28 Eylül 2011 Çarşamba

POLITIK - Erdoğan’ın ABD macerası fiyasko

Konuyla ilgili olaak Rıfat SERDAROĞLU'nun uzun uzun psikiatrik analizler yaptığı yazıya bakınız. (http://www.egedesonsoz.com/yazar/Dogrucu-davut-mu-yalanci-coban-mi-/3729)
Paranoya, mitomani vb. hakkında olanı..
Bence fazlasıyla aydınlatıcı olacaktır.
Halk durumun farkında değil, bademlendiğini daha sonra anlayacak, ancak o zaman da bademlenmiş olacak.(Bademlenmek; Bknz: http://gundem.milliyet.com.tr/-muritlerimin-cinsel-isteklerini-karsilamak-zorundayim-/gundem/gundemdetay/20.09.2011/1440894/default.htm)
İşimiz kolay değil.
Allah yardımcımız olsun, hayırlısıyla, inşallah, hamdolsun...

Erdoğan'ın ABD macerası fiyasko

N

e diyeyim, size nasıl hitap edeyim bilemiyorum.
Türk halkının yüz karasısınız.
Kendilerini gazeteci diye satan ama Başbakan'ın uçağına bineceğim diye ters takla atan yalakalık maskaraları.
İnsaf artık insaf.
Sizlerle aynı meslekte olmaktan utanç duyuyorum.

Erdoğan'ın son ABD ziyareti, kalan son maskeleri de ortadan kaldırdı.
Nedir sizleri yalancı ve yalaka yapan.
Hiç mi onurunuz, gururunuz yok.
Para sıkıntınız, bildiğim kadarı ile hiç birinizin yok.
Hepinizin mal varlıkları dudak uçuklatacak türden.
Onu da nasıl yaptığınız ortada.

Televizyonu açıyorum, Filistin lideri Abbas bağımsızlık lafını açıkladığı zaman tüm delegeler ayakta alkışlamış.
Breh brehh, yalanınız batsın.
Ben de seyrettim o görüntüleri, o an salonda bulunan Müslüman ülke temsilcileri -ki tamamı aşağıdan da yukarıdan saysan 48 ülkedir, bunu üçü beşinin temsilcilerinin salonda olmadığını varsaysak toplam 40 veya hatırınız kırılmasın 45- onlar alkışladı.
Birleşmiş Milletler'e üye 193 ülke var.
Yahu kardeşim, siz nasıl tüm delegeler ayakta alkışladı gibi bir yalanı yazabilirsiniz?
Türk halkını kandırma hakkını size kim verdi?

Gelelim Erdoğan'ın açıklamalarına.
Predatorları aldık dedi.
Ben de diyorum ki Predatorları alamadık.
İçinizden biri gidip Waldorf Astorya Oteli'nde Beyaz Saray sözcülerine, "Bizim Başbakan bu uçakları aldık diyor verdiniz mi" diye niye sormuyor veya soramıyor?
Akıl alacak gibi değil.
New York sokaklarında Senegalli kadınlar sevgi gösterisi yapmış.
Bu işin bile doğrusunu yazmaktan acizsiniz.
Yol kenarındaki renkli giysili Senegalli kadınlara Erdoğan laf atıyor onlar da anlamadan cevap veriyorlar ama verdikleri cevaplardan bir şey anlamadıkları ve Erdoğan'ı tanımadıkları da ortada.

Bizimki kalkıyor New York'ta Birleşmiş Milletler kürsüsünden kükrüyor.
Herkesi azarlıyor, her ülkeye nasihat ediyor.
Ben bu arada üçer çocuk yapın diye öneride bulunmasını da bekledim.
Yapmadı, beni hayal kırıklığına uğrattı.
Ertesi gün baktım yabancı gazetelere ne kadar girdi konuşma diye?
Bırakın yabancı basını, haber ajansları bir satır bile almamış Erdoğan'ın konuşmalarından...
Bu durum bana Kaddafi'nin, Ahmedinecad'ın o kürsüden yaptıkları kızgın konuşmaları hatırlattı.
Anlaşılan Başbakan dünyaya değil, gene tribünlere oynadı.
Yani Türk halkına seslendi New York'tan.
Amerikan basını onların bu tür sözlerini incelemez hep dalga geçerdi.
Şükür bizimkini kale bile almamışlar.

Sonuç olarak New York bence neresinden bakarsanız bakın bir fiyaskodur, bir skandaldır ve harcanan paralara, zamana yazıktır.

Gelelim güncel konulara, son zamanlarda ne zaman büyük bir terör saldırısı olsa hem Gül hem de Erdoğan yurt dışında oluyor.
Bunu terör örgütü mü ayarlıyor, onlara kazara bir zarar gelmesin diye, yoksa bizimkiler istihbarat alıp tüyüyorlar mı bilemiyorum.
Hem de çoluk çocuk ailece dışarı gidiyorlar.
Oturun inceleyin dış gezilerle büyük terör saldırılarının zamanlamasını ilginç bulacaksınız.

Sizlere de tuhaf gelmiyor mu, son olaylardaki tırmanış.
Özellikle de MİT-PKK teybinin ortaya çıkmasından sonra.
Bana birileri 'sanki plan yürürlüğe kondu gibi' diye şüphelerini dile getirdi.
O görüşe göre sanki varılan bir anlaşma gereği Türk halkı terör saldırıları ile yıldırılacak, bıktırılacak ve bu işe son verilmesi için de bebek katilinin salıverilmesine artık ses çıkarılmayacak.
Tabii bu arada terör kurbanı olarak ölen körpecik çocuklarımız fidanlarımız da işin cabası ve biz hala bağıracağız; "Şehitler ölmez vatan bölünmez" diye.

Bu işlem yalnız bebek katili için de olmayabilir.
Özerk-Federal bölge uygulamasına, teröristlerle daha önce varılan anlaşma gereğince öteki uygulamalara da geçilmesine zemin hazırlanmış olacak.
Dikkatinizi çekerim; bu benim görüşüm değil yakından tanıdığım bir uluslararası strateji ve istihbarat uzmanının görüşü.

Gelelim zavallı ihtiyar Koca Piri Reis olayına.
Ne oldu?
Rumlar titreyerek Akdeniz'i delmekten vaz mı geçtiler?
Aman gelin hemen oturalım konuşalım falan mı dediler.
Bildiğim kadarı ile öyle bir şey yok.
Gözünüz aydın artık dünyada kimsenin adam yerine koymadığı Arap diktatörlükleri ile eş duruma getirdiniz bizi, kutlarım hepinizi.

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=19888

--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Halk için en büyük felaket, düşünce ve bilim adamlarının düşük ahlaklı kimseler oluşudur.   Hz.Ali

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder