4 Mart 2015 Çarşamba

Re: Türkiye ile ABD arasında imzalar atıldı

Lale Hanım,
Anlaşılan siz dünyayı hastalığınızın size verdiği perspektiften görüyorsunuz.

Bu dünyada ölüm var.
Hepimiz için ölüm var.
Hatta  her şey için ölüm var.
Gezegenlerin, yıldızların, galaksilerin ömrü var.
Hatta evrenin dahi ömrü var.

Bu nedenle ölümü kabul etmek ve onunla barışmak şart.
Hangi dine inanırsak inanalım, ne kadar imanlı ya da imansız olursak olalım bu evrensel bir sabit gerçek.

Bu anlamda Türkiye Cumhuriyetinin de bir ömrünün olması çok şaşırtıcı olmaz.
Netekim tarihte kurulmuş ve yıkılmış yirmi kadar Türk devleti olmuş.
Bundan sonra da olur.
Esas olan milletdir.
Millet yok olmazsa, başka başka devletler kurulur.

Bizim sorunumuz işte burada başlıyor.
Görünürde bir rejim sorunu yaşıyor gibiyiz.
Aslında zamana bağlı bir etnik bombanın tesiri altındayız.
Anadolu'da yaşayan insanların zaman içinde Kürtleşmesi, Türklerin ise Kürt kalabalık içinde kaybolup gitmesi durumu var.
Tıpkı bir zamanlar Rumların anavatanı olan bu topraklarda kaybolup gitmeleri gibi.

Burada şaşırtıcı olan ise Kürtlerin de Kürt kalmakta sıkıntı yaşamaları.
Kürtler ne kadar inat etseler de Türkleşiyorlar.
Sadece daha feodal, daha ilkel bir toplumun ortaya çıktığını görüyoruz.

Ülkenin adı Kürdiye bile olsa çaresiz Türkçe konuşmak durumunda.
Bu nedenle Kürtlerin Türkleştiği, Türkiyenin de Kürtleştiği çapraşık bir durum var.
Sanırım uzun süre sonunda Kürtler biz bunca boku neden yedik diyecek ve her şey ilk haline dönmüş olacak.
Bize de Kürt toplumunun olgunlaşma sancılarını taşımak yükü düşüyor.

İslamizasyon konusunda da benzeri çapraşık sorunlar var.

Amerikan ve batı kültürüne entegrasyon konusunda da benzeri zıtlıklar ve dönüşümler var.

Yani hem ülke Müslümanlaşıyor, hem İslam dejenere oluyor.
Hem ülke batılı kültürü içselleştiriyor, hem de batı bizim kültürümüzün etki alanı içine giriyor.
Hem Kürtler Türkleşiyor, hem Türkiye Kürtleşiyor.
Sonuçta ortaya abuk sabuk bir karmaşa çıkıyor.

Tarihin sonu yoktur.
İnsanlık yok olmadıkça da olmaz.
Bu film devam edecek.
Bizler de bu film içinde bir sahne, bir plan olarak yer almış olacağız.

Artık çok kafama takmıyorum.
Her şeyin ömürünün olduğu bir evrende bir şeylerin sabit kalması için inat etmek anlamsız.

Bu vakitten sonra tek önem verdiğim şey yaşam.
Tek kutsal var, o da yaşam.
Kızıma sıkı sıkı öğütlüyorum.
Aman kızım, hiçbir şey ölmeye değmez.
Bırak ölmeye hevesli olanlar olsun.
Sen yaşa, sen yaşat diyorum.
Dünya yaşayanlar içindir.
Bu dünyada ölüler için hiç bir şey yok.
Tarih bize nice savaş, nice yenilgi, nice zafer gösteriyor.
Ama her zaman birileri olmuştur.
Olanlar yaşayanlardır sadece.

Ölüm kaçınılmaz olduğuna göre acele etmeye de gerek yok.
Devlet, millet için, kendim ve sevdiklerim içinde sürekli olarak endişe etmeye gerek yok.
İp inceldiği yerden kopar.
Biz ne acele edeceğiz, ne de ölene kadar bir kahır yükü taşıyacağız.
Keyfini çıkaracağız, o kadar.


Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

Oraj bey,

amacım sizin alanınıza girmek değil.
malum kanser, kendi hücre, damar vb. sistemini oluşturur. işte bu sistem normal hücre, kan, damar, içorganları yemeye başlar. sonuçta hasta, şiddetli sancılar içinde, kan kusarak yitip gider... işte Türkiye de yukarıda söylediğim şekilde. kanser sistemi tüm vücudu sarmış. bundan sonrası ölüm. üstelik bu kanserlilik durumu, yetmiş-seksen yıldır var. üstelik bu durum bilerek bilhassa tedavi edilmemiş. bundan sonra ne olacak... ölümü beklememiz gerekiyor.
saygılarımla

On 04.03.2015 12:14, Oraj Poyraz wrote:
Sayın Oraj Poyraz grubu uyeleri,                                                      26

Davutoğlu: Sınırımızda IŞİD'i, PKK'yı, Esad'ı istemiyoruz
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/10/141027_davutoglu_doucet
Gözünüz aydın. Biz bu durumu "bu gün sivrilttiğin kazık, gün gelir kıçına batar" şeklinde açıklıyoruz.

Aslında bu hep böyle oldu.
Amerikalılar burnumuzu sürte sürte bize istediklerini yaptırdılar.
İleride şöyle olacakmış, olsun.
Benim dönemimde olmasın.
Amerikalılara direneyim derken hır çıkmasın.
Geçiştirelim, sorunları öteleyelim.
Mantık hep bu oldu.

Keşif Güç daha ilk günden belliydi, dönüp dolaşıp kıçımıza batacaktı.
Çekiç Güç'de bir üst kademeden zorladılar ve boyun eğdirdiler.
O da belliydi. En azından ben öngörmüştüm.
46ncı Paralel uygulaması, Kuzey Irak'da güvenli hava sahası hep belliydi.
Ben hep yırtındım.
Amerikalılar israrla, inatla bizi Irak için salmadılar.
Biz zorladığımızda Eşref Bitlis'in helikopterine taciz geldi, Muavenet olayı geldi, Çuvallama olayı geldi.
Yetmedi, Ergenekon, Balyoz sahtekarlıkları geldi.

O yıllarda iktidarlara halkı avutacak gövde gösterileri, tiyatro mizansenleri düzenlemek oldu.
Yalandan top atışları, basın önünde meydan okumalar, harekat odasında Irak'ı fetheden komutanlar, başbakanlar, uyduruk uyduruk işler.
Yalandan F-16 uçurmalar.
Gerçek hiçbir şey yok.

Yine söylüyorum. Suriye Rejiminin devrilmesi, Barzani bölgesinin kayırılması, zorla ekonomik işbirliğine girmemiz, Güney Kürdistanla(!) petrol ticareti, sınır kapılarının Türkmen bölgelerinden geçirilmemesi, tır ve ton başına alınan özel vergiler ve haraçlar, on yıllardır göz yumulan eroin ticareti, Çözüm Süreci, muhaliflerin desteklenmesi ve daha neler neler?

Bütün bunlar bizim sivrilttiğimiz kazıklar.
Yarın yine dönecek, bizim kıçımıza batacak.

Şaşırmayın, şaşırmış gibi yapmayın.
Bu yüzleşmekten korktuğumuz, mücadeleden kaçtığımız için olacak.
Amerikalılarla yüzleşmek zorundayız.
Yoksa yok olup gideceğiz.
Kürt kalkışması, mürteci kalkışması, yabancı müdahaleler, işgaller, iç savaş ve bunun gibi kanlı bir sürü olay içinde kaybolup gideceğiz.
Dün Irak'da ne olduysa, dün Suriye'de ne olduysa aynısı olacak.

Peki bir açıklık getirelim. Suriye'li muhalifler kimler?
Suriye'li Sünni Mürteciler yani Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) Suriye ayağı, Suriye PKK'sı yani PYD, belki hala daha varsa üç beş kişilik çağdaş Arap Milliyetçileri.
Eski Düş İşleri Bakanımız, şimdiki Boşbakanımız daha önceden belirtmişti.
Demişti ki, biz Suriye'de Esed rejimini istemiyoruz, biz Suriye'de Irak Şam İslam Devleti'ni (IŞİD) de istemiyoruz, biz Suriye'de PKK'yı da istemiyoruz.

Buyur burdan yak.
Beyim başka kim kaldı, Suriye'de başka kim var?
Bu durumda biz Suriye'de kimseyi istemiyoruz demektir bu.
Ya da başka dünyalardan, başka diyarlardan birilerini buraya taşıyıp komşu yapacağız.

İşte bu kadar saçma, bu kadar aptalca bir duruşumuz var.
Stratejik derinlik, stratejik delilik, stratejik aptallık daha çok.

Saygılar.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA


Türkiye ile ABD arasında imzalar atıldı

AA | 19 Şubat 2015 Perşembe

Türkiye ve ABD arasında, Suriyeli muhaliflere yönelik eğit-donat programı mutabakatı imzalandı

Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sinirlioğlu: "Daha yapacak çok işimiz var. Komşu coğrafyamızda ve dünyanın diğer farklı yerlerinde çok kaotik durumlar yaşanıyor."

ABD Büyükelçisi Bass: "Birlikte çalıştığımızda her zaman daha güçlüyüz ve bize ortaklığımızı güçlendirme fırsatı veren her resmi anlaşma, hem bizi hem de bölgemizi daha iyi bir konuma getiriyor"

Taraflar arasında bir süredir müzakere edilen mutabakat metni, Dışişleri Bakanlığı'nda akşam saatlerinde Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass tarafından imzalandı.

İmza töreni sırasında konusan Sinirlioğlu, mutabakatın iki ülke arasındaki stratejik ortaklıık çerçevesinde atılmış önemli bir adım olduğuna dikkati çekerek, bunun sadece ilk adım olduğunu ifade etti. Sinirlioğlu, "Daha yapacak çok işimiz var. Komşu coğrafyamızda ve dünyanın diğer farklı yerlerinde çok kaotik durumlar yaşanıyor. Dolayısıyla birlikte çalıştığımızda bir fark yaratacağımıza inanıyoruz" dedi.

ABD Büyükelçisi Bass da mutabakatı imzalanma noktasına getiren herkese teşekkür ederek, "Birlikte çalıştığımızda her zaman daha güçlüyüz ve bize ortaklığımızı güçlendirme fırsatı veren her resmi anlaşma, hem bizi hem de bölgemizi daha iyi bir konuma getiriyor. Bunun yalnızca başlangıç olduğu ve daha yapacak çok şeyimiz olduğu konusunda size katılıyorum" dedi.

Bu adımı atmaktan memnuniyet duyduğunu dile getiren Bass, "Hükümetim adına, size ve meslektaşlarınıza bizi bu noktaya getirme konusunda, bu müzakere ve tartışma sürecinde sergilediğiniz yaklaşımdan ötürü çok teşekkür ediyorum. Söz konusu yaklaşımın, aramızdaki stratejik ortaklığın dayandığı prensipleri ve nasıl hayata geçirildiğini gerçekten yansıttığını düşünüyorum" diye konuştu.

Türkiye ve ABD'nin müştereken uygulayacağı programın önümüzdeki günlerde başlaması öngörülüyor.

Diplomatik kaynaklar programın amacının, Suriye'de Cenevre Bildirisi temelinde gerçek bir siyasi dönüşümün gerçekleştirilmesi olduğunu ifade etti.

http://www.gazetevatan.com/turkiye-ile-abd-arasinda-imzalar-atildi--741826-gundem/


a45UyF587661-150303160748 Oraj Poyraz cimcime@neomailbox.net
2015/03/04  07:21 52  28  4 undefined

 

Once kendi gidecegin yolu ogren sonra ogretmeye kalk.

Buddha

6 gunde yaratmak
KAF 38.
Andolsun biz, gokleri, yeri ve ikisi arasinda bulunanlari alti gunde yarattik.
Bize hicbir yorgunluk cokmedi.
FURKAN 59.gokleri, yeri ve ikisinin arasindakileri alti gunde yaratan, sonra ars a istiva eden (ona hukmeden) rahman dir.
Bunu bir bilene sor.
FUSSILLET 9.de ki: gercekten siz, yeri iki gunde yaratani inkar edip o na ortaklar mi kosuyorsunuz?
O, alemlerin rabbidir.
FUSSILLET 10.o, yeryuzune sabit daglar yerlestirdi.
Orada bereketler yaratti ve orada tam dort gunde isteyenler icin fark gozetmeden gidalar takdir etti.
FUSSILLET 12.boylece onlari, iki gunde yedi gok olarak yaratti ve her goge gorevini vahyetti.
Ve biz, yakin semayi kandillerle donattik, bozulmaktan da koruduk.
Iste bu, aziz, alim Allah in takdiridir.
BAKARA 117.(o), goklerin ve yerin essiz yaraticisidir.
Bir seyi dilediginde ona sadece ol! der, o da hemen oluverir.

Medya ve siyasetciler hep bizi bolen seylerden bahseder.
Bizi birbirimizden farkli yapan seyler.
Butun toplumlarda ki yonetici siniflar hep boyle calisir.
Geri kalan insanlari bolmeye calisirlar.
Zenginler parayi alip kacmak icin alt ve orta siniflari birbirine kirdirir.
Oldukca basit birsey ve hep ise yarar.
Farkliliklara vurgu yaparlar.
Irk,din,etnik ve milli gecmis,is,gelir,egitim,sosyal statu, cinsiyet.
Birbirimizle kavga etmemiz ve onlarin bankaya gidebilmesi icin herhangi bir sey.

George Carlin


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







This eMail was sent by Oraj Poyraz at cimcime@neomailbox.net.
For questions and changes contact the Group Administrator: at cimcime@neomailbox.net.
If you want to unsubscribe from this orajpoyraz@emaildodo.com Group click here
To file a complaint please send an eMail to: complaints@emaildodo.com

Para kadin gibidir. Onu oksamazsan kacirirsin.

Paul Getty

ZARIYAT - 56 Ben cinleri de insanlari da ancak bana kulluk etsinler diye yarattim.
A RAF - 179 Andolsun ki, biz cinlerin ve insanlarin cogunu cehennem icin yarattik.
Onlarin kalpleri vardir ama, anlamazlar.
Gozleri vardir ama o gozlerle gormezler...

Ben size manevi miras olarak hicbir ayet, hicbir dogma, hicbir donmus ve kaliplasmis kural birakmiyorum.
Benim manevi mirasim bilim ve akildir.
Zaman suratle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlik telakkileri bile degisiyor.
Boyle bir dunyada, asla degismeyecek hukumler getirdigini iddia etmek, aklin ve ilmin gelisimini inkar etmek olur

ATATURK, 1933, Milli Egitim Bakani Dr. Resit Galip e hitaben, Ismet Giritli, Kemalist Devrim ve Ideolojisi


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder