9 Temmuz 2013 Salı

15-Tufan Türenç - CİRKİN İFTİRA ve GERCEK....

İki nokta var.
Birincisi kuyruklu yalan uydurma, yayma, konuşma, dedikodu yapma alışkanlığı.
Ben bunu din, iman, yalan, dolan, kin, intikam, işbirliği ve ihanet şeklinde sloganlaştırdım.

Bir de şu camilerin kutsallığı meselesi var.
Camiler benim bildiğim insanların yaptığı ibadet yerleri.
Allahın evi falan değil.
Ciddi bir abartma durumu söz konusu.

Benim bildiğim Allahın evi  ya da yeri olarak bilinen iki yer var.
Birisi Kabe'dir.
Diğeri Miraç Yıldızıdır.
Demek ki, şaka bir yana Allah'la birebir, yüz yüze görüşmek isterseniz bu iki yere gideceksiniz.
Kaynaklar öyle söylüyor.
Miraç Yıldızı 200 ışık yılı kadar uzakta bu gün için gitmek zor.
Ama Kabe yakında, daha pratik.
Artık aklınıza, gönlünüze nasıl yatarsa, bu böyledir.

İslamiyet gelince bütün putların kırıldığından bahsedilir.
Ama pek çok kişiye göre insan yapımı olan, Kabe ve diğer camiler ve pek çok kutsal(?) nesneye gösterilen ihtiram akla puta tapma durumunu getirmektedir.
Kabe'nin bir sürü kez yakıldığını, yıkıldığını, yağmalandığını, topa tutulduğunu, ve bir çok kez yeniden yapıldığını hatırlatmak gerek sanırım.

Daha bir hafta önce Topkapı Sarayında kutsal emanetler bölümünü gezdim.
Doğrusu çoğu kişide gördüğüm haller, sanki bir puta tapma ayinini hatırlattı bana.
Unutmayın, pekçok Hristiyan kutsal sayılan ikonalar, çarmıha gerilmiş Hz. İsa heykelinin önünde dua ederken tenkit eden Müslümanlar kutsal emanetler karşısında aynı duruma düşmektedir.
Velev ki, bu emanetler gerçek bile olsa.

Ve yine velev ki, camiler kutsal mekanlardır.
O zaman gündelik siyaset mekanları olarak kullanılmaları.
Kişilerin ya da grupların maddi menfaat temin etmede bir ortam olarak bu yapıları kullanmalarına ne demeli?
Bunlar ayakkabılarını çıkarmadan, abestsiz camiye girenlere kıyasla daha mı iyi durumdadır?
Hak mıdır, mübah mıdır, farz mıdır, sünnet midir?

Oraj POYRAZ

Tufan Türenç - CİRKİN İFTİRA ve GERCEK....

***********************************

DEMOKRAT Parti 1946'da kurulduktan hemen sonra İsmet İnönü ve CHP için bütün Anadolu'da şu iftirayı yaymaya başladı:

"Kafir İsmet Paşa camilere kilit vurdu.
Etrafına asker dikti.
Namaz kılmak için içeriye kimseyi sokturmadı.
Camileri devamlı teftiş etti.

Nöbetçilere 'İçeriye kimseyi sokmuyorsunuz değil mi' diye sordu."
Bu iftira 1950 yılında Demokrat Parti iktidara geldikten sonra da devam etti.

Demokrat Parti'den sonra iktidara gelen bütün sağcı partiler de İsmet Paşa ve CHP için aynı iftirayı yaymayı aralıksız sürdürdüler.
Bugün aynı çirkin ve aslı astarı olmayan iddiayı AKP de kullanıyor.

Bu iftiranın kaynağı nereden kaynaklanıyor?
Olayın gerçek yüzü nedir?

Bu çirkin iftiranın iç yüzünü yıllarca CHP'de görev almış, İnönü'nün yakınında bulunmuş olan Necati Karakaya açıklıyor.
Necati Karakaya ile yıllarca Milliyet Gazetesi'nde birlikte çalıştık.
Spor yazarıydı, uzun yıllar TRT'de spikerlik yapıp maç anlattı.

* * *

Şimdi Necati Karakaya'nın gönderdiği mektubu birlikte okuyalım:

"28 Şubat 2008, Büyük Millet Meclisi'nde CHP'li bir milletvekili konuşma yapıyor.
Mehmet Ali Şahin Bakan koltuğundan bağırıyor.

'Haydi, Haydi!
Biz sizin nerelere kilit vurduğunuzu çok iyi biliriz.'

Bununla 'siz camilere kilit vurdunuz' demek istiyor...

1950 yılından itibaren Anadolu'nun dolaştığım her köşesinde bu iftirayı duydum.
Gerçek şudur.

1942 yılında İkinci Dünya Savaşı'nın en alevli günlerinde Hitler'in orduları sınırımıza dayandı.
Türkiye'ye girip girmemekte kararsızlardı.
İsmet Paşa Trakya'da Çakmak hattını kurmasına rağmen İstanbul'un bombalanacağını tahmin ediyor bu nedenle de savunmayı Ankara'nın dışında yapmayı düşünüyordu.

İstanbul'daki saraylarda ve müzelerde bulunan tarihi eşyaları, zarar görmemeleri için Alman uçaklarının menzil dışında kalan bölgelerdeki camilere koymayı düşündü.

İsmet Paşa düşmanın camileri bombalamayacağını biliyordu.

O nedenle bütün saray eşyalarını, padişahların tahtlarını, mücevherleri, kutsal emanetleri, Hazreti Muhammed'in sancağını, kılıcını, Hırkai Saadeti, Hazreti Osman'ın kanlı Kuran'ı Kerimi'ni, Atatürk'ün Samsun'da çıktığı tahta iskeleyi, müzelerde ne varsa tümünü tam 48 vagona yerleştirterek Niğde'ye gönderdi.

Bu değerli eşyaları korumak için Topkapı Sarayı İkinci Müdürü Lütfü Turanbek başkanlığında 30 görevli, aileleri ve çocuklarıyla birlikte Niğde'ye gitti.
Eşyalar ve görevliler, tehlike tamamen geçene kadar Niğde'de kaldılar.

* * *

Bu değerli eşyalar Niğde'de 3 camiye yerleştirildi.

Camilerin etrafına nöbetçi askerler yerleştirildi.

28 Ocak 1943 günü İnönü Adana'da Churchill ile buluşmak üzere Ankara'dan trenle yola çıktı.

Tren Niğde'de durdu ve uzun süre bekledi.

İsmet Paşa tarihi eşyaları görmek üzere 3 camiyi de teftiş etti.

İşte o çirkin iftiranın gerçek yüzü böyle..

Aradan 70 yıla yakın zaman geçmesine rağmen AKP hâlâ bu yalanı kullanıyor.

Başbakan Erdoğan bununla da kalmıyor Kurtuluş Savaşı kahramanı, Cumhuriyetin kurucusu, İkinci cumhurbaşkanı İsmet Paşa'yı Hitler'e benzetiyor..

a45UyF587661-201307091024-15
^^^^^ - vvvvv


--

zaryop:jaro

Gozler farkli olsa da, gozyaslari aynidir.

Afrika Atasozu
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder