'Hiç de barışçıl bir hava görmüyorum'
8 Kasım 2015 09:31
Tarihçi profesör İlber Ortaylı, Hürriyet'ten Çınar Oskay'ın sorularını yanıtladı.
Çınar Oskay'ın Ortaylı ile söyleşisinin bir bölümü şöyle:
Hocam, 1 Kasım seçimlerinde ne oldu? Laikler, demokratlar, AB yanlıları, AK Parti karşıtları dükkânı kapayıp, kapağı başka bir yere mi atsın?
Tam manasıyla partisiz ve silahsızlar. Onları temsil etmesi gereken partilerin bilgi birikimleri, politik görgüleri, teşkilatlanma gelenekleri, tecrübeleri sıfırın altında. Nasıl, bir kasaba İslam'ı varsa, karşısında kasaba ilericiliği, kasaba sosyalizmi de var. Mesela çevre politikasını mı eleştirecek? İl başkanlarını biliyorum, hepsi kasaba müteahhidi! Nasıl alternatif olsun?
Toplumda da yok mu bilinçli bir tepki?
Var ama toplumu biri organize eder, şekillendirir. Toplum sokağa çıkıp Lamartine'lik yapamaz, Victor Hugo'luk yapamaz. (Fransız Devrimi'nin aydınları) Hiçbir yerde yapamamış. İnsanlar ortaya çıkmış, toplumun şikâyetlerini formüllendirmiş.
Şimdi ne olacak peki? İktidar balkon konuşmasında ve başka zeminlerde yine uzlaşma mesajları verdi.
Başbakan "Biz sizi kucaklıyoruz" dedi, Erdoğan'dan duymadım. Televizyonlarda görüyorsun… Türkçeyi, özendikleri Osmanlıca'yı telaffuz edemeyen adamlar, "Bizi küçük görenler bu dev başarıdan ders alsın" diyor. Başarı dediği, yüzde 49.5. Yüzde 50.5'un kendisinden bile sinirli olduğunun farkında değil. Bu tehlikeli bir provokasyon. "Haddini bilsinler" diyor, sanki kendileri hadlerini biliyormuş gibi. "Otokritik yapsın, sonra oturup konuşuruz" diyor. Dolayısıyla hiç de barışçı bir hava görmüyorum. Bir arkadaş yazı yazdı, "Devlete karşı isyan yok Türk tarihinde" diye.
Doğru mu?
Yani bu kadar isyan kime karşı olmuş? Devlet dediğin, gökteki görünmez bir peri mi? İç harp dediğin devlete karşı isyan değildir. Kim kimi vuruyor, belli değildir. Sovyet harbi literatürde yazıldı. İspanya ve Yunanistan bazı şeyleri hatırlamıyor. Bilhassa Yunanistan için yüz kızartıcı bir şeydir. Böyle şeyleri tartışmak, bilmek gerek ki, uzak durabilelim.
Gerilim bu kadar büyük mü?
Teşvik ediyorlar. O aşamaya getiriyorlar.
Neden böyle yapıyorlar?
"Herkes kendine gelecek!" diyor. Öyle bir şey olur mu ya! Sen yüzde 49.5'sin. Yüzde 50.5 da öbür tarafta… Nedir yani? İnsanların çok dikkatli olması şart. İpin ucunu kaçıran matbuatın, birtakım grupların kendilerine hâkim olması gerekir. Aksi takdirde hepimize çok yazık olacak.
Kendisi de sizin gibi bir profesör olan Ahmet Davutoğlu bir gazeteye baskın yapan birini yanında oturttu ve birlikte poz verdi.
Genel Yayın Yönetmeni'ne "Sen korkaksın" demişti. Yok, eline tahta kılıç alıp fırlayacaktı. Korkunç bir şey. Herhalde "Bizim yaramaz çocuk, bizim deli oğlan" diye bakıyorlar. Bir yerde bir kolon devrilirse, altında kim kalır belli olmaz. Bizim gibi kalabalık ve sorunlu ülkelerde herkesin, her partinin, en başta hükümetin fevkalade dikkatli olması gerekir. Küçük provokasyonlar, çatlamalardan büyük şeylere gidilebilir. Bunu unutmamak lazım.
İktidarın genel vizyonu ne? Türkiye'nin dümenini Doğu'ya çevirmek mi?
Doğu moğu, bunları bilmiyorlar. Maalesef hükümetlerimiz dünyayı tanımıyor. Mesela bir ilahiyatçıyla konuştum. Bana Halep Türkmenlerinin Şii, dolayısıyla Nusayrilerle bir olduğunu, bunun da Özgür Suriye Ordusu'nu kızdırdığını söyledi. Özgür Suriye Ordusu'ndaki ahmaklar Halep Türkmenlerini dövmekle meşguldü o ara. Dedim ki, "Affedersin, bu masalı başka birine anlat. Senden dinleyecek değilim". Bu tür politikalar fevkalade bilgisizliğe dayanıyor.
Türkiye, Mısır'ın, Irak'ın, Suriye'nin durumuna düşebilir mi?
Hayır, düşemez. Her şeye rağmen bir devlet var, ordu var. Gelenek, üretim, işçi sınıfı var. Çok ezilmiş olsa da bir köylü sınıfı var. Böyle bir ülkenin Irak, Suriye olması mümkün değil. Ama bir şey ortaya çıkar, parçalanma noktasına gelinir. Bunun sonunda da kimse mutlu olmaz.
Kutuplaşma ülkeyi ortadan yardı sanki. Bu iki kesim nasıl uzlaşacak?
Vallahi, biz uzlaşmalarını değil, birbirlerine tahammül etmelerini istiyoruz. Batı'da bile böyle. Almanlar iflah olmazdır, "A, o kırmızı" derler sosyalist partiliye. Avusturya'da "Braun" derler faşist parti için. Fakat bunlar devlet dairesinde kavga etmez. Tayinlere bu işler karıştırılmaz. Bir okulda o öğretmen, bir okulda bu öğretmen olmaz. Millet birbirine tahammül eder. "Ben muhafazakârım, bu kadın sosyalist" diye iyi bir manikürcüyü dışlayamazsın. Tırnakların ona muhtaçtır. Türkiye'de daha buraya gelinmedi. Yeni açıldı, bir neslin içinde şehirleşti. İlhan Tekeli buna "Beğenelim, beğenmeyelim, başarıdır" diyor. İyi ama birtakım şeyleri de bulamıyorsun işte. Şehrin gerektirdiği konsensüs, uyum yok. Dışlama olabilir ama varlığını kabul edeceksin. Bu balans çok önemlidir. Onu yapamıyoruz, bütün sorun oradan geliyor.
Basına, diğer kurumlara ağır baskı oldu. Toplum bu kurumları yeterince korudu mu?
Her gün her hastanede hekim dövülüyor. Birtakım adamlar, 80 yaşında amcası öldü diye kabile halinde basıyor doktorun ofisini. İnsaf birader yani! Takım halinde önce doktoru, onu bulamadıysa hemşireyi, hastabakıcıyı dövüyorlar. Hastaneye giden öbür insanların sesi çıkmıyor. Şimdi bunu İngiltere'de düşünebilir misin? Böyle hödükler doktor dövecek, o poliklinikten hizmet alan halk "Bana ne" diyecek.
Neden "bana ne" diyorlar? Korkaklıktan mı?
Korkaklık ve alakasızlıktan. Bunların kendisiyle ilgisini de ölçemiyor.
Yaşadığımız döneme tarihçiler bir ad verse ilerde, ne olur?
Aman 'restorasyon' filan deme, neyin restore edildiğini kendi de bilmiyor.
* * * *
http://www.taraf.com.tr/hic-de-bariscil-bir-hava-gomuyorum/
a45UyF587661-151109131352 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2015/11/09 14:00 1 39 undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com
Dum vivimus vivamus.
* * *
Hayattayken yasayalim.
Yakmak icin yaratmak
A RAF 179.andolsun, biz cinler ve insanlardan bircogunu cehennem icin yaratmisizdir.
Onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gozleri vardir, onlarla gormezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler.
Iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da saskindirlar.
Iste asil gafiller onlardir.
Muhammet uzun bir devirdeki tefekkurlerin mahsulu olan ayetleri luzum ve ihtiyaclara gore takrir ediyordu
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_gundem@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder