7 Mayıs 2013 Salı

15-Mustafa Mutlu: Asıl hâkim ‘zaman’dır!


Mustafa Mutlu: Asıl hâkim 'zaman'dır!

07 Mayıs 2013

Menderes ve arkadaşları asıldı bu ülkede…
12 Mart döneminde de dün ölüm yıldönümlerinde andığımız Deniz Gezmiş, Hüseyin İna
Asılmalarını isteyenlerin, buna karar verenlerin, kararı onaylayanların adı üç yıl sonra unutuldu.
Ama asılanlar, 40 yıl sonra kahraman ilan edildi.

Oysa yasanın emrettiğini yerine getirmişti savcılar, hâkimler, milletvekilleri, senatörler ve Cumhurbaşkanı…

Deniz'in fotoğrafını tişörtlere bastırıp giyiyorlar; ama…
"Süleyman hep başbakan, başbakan hep Süleyman"
diye adına şarkı bile yazılan ve "Üç Fidan"ın idamını yürekten savunan siyasetçiyi tanımıyor bugünkü gençler!

12 Eylül darbesinden sonra ise 517 kişiye idam cezası verildi; 36'sı asıldı.
Biri Erdal Eren'di; 17 yaşındaydı sadece…
Kenan Evren, onun için kurdu meşhur, "Asmayalım da besleyelim mi?" cümlesini…

Bugün Erdal Eren destan oldu, Kenan Evren yaşayan ölü!
Sadece o değil; 36 idama karar verenlerin hepsi.
12 Eylül'ün asker, siyasetçi, bürokrat ve hukuk camiasındaki tüm figürleri unutulup gitti!

Aynı kafa…

Bugün idam yok ama aynı zihniyet iş başında:
Binlerce muhalif, çoğu düzmece olduğu kanıtlanan uyduruk deliller yüzünden cezaevinde.
Hâkimler, savcılığa soyunup suçluyor onları.
Savunma haklarını kısıtlıyor!

İşte bu yazıyı o hâkimler için yazıyorum:

Bugün oturduğunuz o koltuklarda çok güçlü görünebilirsiniz beyler!
Hele o cüppeyi üzerinize geçirince;
sadece mahkemenin değil, dünyanın da hâkimi olduğunuzu sanabilirsiniz…

Fakat "zaman"
O söyler son sözü.
O verir son kararı.
Bu yüzden mahkemelerde değil, vicdanlarda hüküm giymemektir önemli olan!
Oysa siz… Ya da en azından birçoğunuz…

27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül hâkimlerinden bile daha suçlusunuz!

Onlar, en azından ellerindeki yasalara dayandırdılar kararlarını.
Ama siz yasaları bile uygulamıyorsunuz!

Kin güdüyorsunuz… "Dava adamı" oluyorsunuz…

Bir rica…

Şimdi sizden bir ricam var hâkim beyler:

Çıkarın o cüppeleri ve spor bir kıyafetle geçin ayna karşısına…
Bir gömlek, bir kot pantolonla örneğin.
Sakalınız da iki üç günlük olursa iyi olur; gerçeği görmeniz için…

İyi bakın aynadan yansıyan aksinize; çünkü o görüntüdür asıl kimliğiniz!

Sıradan, güçsüz ve korumasız…

Çok değil; on-on beş yıl sonraki hâlinizdir gördüğünüz.
Kralı olduğunuz mahkeme salonlarından sokağa çıkacağınız andaki durumunuzdur!
Bugün ceza tehditleriyle, robocop'larla, biber gazlarıyla, tazyikli sularla sağladığınız itibar; üç para etmez sokakta…

Yalnız kalırsınız ve tek güvenceniz "iyi adam" olmanızdır…
"İyi" olamamışsanız eğer, tek ve mutlak hâkim olan "zaman" verir kararını:

Müebbet onursuzluk!

27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül hâkimlerini hatırlayın beyler:

Onlar gibi mi olmak niyetiniz?

Çukur!

25 Nisan günü, Ermeni soykırımı nedeniyle özür dilenmesini isteyen yüzlerce liboş Taksim Meydanı'nda toplandı; kimse onlara "Meydanda inşaat çalışması var.
Dev çukurlar açıldı, burada gösteri yapmak yasak"
demedi.
Ortada tek polis yoktu.
Kimsenin burnu bile kanamadı.

1 Mayıs'ta sendikalar İşçi Bayramı'nı Taksim'de kutlamak istedi.
Başbakan, İçişleri Bakanı, Vali ve Emniyet Müdürü arka arkaya demeçler yağdırarak Taksim'de gösteri yapılamayacağını, çünkü inşaat nedeniyle açılan dev çukurun tehlike oluşturduğunu söyledi.
Otuz bin polis ve jandarma meydana ulaşan tüm yolları kesti.
Büyük olaylar çıktı, onlarca kişi yaralandı, bir o kadarı gözaltına alındı.

Bu olaylardan sadece dört gün sonra Galatasaray şampiyon oldu; on bine yakın taraftar Taksim'e koştu.
Kimse onlara "dev çukur"u hatırlatarak, "Buraya gelmeyin" demedi.

Evet; ortada gerçekten bir "çukur" sorunu var!

Ama bu kesinlikle Taksim'deki çukur değil!

GÜNÜN SORUSU

Daha birkaç yıl önce milletvekili genel seçimlerinin beş yıl yerine dört yılda bir yapılması için anayasayı değiştiren iktidar, şimdi bu süreyi tekrar beş yıla çıkarmak için düğmeye basmış…
Çünkü Başbakan öyle istemiş!
Sorum size:

O günlerde sürenin kısaltılmasını hararetle savunan yandaş kalemler, bu görüş karşısında dik durup eskiye dönüşü eleştirebilecek mi?

Uyan Türkiye… (53)

Ergenekon tutuklusu Fatih Hilmioğlu, kanser.

Yargılandığı mahkeme, tedavisi için gereken koşulların cezaevinde olmadığını umursamıyor ve onu tahliye etmiyor.

O tahliye edilmediği için, ölümcül uyku apnesi hastalığına yakalanan Emekli Üsteğmen, Avukat Serdar Öztürk de tedaviyi reddediyor.

Biz de bu insanlık dramını devleti yönetenlere anlatmaya devam ediyoruz.

Devlet protokol listesine göre bugün sırada yeniden Adalet Bakanı Sadullah Ergin var.
Sarılın kalemlere ve siz de duygularınızı yazın:

Faks.(0312) 419 33 70

E-posta: info@adalet.gov.tr

VATAN

a45UyF587661-201305070946-15
^^^^^ - vvvvv

--
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Circa
Yaklasik, dolaylarinda
(Ingilizcede de tarih anlaminda aynen kullaniliyor)

Latince Atasozleri
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com

Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder