24 Temmuz 2018 Salı

ÜMİT KOCASAKAL : "YAŞAMIN ÜZERİNDEN BİR BULDOZER GİBİ GEÇECEK"

ÜMİT KOCASAKAL : "YAŞAMIN ÜZERİNDEN BİR BULDOZER GİBİ GEÇECEK"

19.07.2018

İstanbul Barosu eski Başkanı Ümit Kocasakal "Bu sistem deyim yerindeyse insanların doğanın toplumsal yaşamın üzerinden bir buldozer gibi geçecek" dedi.

"Kurtuluş kuruluştadır" diyerek Şubat 2018'de CHP Genel Başkanlığı'na adaylığını açıklayan İstanbul Barosu eski Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal o tarihten bugüne sessizliğini ilk defa bozdu. Hem yeni sistemi hem CHP'de yaşanan süreci değerlendiren Prof. Dr. Kocasakal Sözcü'den Nil Soysal'a tespitlerde bulundu. İşte Kocasakal'ın söyledikleri…

Uzun bir zamandır sessizsiniz…

Sürekli veya çok konuşmak her zaman bir şey söylemek olmadığı gibi bazen sessizlikler de çok şey söyler. Testi kırılmadan önce söylediklerim tespitlerim uyarılarım ortada. Ülkemin geleceği adına hayallerimden mücadeleden vazgeçmiş değilim. Bu benim ülkeme ve Cumhuriyete borcum. Ancak bazen soluklanmak düşünerek izlemek izleyerek düşünmek ve bunu bir yol haritasına dökmek daha doğrudur. Ayrıca üzerinde çalıştığım kitaplar var.

DEVLET CUMHURBAŞKANINA BAĞLI

Türkiye Cumhuriyeti fiili başkanlıktan resmi başkanlık sistemine geçti. İlk değerlendirmelerinizi alabilir miyim?

Aslında küresel bir planlama dahilinde yürüyen ve 2010 referandumu ile girizgahı yapılan bir sürecin sonuna geldik. Rejim değiştirildi devlet çökertildi ve tek bir kişiye indirgendi. Asıl şimdi ülkenin ve devletin tepesinde bulunan her şeye muktedir bir "vasi" ile gerçek vesayet rejimine geçildi! Başkanlık sistemi; kuvvetler ayrılığına dayalı kendi içinde bir mantığı kurumları kuralları ve denetim mekanizması olan başkanın her istediğini yapamadığı bir sistem. Bu bir hükümet sistemi de değil! Bu; gerçekte herhangi bir etkin hukuki ve siyasi bir denetimin hukuk güvenliğinin bulunmadığı nama yazılı bir "hükmetme" sistemi. Nitekim tahta çıkma ve taç giyme töreni de gerçekleşti! Zaten yayımlanan KHK'lar ve kararnamelerle devletin temel yapısı kurumları çökertildi devlet Cumhurbaşkanı'na bağlandı! Şimdi Cumhurbaşkanına bağlı ofisler oluşturuluyormuş. Gerçekte ise idare yargı yüksek mahkemeler üniversite vs. hepsi zaten Cumhurbaşkanına bağlı birer "ofis" haline geliyor. Ülke 150 yıl geriye götürüldü.

Ama yine de 600 vekilli bir Meclis var…

Ne Meclisi? Hangi vekil? Hangi yetkilerle? Meclis'in artık bu hükmetme sistemini görünürde meşrulaştırmak sözüm ona demokratik göstermek dışında bir işlevi etkisi yok. Aslında Meclis de bu anlamda Cumhurbaşkanına bağlı bir ofisten ibaret olacak.

NASIL İNİSİYATİF ALACAKLAR

Kabine için ne düşünüyorsunuz?

Her şeye karar veren istediği anda görevden alan bir kişi var. Nasıl inisiyatif kullanacaklar? Ekonominin hazinenin damada teslim edilebildiği bir yapı olsa olsa hanedanlık olur. Genelkurmay Başkanı'nın bakan yapılması; TSK'nın siyasetin içine çekilmesi ve yıpratılması değil midir? Toplumsal kutuplaşmaları körükleyen İçişleri Bakanı'nın yerini koruması kaygı verici değil mi?

Bu sistem "Türk tipi" diye tanıtıldı.

Buna "Türk tipi" demek Türklüğe Türk Milleti'ne ve tarihine hakarettir. Bir rejimin demokratik olup olmadığını belirleyecek olan sadece şeklen seçim yapılması değil etkin bir hukuki ve siyasi denetimin bağımsız yargı ve hukuk güvenliğinin olup olmadığıdır. Yargının bağımsız olamayacağı hukuk güvenliğinin bulunmadığı bu sistem deyim yerindeyse insanların meraların tarlaların doğanın toplumsal yaşamın hayatın üzerinden buldozer gibi geçecek. Nitekim buldozerin sesi duyulmaya başladı. Öyle anlaşılıyor ki OHAL görünürde kaldırılırken Türkiye'de artık sürekli bir OHAL ortamı olacak. İçişleri Bakanlığı'na verilen yetkiyle ülkenin eyaletlere bölünme tehlikesi var. Ama aksak ve eksik de olsa demokratik hayatı tatmış bu büyük ülke bu şekilde liyakatten ziyade tarikat ve aile kontenjanlarıyla kararname görünümlü buyruklarla yönetilemez. Hayatın gerçekleri ve ortak milli vicdan mutlaka devreye girecektir. Hep söylediğim bir şey var: Bazen kazanırken kaybedersiniz kaybederken kazanırsınız.

ÇOK ŞÜKÜR KOLTUK SEVDAM YOK

CHP'nin son kurultayında genel başkanlığa aday olan Ümet Kocasakal Nil Soysal'ın "Eğer kurultay yapılırsa siz yeniden aday olacak mısınız?" sorusuna şu karşılığı verdi: "Bu yapıda mı? Çok şükür bir koltuk sevdam derdim yok. Nitekim çok değerli bir makamı da ilkesel olarak kendiliğimden bıraktım (Baro Başkanlığı'nı kastediyor). Hiçbir zaman fırsatçılık da yapmadım. Bu partinin kurtarıcılara ihtiyacı yok. İdeolojik netliğe ihtiyacı var. Bunun yolu da CHP'nin mazisini hatırlayarak reddi mirastan vazgeçerek milli ve halkçı politikalarına yani özüne geri dönmesidir. "

AutoResizeImage.https://odatv.com/images2/2018_07/2018_07_19/04koca2.jpg

İNANDIRICI OLMAYAN MUHALEFET KAYBETTİ

CHP lideri seçimler sonrası yaptığı ilk açıklamada "Bu seçimin kaybedeni AKP'dir!" diyor. Kim kazandı o zaman?

Başarısızlığın ve beceriksizliğin üzerini örtmek adına insanların aklıyla alay etmektir bu. Halka masal anlatmayı bıraksın(lar). En azından biraz ciddiyet! Alim olmaya gerek yok. Sonuç da ortada fizik de ortada kimya da ortada. Ancak şu doğru: Aslında kaybetmeye hazır olan iktidar kazanmadı güven vermeyen ve inandırıcı olamayan muhalefet kaybetti. İnce taktiklerle düzeltilemeyecek kadar büyük stratejik hatalar yapıldı. Yüzde 30 oydan söz ediliyor. İktidarın bunca yıldır yaptığı hatalar yıpranmışlık tepki yaratılan umut ortadayken bu bir başarı mıdır? Bu oy oranı tıpkı 16 Nisan referandumunda olduğu gibi yanlış değerlendirilirse kişilere mal edilirse korkarım yeni düş kırıklıklarına götürür.

HDP OYLARI AKP'YE GİTMEDİ DE NE OLDU?

Eğer HDP barajı aşamasaydı AKP'nin Cumhur İttifakı'na bile ihtiyacı kalmayacaktı…

Kalmazsa kalmazdı… "HDP oyları AKP'ye gider" dendi. Şimdi o oylar AKP'ye gitmedi de ne oldu? HDP'ye gitti de ne oldu? Sözde açılım rezilliğindeki birliktelik ne çabuk unutuldu. Etnikçi bölgeci feodal HDP ne zaman Türkiye'nin partisi olmayı gerçek-organik sol olmayı başarabildi veya böyle bir derdi oldu? Yani Türkiye'ye büyük acılar yaşatmış Amerikan emperyalizminin "kara" gücü olmuş bir bölücü başının heykelini dikmekten bahseden bir yapıyı siz nasıl sırtınızda taşırsınız? İşte insanlar oy vermedi. Bu kadar basit. Bir de son derece yanlış bir yaklaşım ortaya konuldu: Türkiye'ye güvence şu kişi bu kişi. Hani tek adam rejimine karşı mücadele ediliyordu? Bu çok ben-merkezci bir yaklaşım değil mi?

HESAP VERMESİ GEREKENLER HESAP SORAMAZ!

CHP'de başlayan kurultay olacak mı olmayacak mı tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Başarı diye yutturulan büyük hezimetin daha 7'si çıkmadan kavga başladı! Kaldı ki her zamanki gibi hiçbir fikirsel bilimsel ve ilkesel içerik taşımayan kişiler üzerinden yürüyen sen-ben koltuk kavgası "taht" oyunları! Program konuşan yok ilke konuşan yok fikir konuşan yok kurucu değerler ya da altı oktan söz eden yok. Bir hezimetten sanal bir zafer ve şahsi rant devşirme çabası var. Üstelik daha 24 Haziran gecesinin "kuzuların sessizliği"nin faturası ödenmeden. CHP adım adım kurucu değerlerinden özünden Atatürk'ten altı oktan uzaklaştırılırken gerçek partililer tasfiye edilip yerlerine partinin dokusu ve siyasi DNA'sı ile uyuşmayan kişiler doldurulurken bu süreçte partide önemli yerlerde (milletvekili PM üyesi vs. ) olup da ses çıkarmayanlar örtülü ya da açık destek verenler şimdi ne oldu da (özellikle koltuklarını kaybedince) hangi yüzle birden hesap soran "akil adam" rolüne soyundular? Hesap vermesi gerekenler hesap soramazlar!

"SİYASİ RÜŞVET TEKLİFİ ?"

- Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Onursal Başkan" olması fikrine nasıl bakıyorsunuz?

Bu bir siyasi rüşvet teklifidir. Kim kime hangi hak ve yetkiyle veriyor bu payeyi? Hangi üstün başarılar için? CHP'nin tek bir ezeli ve ebedi onursal başkanı vardır o da Mustafa Kemal Atatürk'tür. CHP fikirsel ve ilkesel bir tartışma hesaplaşma yapılmaksızın kişiler üzerinden maç ve rövanş havasındaki kurultaylarla bir yere varamaz. Olsa olsa yeni seçilecek genel başkan da tıpkı şimdiki gibi 8-9 kez "yenilme hakkını" kullanır parti de ülke de bir 10-15 yıl daha kaybeder! CHP kendi olamadığı için kaybetti ve kaybediyor. Davası olmayan neyi kazanacak? Mavi boncuk dağıtıp her şey olmaya çalışırsanız hiçbir şey olamazsınız. Özüne dönmediği sürece CHP'nin kazanma şansı yok. İktidar hedefi ve şansı olmayan "atalet" yürüyüşüne kandırmaya ve kandırılmaya devam ne yazık ki. Şu gerçeği bıkmadan söylemeyi sürdüreceğim: Kurtuluş kuruluştadır Atatürk'tedir.

Odatv.com

https://odatv.com/images/2018_07/2018_07_19/yasamin-uzerinden-bir-buldozer-gibi-gececek-19071831_m2.jpg?v=1531974664

--
Cave canem
Dikkat, kopek var.
(Pompei de bir evin girisinde mozayik uzerinde bulunan yazi)

Latince Atasozleri

--

Said-i Nursi:
Ben Risale-i Nur u, ovmekle, ondan overek soz etmekle aslinda Kuran i ovmus oluyorum.
Cunku Risale-i Nur, Kuran in en guclu bir tefsiridir.
Hatta ondaki olanlar, Kuran daki olanlardan sizmis, suzulmus seylerdir.
Onun icin Risale-i Nur u hakli olarak ovuyorum
Iste Said-i Nursi ye gore, Said-i Nursi budur.
Boyle bir ulu kisi (!) dir.
Kendisini boyle tanitiyor Said-i Nursi.
Bir insanin, kendisinden boyle soz etmesi, kendisini boyle tanitmasi icin akil ve ruh hastasi veya maksatli olmasi gerekir.
Acaba bu ihtimallerden hangisi dogrudur?
Yoksa ikisi de dogru mudur?

Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.

--


Kaynak:
ATATURK, Kazim Karabekir, Pasalarin Kavgasi

--

Kanit gosterilmeden yapilmis bir iddiayi curutmek icin kanita ihtiyac yoktur.

Christopher Hitchens

a45UyF587661
--


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder