın Suriye tarafında IŞİD'den arındırılmış bir "güvenli bölge" oluşturulması ve ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilerin bu bölgeye yerleştirilmesi.
SINIRDA 55 BİN ASKER VAR
TSK, Suriye sınırında halen 55 bin asker ile 500 zırhlı araç bulunduruyor. Uluslararası koalisyonun ortak kara harekâtına karar vermesi halinde, sınırdaki güçler takviye edilecek. Ankara'nın önerisi Cerablus-Azez hattında 110 km'lik IŞİD'den arındırılmış bölge oluşturulması. Kara harekâtıyla bölgenin IŞİD'den temizlenmesi ve bu alanlara PYD dışındaki muhaliflerin, özellikle de Türkmenlerin yerleştirilmesi. Böylece bölgede demografik yapının korunması. Suriye sınırının 15 km kadar içine girilecek bir kara harekâtının başarıya ulaştırılabilmesi için 4 tugay (20 bin asker) güç kullanımına ihtiyaç olduğu değerlendiriliyor.
TEK TARAFLI OPERASYON
Ankara'nın önerisine uluslararası destek sağlanamazsa, Türkiye'nin tek taraflı ve "sınırlı" bir kara operasyonu düzenlemesi seçeneği de masada duruyor. Ancak bu tip bir kara harekâtının, sınır ötesine komando, piyade ve zırhlı birliklerin gönderilmesinden ziyade, IŞİD mevzilerinin sınırı geçmeden topçu ateşiyle vurulması şeklinde icra edilmesi yüksek olasılık. Fırtına obüslerinin etkin gücü kullanılarak Suriye'nin 40 km derinliğine kadar belirlenen hedeflerin vurulabileceği değerlendiriliyor.
HAVA HAREKÂTI HIZ KESMEYECEK
Bu süreçte Hava Kuvvetleri operasyonları da artarak devam edecek. 24 Temmuz'da ABD ile mutabakat sağlanmasından bu yana Suriye topraklarındaki IŞİD unsurlarına yönelik 10'dan fazla sayıda hava harekâtı gerçekleştirildi. Hava harekâtıyla vurulan 30'a yakın hedef Suriye'deki yerel unsurlardan elde edilen bilgiler ışığında belirlendi. Belirlenen koordinatlara ABD ile "çapraz teyit" mekanizması işletildikten sonra bomba atıldı. Hava harekâtının uluslararası koalisyonla eşgüdüm içerisinde devam ettirilmesinde sorun bulunmadığı vurgulandı.
Gaziantep 5'inci Zırhlı Tugayı'ndan yola çıkan çok sayıda zırhlı personel araçları öğle saatlerinde Şanlıurfa'nın Viranşehir İlçesi'ne ulaştı. Aralarında tankların yüklendiği TIR'ların da yer aldığı onlarca araç konvoy halinde Mardin'e doğru ilerledi.
http://www.haberturk.com/gundem/haber/1152147-20-bin-askerle-kilis-karkamistan-harekt
a45UyF587661-151112114509 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2015/11/12 12:00 1 39 undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com
Merhamet etmeyene merhamet edilmez.
Anonim
Iste onlardir Rablerinden bir kilavuzlanma uzere olanlar; iste onlardir gercek kurtulusu bulanlar.
Insanlardan oylesi vardir ki, Allah yolundan bilgisizce saptirmak icin hadis/laf eglencesi satin alir ve onu alay konusu edinir.
Iste boylelerine rezil edici bir azap vardir.
Lokman Suresi 5- 6
DOGA YASALARI UZERINE DUSUNCELER -14-
Japonya daki Hida sehrinin yakininda, Ikenoyama daginin yuzlerce metre altinda buyuk bir parcacik algilama laboratuvari ve yeralti gozlem istasyonu bulunur. Burada radyoaktif parcaciklarin ve proton gibi parcaciklarin bozunum sureleri hesaplanmaktadir. Dunyaya uzaydan gelen kozmik isinlarin etkisini en aza indirmek icin yerin derinliklerinde insa edilmistir. Baslangicta, Gunes icindeki cekirdek fuzyonunun urettigi parcaciklari tesbit etmek icin kurulan bu tesiste, Dunya nin cekirdek isi degisimleri, yerkuredeki radyoaktif bozunum gibi pek cok arastirma yapilir. Sadece bu laboratuvarin varligi dahi, umarim parcacik fiziginin ne kadar ciddi bir alan oldugunu gostermeye yeter.
Japonya daki Super-Kamiokande teleskopunun icinden bir goruntu. Bu tesiste proton bozunmasi, Gunes patlamalari, atmosfere giren notronlar ve supernova faaliyetleri gibi kozmik olaylar incelenir.
Atom alti parcaciklara inildikce, adeta su meshur Rus Matruska bebekleri gibi, atom parcaciklarinin farkli alt parcalardan veya birbirleri ile iletisime giren kumelerden olustugu anlasilmaya baslandi. 1967 de, Nobel odulu alan Pakistan li ilk musluman fizikci Abdusselam ve Steven Weinberg zayif nukleer kuvvet uzerinde calisarak elektro zayif kuvvet adi verilen bir etkiyi ortaya cikardilar ve W+, W-, Zo parcaciklari olmasi gerektigini gosterdiler. Z ve W parcaciklari CRN deneylerinde 1983 te dogrudan gozlemlendi. Kuantum kuraminin zayif nukleer kuvvete uyarlanmasina kuantum krodinamigi, KKD denildi. Bu kurama gore, proton, notron ve diger temel madde parcaciklari kuarklardan meydana geliyordu. Kuarklar bir araya gelerek Hadron denilen madde kumelerini olusturmaktaydilar. Bu madde parcaciklarinin en kararlilari ise proton ve notrondu. Kuarklarin ayrica kendi karsit parcaciklari bulunmaktadir ve bunlar elektriksel olarak zit yuke sahiptirler. Fakat kuarklarin bir baska acaip ozelligi bulunmaktadir. Alintiliyorum.
KKD ayrica asimptotik ozgurluk adli bir ozellige sahiptir. Asimptotik ozgurluk su anlama gelir. Kuarklar birbirine cok yakinken aralarindaki guclu kuvvet zayiftir, ama kuarklar birbirinden uzaklasirsa sanki lastik bir bantla bagliymislar gibi bu kuvvet artar. Asimptotik ozgurluk, kuarklari tek basina neden dogada gozlemliyemedigimizi ve neden laboratuvarda uretemedigimizi aciklar. Kuarklari tek basina gozlemleyemesek de, modeli kabul ediyoruz, cunku proton, notron ve diger madde parcaciklarini aciklamakta cok iyi is goruyor.
Elektromanyetik kuvvet ve zayif nukleer kuvvet, kuantum kuramina uyarlanirken, dogal kuvvetlerin, anlasilmasi en basiti gibi gorunen kutle cekim kuvvetinin uyarlanmasinda ortaya buyuk zorluklar cikmaya baslamisti. Alintiliyorum.
Kutle cekimin kuantum kuramini olusturmanin bu kadar zor olmasi, Heisenberg in belirsizlik ilkesiyle iliskilidir. Cok acik olmamakla birlikte bu ilkeyle baglantili olarak bir alanin degeri ve degisim orani, bir parcacigin konumu ve hiziyla ayni rolu oynuyor. Yani biri ne kadar dogru olarak belirlenirse digeri o kadar az dogrulukta belirlenebiliyor. Bunun onemli bir sonucu, bos uzay diye bir seyin olmamasidir. Cunku bos uzay demek, bir alanin hem degerinin hem de degisim oraninin tam olarak sifir olmasi demektir. Belirsizlik ilkesi hem alanin hem de degisim oraninin kesin olmasina izin vermedigi icin uzay asla bos degildir. Uzay, minimum enerji durumunda olabilir ve bu duruma vakum denir. Bu bir kuantum gecikmesi veya vakum dalgalanmasidir - parcaciklar ve alanlar titreserek var olur ve yok olurlar.
Vakum dalgalanmalari bir cift parcacigin bir zamanda birlikte ortaya cikmalari, ayrilmalari ve sonra yeniden biraraya gelerek birbirlerini yok etmeleri olarak dusunulebilir. Bu parcaciklara sanal parcaciklar denir. Gercek parcaciklarin tersine sanal parcaciklar dedektor ile gozlenemez. Ancak dolayli etkileri, ornegin elektron yorungelerindeki kucuk enerji degisimleri olculebilir ve kuramsal ongorulerle dikkat cekecek dogrulukta ortusur. Sorun su ki, sanal parcaciklarin enerjileri vardir ve sonsuz sayida sanal parcacik oldugu icin enerjileri de sonsuz miktarda olacaktir. Genel gorelilik kuramina gore bu, sanal parcaciklarin evreni sonsuz kucuklukte bir olcege kadar bukebilecekleri anlamina gelir, ancak bunun gerceklesmedigi ortadadir!
Soruna cozum super simetri ve super cekim kavramlarindan geldi. Buna gore kuvvet ve madde yalnizca ayni seyin iki gorunumunden ibarettir. Her bir madde parcaciginin kuvvet parcacigi bir esi ve her kuvvet parcaciginin madde parcacigi bir esi vardir. Bugune kadar bu varsayim dogrulanamadi. Ayrica varsayimin dogrulanabilmesi icin gereken matematiksel hesaplamalar o kadar uzun ki, en gelismis bilgisayarlarla bile seneler surecek calismalar yapilmasi gerekmekte; ustelik kimse bu calismalarda bir yanlislik olmayacagini garanti edemiyor. Atom alti parcaciklar konusunu burda kapatiyorum; atomu olusturan temel parcaciklarin ozellikleri, atom alti parcaciklarin ozellikleri, gruplandirilmalari basli basina bir konudur. Bu konulari merak edenlere kuramsal fizikci Steven Weinberg in Atom Alti Parcaciklar kitabini tavsiye edebilirim.
Parcaciklarin kendi aralarindaki bagliliklarin aciklamasinda zorluklar yasanmasi uzerine, sicim kurami gelistirilmeye baslandi. Bu kuramda maddenin temel yapi taslari noktaciklar gibi degil iplikcikler seklinde dusunulur. Alintiliyorum.
Sicim kuramina gore parcaciklar nokta degildir, uzunlugu olan ama yuksekligi veya genisligi olmayan titresim oruntuleridir. Ancak bu kuramin olagan disi bir ozelligi var. Bildigimiz dort boyut yerine (en, boy, derinlik, zaman) uzay-zaman ancak on bir boyutlu oldugunda tutarlilik gosteriyor. Eger bu boyutlar gercekten varsa, biz neden onlari farkedemiyoruz? Sicim kuramina gore bu boyutlar uzay icinde cok cok kucuk bir hacim icersinde bukulmus durumdalar. Bu boyutlar oylesine kucuk bir olcegin icinde bukulmus veya kivrilmislardir ki onlari goremeyiz. Sicim kuramindaki fazladan boyutlarin bukuldukleri yere ic uzay denir ve her gun deneyimledigimiz uc boyutlu uzayin karsitidir.
Baslangicta sicim kurami alayli guluslerle karsilandi. Tipki diger pek cok bilimsel kuramda oldugu gibi. Bu kuram, cagdas fizigin en buyuk ayriligini ortadan kaldirmayi da hedefliyordu. Kuantum mekanigi ile genel gorelilik kuramlarinin ayri yasalarla ele alinmasi sorunuydu bu. Sicim kurami -benim bildigim kadari ile- simdilik sadece matematiksel bir modeldir ve henuz dogrudan gozleme dayali bir ispati yapilmamistir. Fakat kuram, farkli yasalari birlestirecegine inanilan M Kurami (Membrane-Zar) icin atilmis ciddi bir adim olarak kabul edilmektedir. M Kurami ise, doganin bagrinda yatan yasalarin altinda daha farkli bir oyun kurali olup olmadigini arastirmaktadir. Bunu su sekilde ifade edebilirim. Yasa ureten yasa diye bir seyin olup olmayacagini dusunun. Neden olmasin? Belki de evrenin (ve olasi evrenlerin) yasalari aslinda daha derinlerde yatan basit kurallara baglidir ve bunlarin ayri uzay-zamanlarda yansimasi bize evrende cok farkli yasalar oldugunu dusundurmektedir. Elbette bunlar sadece varsayim. Dr Hawking den alintiliyorum.
Insanlar hala M-Kuraminin dogasini cozmeye calisiyor ama bu mumkun olmayabilir. Belki de fizikcilerin tek bir doga kuramina iliskin beklentileri asilsizdir ve tek bir formulasyon mevcut degildir. Belki de evreni tanimlamak icin farkli durumlarda farkli kuramlar kullanmak zorundayiz. Her bir kuram kendi gerceklik yorumuna sahip olabilir, ama modele dayali gercekcilige gore bu, kuramlarin ust uste geldikleri, yani her iki kuramin da uygulanabildigi durumlarda ongoruleri birbirleriyle tutarlilik icindeyse kabul edilebilir.
M-Kurami ister tek bir formulasyon olsun, ister bir kuramlar agi olsun, onun bazi ozelliklerini biliyoruz. Ilk olarak, M-Kuraminda on bir boyut var. Ayrica M-Kurami yalnizca titresen sicimleri degil, nokta parcaciklari, iki boyutlu zarlari, uc boyutlu damlaciklari ve uzayda daha da fazla boyut kaplayan hayal edilmesi guc nesneleri de icerir.
Her biri kendi icinde sayisiz yasa iceren coklu evrenlerden sadece birinde yasiyor olabilir miyiz?
Bu durumda, algiladigimiz evren anlayisi butunu ile degisecek demektir. Bizler dogamiz geregi 3 boyutu rahatlikla algilariz. En, boy, derinlik. Buna sonradan zaman da ayri bir boyut olarak eklenmistir. Onu gozle algilayamayiz ama etkisini hissederiz. Peki, boyutlar neden bundan ibaret olsun? M-Kuraminda evren sanki birbine yapi$ik kopukcukler gibidir ve bu kopukcuklerin de kendi ic sicim yollari bulunur. Distan bakan birisi sonsuz genis bir uzayla karsi karsiya oldugunu zannedebilir, oysa ki aslinda diger boyutlara zar gibi yapismis bir alana bakmaktadir. M-Kurami anlasilmasi zor bazi evrensel olusumlarin modellenmesinde buyuk rol oynadi. Ornegin kara delik modellemesi yapildi ve kara deliklerin icinde bilgi nin ne olduguna, kaybolup kaybolmadigina bir cevap aranmaya baslandi. M kuramina yol veren sicim teorilerinin dogrulugu ile ilgili calismalar halen Fransa-Isvicre sinirindaki CERN Avrupa Nukleer Arastirma Merkezinde surdurulmektedir. M Kurami icindeki kucuk boyutlarin yollari oyle tamamen hayali degildir. Bunlarin kendi matematigi ve uymalari gereken kurallar bulunmaktadir. Alintiliyorum.
Peki, kucucuk boyutlara kivrilmanin sayisiz yolunun olmasi ne olacak? M-Kuraminda bu fazladan uzay boyutlari oyle herhangi bir sekilde kivrilamiyorlar. Kuramin matematigi, ic uzayin boyutlarinin kivrilma bicimlerini sinirlandiriyor. Ic uzayin kesin bicimi hem fiziksel sabitlerin degerlerini (elektronun yuku gibi) hem de temel parcaciklar arasindaki etkilesimin dogasini belirliyor. Bir baska sekilde soyleyecek olursak, bu kuram doganin gorunur yasalarini belirliyor. Dort kuvvet yasasi gibi. Ancak M kuraminin cok daha temel yasalari var.
Bu nedenle, M-Kuraminin yasalari ic uzayin nasil bukuldugune dayanarak farkli yasalari olan farkli evrenlerin varligina izin verir.
Kendi adima ben, bu yazilanlari gayet mantikli bulmaktayim. Bildigimiz -veya su ana kadar kesfettigimiz- doga yasalarina dayali evren, neden olasi tek evren olsun? Bambaska bir evrende, bambaska varliklar, aynen bizler gibi iclerinden bulunduklari gercekligin dogasini anlamaya calisiyor olabilirler. Bizim icin onlar sadece bir hayal veya bir kuram iken, bizler de onlar icin bir hayal veya kuram olabiliriz.
Elbette, daha once belirttigim gibi, bilim sadece hayaller ve varsayimlar ile yurumez. Bunlarin bir sekilde gozlemlenmesi, test edilmesi, modellenmesi ve dogruluklarini aciga vuracak sekilde matematiginin gelistirilmesi gerekir. Diger yandan, bir baska soru, insanligin onunde tum agirligi ile durmaktadir. Evren nasil dogdu ve evrenin gelecegi ne olabilir?
-devam edecek-
Levent ERTURK
LEVENTERTURK1961
https://leventerturk1961.wordpress.com/
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_gundem@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder