15 Ocak 2014 Çarşamba

10-Orhan Bursalı : Bırakın Şu 'Darbe' Palavrasını

Abi soruyor.
Sizin derdini ne diyor?
Amacınız Cemaatçi yapılanmayı tasfiye etmek mi, yoksa yolsuzlukları örtbas etmek mi diyor.
Ben açık seçik ifade ediyorum.
Hatta bu arada Turgut Özal gibi kalemimi de sallayarak söylüyorum.

Benim ilk ve en büyük amacım, devlet aygıtından cemaatçi yapının tasfiyesi.
Bu bir kadro, bir insan değil.
Bu bir arızalı fikir, bir kuru slogan değil.

RTE'nin tasfiyesi bu sonraki iş.
Çok da kafamı takmıyorum.
Sonuçta bir fani, ölümlü kişi.
Çok kolay, çok basit.

RTE mahkum olduğu sona ulaşana kadar üç beş yıl daha yediği paraların sefasını sürer.
Ama bu arada yapması gereken ilahi görevler var.
İlahi diyorum, çünkü önce kendi dötünü kurtaracak.
Kendi dötünü kurtarırken, Türk milletinin de, devletin de dötünü kurtaracak.

Amerika başta olmak üzere batı, batılı oligarklar.
Türk devletinin ve halkını baş düşmanı.
Yüzyıllardır Türkü Moğolistan steplerine sürme davası var.
Biz mutlakiyet, meşruti monarşi, cumhuriyet falan derken bu günlere kavuştuk.
Bir sürü şey değişti, değişiyor.
Ancak, Türkün bu topraklardan uzaklaştırılması ideali değişmedi.
O sabit.

O yüzden ben diyorum ki, bırakın şu civanmert, şu yiğit başbakanı.
Görevini yapsın.
Uzun zaman ihanet etti, berbat etti.
Bir sürü şeyi bozdu.

Şimdi kendi dötünü kurtarmak için bize çalışacak.
Bari buna da engel olmayın diyorum.

Oraj POYRAZ


Orhan Bursalı : Bırakın Şu 'Darbe' Palavrasını

İktidar ve yandaşları "Devlet içindeki cemaat yapılanması bize darbe yapıyor" diye tutturdu ya...
Ve buna dayanarak alelacele Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu tamamen bakan ve başbakana bağlayacak anayasaya aykırı değişiklikleri gündeme getirdi ya...
Birçoğumuz da "evet, illegal cemaat yapısı temizlenmeli" diyor ya...

Hiç şüphem yok...
Cemaat yapısının, bu yarı illegal hiyerarşik örgütlenmenin temizlenmesi gerek.
Çünkü ellerine devlet yetkisini geçirdiklerinde nasıl tuzak kurduklarını, sahte delil üreterek masum insanlara hayatlarını nasıl zehir ettiklerini, bu konuda utanmazlık duygusu ve hiçbir vicdan, yasa, anayasa tanımadıklarını gördük...

Ama durun...
Mesele yolsuzluk ve rüşvet...
Kimin, ne zaman, hangi amaçla bu yolsuzlukların üzerine gittiği önemli mi?
Diyelim ki cemaat bir iktidar savaşı perspektifinde, diyelim ki doğrudan Başbakan ve yakınlarını hedef alan bir soruşturmaya girişti...
Salt, bu soruşturmayı "cemaatçi yapı" sürdürüyor diye, yolsuzluk ve rüşvet olaylarını beşinci plana mı atacağız ve görmezden mi geleceğiz?

İktidar ve yandaşları kampanyalarını cemaat üzerinden sürdürüyor...
Diyorlar ki bakın ne kadar kötü...
Evet, aynı düşüncedeyiz.
Bunu biz yıllardır yazıyoruz.
O zaman sizler cemaati "becerileri" ile çok güzel kullanıyordunuz.
Şimdi, ciddi bir soruşturmayı size yönelik açtıkları için mi tu kaka oldular?!

Sizin niyetiniz, cemaati mi tasfiye etmek yargı ve Emniyet'ten?
Yoksa, bu tasfiye ile ayrı zamanda rüşvet ve yolsuzluk olaylarının soruşturulmasını mı önlemek?
Ve bu bahane ile tüm yargıyı tamamen denetiminiz altına mı almak?!

***

Şimdi bir başka denklem kuralım ve niyeti ortaya çıkaralım...

Diyelim ki yargıda ve Emniyet'te bir "cemaat yapılanması yok"...
Devletin normal memurları, yasalar çerçevesinde "özgürce" hareket ettiler (normal ülkelerdeki gibi) ve bakanlara ve Başbakan'ın oğluna kadar uzanan yolsuzluk ve rüşvet ağını saptadılar...
Tıpkı bugünkü gibi tutuklamalar, soruşturmalar yapıldı ve bakanlar da yine istifa etmek zorunda kaldı!..

***

Böyle bir durumda, Başbakan, iktidar ve yandaşları ne yapacaklardı?
Namusluca herkes yanıt versin: Yasalar karşısında boynumuz kıldan ince mi diyeceklerdi?

Yoksa, "Yargıda ve Emniyet'te, nedense gözümüzden kaçan Kemalist yapılanma bize tuzak kuruyor" mu diyecekti...

Veya "ABD ve ülkemizin düşmanları devlet içindeki ajanları aracılığıyla Başbakanımızı devirmek, hükümeti yıkmak için operasyon yapıyor" mu?

Veya ne diyeceklerdi, hadi yandaşlar, bir yanıt lütfen: Susup oturacak mıydınız!?

***

Şüphesiz ki, on bin kez hayır!

Tıpkı bugünkü gibi kıyamet kopartacaktınız...
Hükümet derhal "Kemalist" veya "ajan" savcı ve hâkimleri temizlemek için, HSYK'nin yapısını tıpkı bugünkü gibi değiştirmek için harekete geçecekti...

Yani bugün yaşadığımız kıyameti aynen yaşayacaktık!

Çünkü, iktidar için önemli olan, 12 yıllık dönemindeki bunca yolsuzluğu ve rüşveti ortaya çıkarmayacak, soruşturmayacak, araştırmayacak, kendi denetiminde bir Emniyet ve yargı sistemi kurmak...
(Birileri buna "demokrasi geliyor" diyor da gülmekten ölüyorum!)

İktidarın bugün giriştiği iş budur.
HSYK, bu işleri soruşturmaya kalkacak olan yargı mensuplarının kafasına kafasına inecek...
Savcılar ve hâkimler de korkudan hiçbir şeye dokunmayacak...
Tıpkı Deniz Feneri'nde yaptıkları gibi...
Çünkü orada, soruşturmayı sürdüren savcılar, tuzaklarla, üstelik mahkeme önüne çıkarıldı ve sanık yapıldı.

Böyle alçakça bir düzen kurulu durumda...

Bu düzenin cemaatle ilgisi var mı?
Silivri ve benzeri yargılamalarla var!
Çünkü aynı soydan ve soptan...
Onlar kendilerine engel olarak gördükleri insanları, düzenleri ve orduyu hedef alarak bu kepazelikleri yaptı.
Kendilerini faş eden gazeteci ve yazarları susturmaya kalkıştı.
İktidar da, yolsuzluk ve rüşvet düzenini korumak için çalıştı.

Şimdi cemaat, iktidar çatışmasıyla, bu rüşvet düzenine kılıcını saplayınca, feryat figan "vay darbeciler." kıyameti kopartıyorlar...

HSYK'yi değiştirme ve Emniyet'i temizleme girişiminin esas amacı budur.
Rüşvet ve yolsuzluk düzeni bozulmadan sürsün...
Cemaat rüşvet/yolsuzluk operasyonu yapmadan önce, iktidarın vaaay devlet içinde illegal yapılanma gibi bir dertleri yoktu!

Aslında iktidarı paylaşsaydılar cemaat ile, onlar da bu düzene göz yumacaklardı, belki de kesin darbeyi sonra indireceklerdi...

Türkiye kazanacak

Bu çatışmadan kim kazanacak, kim kaybedecek yorumları...
Genel kanı: İkisi de kaybedecek...
Bunun için de arabuluculuk, yapma etme bak ikimiz için de kötü oluyor, Allah, peygamber, din, ayet söylemleri gırla...
Birleşin, bu pislik düzenini sürdürün!
...
Herhalde dinin kötü amaçlara bu kadar alet edildiği bir dönem yaşamadık..
Demek bu kadar ucuzmuş iş...

Ama kimse bu çatışmadan Türkiye'nin kazanma olasılığını gündeme getirmiyor..
Evet Türkiye kazanacak!

Birincisi, "yargı ya iktidara veya cemaate bağlı olacak" gibi bir dayatma ile karşı karşıya olduğumuz ortaya çıktı...
Hayır "Yargı yasalara, anayasaya, hakka, hukuka, vicdana bağlı olmalı"yı gerçekleştirmeliyiz...
O zaman Türkiye kazanır...
Bu sesi ana slogan yapmalı Türkiye...

İkincisi, devlet içinde cemaatin Silivri yargılamalarındaki kumpaslarının ortaya çıkması...
İktidar mecburiyetten bu noktaya geldi!
Şüphesiz ki bu da yaşadığımız 5 yıllık alçaklık dönemini bitireceği için de, Türkiye için büyük kazanç...

Zaman temizlenme zamanı...


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
ESKILER ALIYORUM
. . . . . .
Eskiler aliyorum
Alip yildiz yapiyorum
Musiki ruhun gidasidir
Musikiye bayiliyorumSiir yaziyorum
Siir yazip eskiler aliyorum
Eskiler verip musikiler aliyorumBir de raki sisesinde balik olsam

Orhan Veli KANIK
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder