İşte Fitnebaz Cemaat dediğimiz oluşum onun ürünüdür.
Zaten halen Pensilvanya'da ikamet eden imam da komünizmle mücadele(?) girişimlerinden birisi olan İlim Yayma Cemiyetlerinin İzmir ayağında görevli bir imamdır.
Tarihiyle, şimdiki haliyle tam bir CIA Projesidir.
Bir de Amerika'nın şu ya da bu gerekçeyle Eski Dünya kıtalarında yürüttüğü faaliyetler aslında ABD'nin eski dünyada köprü başı tutma girişimleridir.
Amerika Afganistan, Pakistan, Suudi Arabistan, Ürdün ve Türkiye gibi ülkelerde ciddi miktarlarda askeri yığınak bulundurmaktadır.
Bahaneler değişse de, esas amaç bu yığınağı oralarda tutmanın bahanelerini üretmektir.
Bence Suudi Arabistan başta olmak üzere birçok ülkeyi temsilciler meclisine üye gönderemeyen eyaletlerden saymak yerinde olur.
Oraj POYRAZ
RİFAT SERDAROĞLU - Stratejik gerçeklik (2)ABD, 2.Dünya Savaşından itibaren, bir yandan serbest piyasa ekonomisini tüm dünyada geçerli kılmaya çalışırken, diğer yandan Marksizm'in temelini oluşturan materyalist felsefeye karşı, dini önemli bir silah olarak görmüş ve kullanmaya karar vermiştir. 1946 Truman Doktrini ile birlikte, Türkiye'de Köy Enstitülerinin şekil değiştirmeye başlaması, aynı yıl ilkokullara din dersi konulması, türbelerin ziyarete açılması, 1950'de DP'nin ilk icraatlarından biri olan ezanın Arapça okunması yasa tasarısına CHP'nin de destek vermesi gibi olayların hiçbiri "tesadüfî" değildir. 1973 Vietnam yenilgisinden sonra ABD, bu politikası ile çok güçlü bir şekilde Asya'ya yöneldi. Nixon ile beraber 1970'li yılların başından itibaren yaratılan "Siyasal İslam", "Yeşil Kuşak" adı verilen bu hareketle, "Yeşil Sermaye" ve "İslami Bankacılık" gibi yeni kavramları ortaya çıkardı. 1979 yılında Sovyetler Birliğinin Afganistan'ı işgali ile başlayan süreçte ise Siyasal İslam farklı bir boyut kazandı, ABD destekli mücahitler, Afganistan'da askeri bir güç oldular. Sovyetlerin Afganistan'dan çekilmesinin ardından mücahitlerin siyasal bir güce dönüşmesi ve Afganistan'da "TALİBAN" adıyla iktidara gelmesi ile Siyasal İslam'ın, İslam toplumlarını getirdiği korkutucu nokta ortaya çıkmıştır. İslam dünyası, tarihi gelişim içinde incelendiğinde, en önemli değişimi 20. Mustafa Kemal'in önderliğinde, emperyalizme karşı verilen kurtuluş savaşı ve onu takiben kurulan "Lâik Cumhuriyet", Türk Ulusunun kimliğini yitirmeden batı devletleri arasında saygın bir yere sahip olması, 1920'lerden itibaren pek çok İslam ülkesine örnek olmuştu. 1950'lerde, Cezayir'den-Tunus'tan-Mısır'dan Irak'a, Pakistan'dan-Afganistan'dan Endonezya'ya, neredeyse tüm İslam ülkelerinde, Atatürk'ün yaktığı meşale parlıyor, bu ülkelerin reform çalışmalarına Türkiye örnek oluyordu. Bu ülkeler o zamanda Müslüman'dılar, inançlarına bağlıydılar ve dinlerini kendileri için yaşıyorlar, İslamiyet'in aydınlık yüzü, bu ülkelerin manevi dünyasına huzur veriyordu. Ortaçağ karanlığında Hıristiyan dünyası, mezhep savaşları ve engizisyon mahkemeleri ile ortalığı kana bularken, adalet ve hoşgörü merkezi olan İslam dünyası, fethettiği yerlerdeki insanlara, din ve vicdan özgürlüğü sağlıyordu. Nixon doktrini ile atılan zehir tohumları ise İslamiyeti, ortaya çıktığı tarihten bugüne kadar yaşamadığı karanlık ve vahşete yöneltmiştir. İslam Dininde, Hıristiyanlıkta olduğu "Ruhban" sınıfı "Kilise-Vatikan" gibi kurumsal bir yapı olmadığı için, kısa sürede kontrolden çıkan akımlar, türedi şeyh ve imamlar birer kara güç haline gelip Batı'yı tehdit etmeye başladılar. Kara güç, sadece Batı için değil, kendi insanı için de büyük bir tehdittir. Bu kara güç anlaşılması zor eylemlerle, her nedense Batı'nın, özellikle de ABD'nin ekmeğine yağ sürmeye başlamıştır. 11 Eylül olayları ile ABD hayal bile edemeyeceği kolaylık ve destekle Afganistan'a girmiş, Asya'nın en stratejik mevkiine konuşlanmıştır. Afganistan'ı, düzmece kimyasal silah raporları ile Irak'ın işgali izlemiştir. Bu süreçte ABD Büyük Ortadoğu projesi adı altında Ortadoğu'yu yeniden düzenleyeceğini bütün dünyaya açıklamıştır. Körfez Savaşı ile ilk adımı atarak, dünya enerji kaynaklarının yoğunlaştığı Ortadoğu'da Askeri hâkimiyeti sağlamak için Suudi Arabistan'a "Kara Ordusu" yerleştirmiştir. ABD'nin Cebelitarık'tan başlayarak tüm Doğu Akdeniz ve Türkiye'yi de içine alarak, oradan Kafkaslara ve Orta Asya'ya yönelen ve dünyanın bilinen petrol, doğalgaz rezervlerinin %65'inin bulunduğu Büyük Ortadoğu Projesinin önemli hedeflerinden biri, "Fransa-Almanya" ittifakı haline gelen AB'yi Akdeniz'e hapsetmek ve AB'nin enerji kaynaklarına ulaşmasını engellemektir. ABD, 2.Dünya Savaşından sonra SSCB'ye uyguladığı çevreleme politikasını şimdi AB'ye uygulayıp, onu enerji açısından da kontrol altına almak ve böylece dünya üzerindeki tek süper güç olma iddiasını sürdürebilmek istemektedir. 2004 yılında yayınladığım "Yeni Dünya Düzeni-Büyük Ortadoğu ve Türkiye" isimli kitabımda şöyle yazmıştım; "BOP, 25-30 yıl sürecek bir oluşumdur. Bu üstünlüğünü sürdürmesi ise ancak askeri güce dayalı bir politika uygulaması ile mümkün olacaktır. Bu satırları yazdıktan 10 yıl sonra, bugün yaşananlara baktığımızda, BOP kapsamında atılan ve başarıya ulaşan en büyük adımın Türkiye'de sağlanan değişim(!) olduğu görülmektedir.(Yarın devam edeceğiz) |
^^^^^ - vvvvv
zaryop:jaro
Cumhurbaskani tarafindan onaylanmayan yuzlerce atamanin vekaletlerle yurutulmesi konusunda:Biz hukuka aykiri bir sey yapmiyoruz.
Mecellede (seriat hukuku) boyle bir kaide var.
Recep Tayyip Erdogan.
Basbakan olduktan sonra
| Kurmus oldugum gruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur: Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com | Ayrilmak isterseniz de : Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com | Grup Sayfamız : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ | Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz. http://orajpoyraz.blogspot. |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder