31 Ağustos 2015 Pazartesi

Ahmet Kılıçaslan AYTAR : YARATICI KAOS

Ahmet Kılıçaslan AYTAR : YARATICI KAOS

ABD uluslararası politikada yeni bir hegemonya tesis ederken, Ortadoğu'da giriştiği askeri işgal ve müdahalelerde olduğu gibi ülkelerin ekonomik, sosyo-kültürel, politik yapılarına sert şoklar uyguluyor.

Bu "Yaratıcı Kaos Doktrini"dir.

10 yıl önce Irak'ta, önce savaşın A-günü ('A' hava saldırısı) harekâtıyla başlayacağı, tahmin edilemez bir gök gürültüsünün yaratacağı şok ve dehşetin Saddam'ın askerlerinde muazzam bir isteksizlik ve acizlik oluşturacağı düşünülmüştü.

Ardından ekonomik şok uygulandı.

Ülkenin yeniden inşası için para vaad edildi, hatta Irak ticari işlere açık ülke olarak ilan edildi.

Irak'ın parası-pulu, varı-yoğu Amerikan şirketlere aktarıldı, eğer bir Irak'lı iş için gelirse taşeron listesinin sonuna yazılıyordu!

Iraklılar sürüm sürüm süründürüldüler...

Sonra kaosun yaşandığı ülkede müzeler, tarihi kalıntılar, kültür değerleri yağmalandı.

Bu suretle sadece yeni bir ekonomik sistem yerleştirmek için boş topraklar yaratılmıyor, bunun gelecekteki temellerini atmak amacıyla kültürel bir holokostla birlikte boş bir sayfa oluşturuluyordu.

Nihayet, muhalefeti bastırmak için agresif yöntemlerle şok enformasyon uygulandı.

İşgalin ilk gününden başlayarak on binlerce Iraklı hapishanelerde çok ağır sorgulama tekniklerinden geçti.

Herkesin aklı şaştı, sus-pus oldular.

Bu anlamda Irak Savaşı, modern tarihin en özelleştirilmiş savaşıydı.

Şimdi aynı doktrini, çok daha özel, IŞİD radikal örgütü uyguluyor...

Bugün ABD, halâ Arap İslam toplumları ve topraklarını küçük küçük parçalara ayırma, ulusal ordularını zayıflatma ve bölgeye İsrail'e bağlı ordular vasıtasıyla hakim olmak için "Yaratıcı Kaos" stratejisini uyguluyor.

Öncelikle İsrail'in güvenliğinin mütemadiyen tehlikede ve beklemede kalmamasını öngörüyor.

O yüzden Suriye Cumhurbaşkanı Beşir Esad'ın, "Eğer Şam'da rejim devrilirse, Orta Doğu'dan Uzak Doğu'ya kadar geniş bir coğrafya karışır, istikrarsız hale gelir" iddiasının doğruluğunu, kanına girdiği onbinlerce insanın, çökerttiği Suriye aile yapısının ve Suriye'nin pahasına sessizce kabul ediyor.

Ya sonra?

1- Nükleer anlaşma ile elini güçlendiren İran İslam Cumhuriyeti ile cepheleşmekten kaçınıyor.

2- Ama Orta Doğu'daki gücü Suudi Arabistan ve İran arasında dağıtabilmek için İran'ın nüfuz ettiği alanlarda karşısında Sünni Arapların oluşturduğu bir savunma örgütünü de kurmuş bulunuyor.

3- Gücün Suudi Arabistan ve İran arasında dengeli dağılımı için Suriye ve Türkiye Kürtlerinden destekli bağımsız Kürdistan'ın, Irak toprakları üzerinde Sünni Araplar için bir koridor oluşturma çabasının yoğunlaşmakta olduğu bir süreci geliştiriyor.

Çünkü olası bir İsrail-Filistin Barış Anlaşması'nı ergeç Suriye ile yapılacak ve Irak'ın teyid edeceği bir barış anlaşmasının takip edeceğini biliyor.

O yüzden merkeze aldığı İsrail ve güvenliği için Irak'ta mevcut güç-gelir paylaşımına dayalı idari yapıyı değişmeye zorluyor.

Bağımsız Kürdistan'ı, çekildiği Irak'a yeniden dönmesinin sözkonusu olmadığı, Suriye Ordusu'ndan faydalanmanın olanağının bulunmadığı ve Irak Ordusu'nun da zayıf olması ortamında; Kürt bölgesi ve enerji kaynaklarını riske atacak hamlelere karşı arkasında bırakacağı bir güç olarak düşünüyor.

İsrail-Suriye arasında olası bir barış anlaşmasının şartlarından biri ise, her iki tarafın birbirlerinin iç işlerine karışmaması olmalıdır.

Bu yüzden Suriye'nin İsrail'in azınlıkları olan Filistinliler, İsrail'in Suriye azınlıkları olan Kürtler için birbirlerini manipüle etmemeleri gerekiyor.

Suriye'de bir Kürt koridorunun bunu sağlayabileceğini kuruyor.

Bu nedenle, şimdilerde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, Türkiye'de PKK, Suriye'de PYD Kürt ulusal gücünü pekiştirmek üzere siyasi, askeri, sosyo-kültürel ve ekonomik restorasyondan geçiyor.

Ceremesi Türkiye'ye patlıyor, her gün şehit haberleri geliyor, oluk gibi kan akıyor...

Olası İsrail-Suriye arasında bir barış anlaşması için bir diğer önemli unsur, İsrail'i bir Yahudi Devleti olarak tanıyacak Laik Araplar ya da BAAS partisinin olması gereğidir.

Bölgede İsrail'i bir Yahudi Devleti olarak tanıyacak, İslamiyet'ten ziyade Araplığı temel alan sol milliyetçi BAAS partilerinden başka bir oluşum bulunmuyor.

BAAS Suriye'de Cumhurbaşkanı Esad ile iktidarını koruyor, Irak'taki BAAS iktidarı ise ABD işgaliyle son bulmuştur.

Bu noktada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Osmanlıcılık hevesiyle, farklı kimliklerin ve farklı inançların bir ulus devletle değil, Ortadoğu'da devletler konfederasyonu sistemi içinde bir arada yaşayabilecekleri,

böylece bölgenin ya da Suriye ve Irak Kürdistan'ının ekonomik kaynakları üzerinde egemen olunacağı ABD senaryosu; bugün yerini Irak'ta Sünnilerin yaşadığı bölgede İŞİD'in Sünni halk üzerinde kurduğu baskı ile karmaşık etnik ve dini gruplar arasında ayrışmalara hız vermesi, bu ayrışmanın verdiği fırsatla Sünnilerin yaşadığı bölgede Irak BAAS'ının yeniden doğuşu senaryosuna dönüşmüştür.

Erdoğan, alay-ı valâ ile yere göğe sığdıramadığı İŞİD örgütünün Suriye'de Kürtlere, Irak'ta BAAS'çı Sünnilere açtığı kredilerin sonucunda aldatılmış olmayı içine sindirememiş olsa da, şimdi ABD'nin B. Esad ve İran blokunun müzakere için yol aramaya başlayacağı öngörüsü doğrultusunda, El Kaideci Nusra Cephesi, Ahrar'ı Şam Örgütü ve Türkmen Birlikleri destekli Özgür Suriye Ordusu güçlerinin, Esad'ın tamamına hâkim olduğu Lazkiye ve Tartus bölgesine yaklaşarak kuşatmasını teminen Türk Hava Kuvvetleri'ne Halep'in kuzeyinde IŞİD'e ait olduğu şüpheli hedefleri vurduruyor.

ABD'nin "Yaratıcı Kaos Doktrini" ile Türkiye'de PKK ve Suriye'de PYD'nin oluşturduğu Kürt koridoru desteği ile bağımsız Kürdistan, Suriye ile Irak toprakları üzerinde BAAS'çı Sünni Araplar için bir koridor oluşturma çabası,

Türkiye'den sonra giderek İran ve Rusya'yı zayıf düşürme siyasetine dönüşmüştür ve yeni komplikasyonları beraberinde getiriyor.

Nitekim Irak Parlamentosu 8 yıl aradan sonra yeni siyasi partiler yasasını onaylamıştır.

30 milyon nüfuslu Irak Yüksek Seçim Kurulunda kayıtlı 306 siyasi parti bulunuyor, söz konusu yasa istikrarı sağlamak adına siyasi partileri yeniden organize ediyor.

Özellikle IŞİD'in BAAS Partisi ve BAAS'çı politikacılar ve gruplarla bütünleşerek Musul gibi şehirleri işgal etmesinin ardından, bu yasa ile askeri ve yargı erki görevlilerine parti kurma hakkı ve siyasi partilere katılma hakkı verilmiyor.

Bu suretle Irak BAAS Partisi resmen yasaklanmış bulunuyor...

ABD'nin "Yaratıcı Kaos Doktrini" gibi sert güç uygulamasına, şimdilik Irak Şii hükümetinden yumuşak güç yanıtı alınmıştır.

Türkiye ise yeni belâların nereden ve nasıl geleceğini karartan Recep Tayyip Erdoğan'a takılmış gidiyor...

Ahmet Kılıçaslan AYTAR

ahmetkilicaslanaytar@gmail.com




a45UyF587661-150831134620 Mehmet Yazici <mehmet_yazici@runbox.com>
2015/08/31  14:10 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Ask kopegi bile kafiyeli havlatir.

Baument ve flecther

Resulullah sav buyurdular ki:
Sizden birinizin yemek kabina sinek dusecek olursa, onu iyice batirin.
Zira onun bir kanadinda hastalik, digerinde sifa vardir.
O, icerisinde hastalik olan kanadiyla korunur.
Ebu Davud, Et ime 49, 3844
Buhari, Tibb 58, Bed ul-Halk 14; Ibnu Mace, Tib 31, 3504, 3505

Nesai, Fera 117, 178

Kur an daki Celiskiler Ve Nedenleri (6)
VII) Seytanlari Gunluk Siyasetin Gereksinimlerine Arac Yapma Geleneginden Dogma Celiskiler!

Muhammed in kendi gunluk siyasetine seytanlari arac edinmek konusunda oldukca basarili bir yol izledigine tanik olmaktayiz. Her ne kadar seytan denen seyi kotuluk kaynagi olarak gostermek uzere Kur an a, Ey Ademogullari! Sakin seytan sizi aldatip yoldan cikarmasin. Nasil ki, ananizi, babanizi cennetten cikarmisti o... (Araf Suresi, ayet 27) seklinde ayetler koymakla beraber, bazi durumlarda Tanri nin seytanlari insanlara dost kildigini ve insanlari seytanlar araciligiyla saptirdigini soylemekten geri kalmamistir. Ornegin, kendisine rakip gordugu kisileri itibardan dusurmek amaciyla Kur an a. ayetler koyarken yaptigi budur. Birkac ornekle yetinelim:

Kur an in Araf Suresi nde, Tanri nin ayetlerine inandiktan sonra seytanin pesine takilip bu ayetlerden siyrilan kisinin hikayesi vardir: hikaye ye gore Tanri, (insanlarin birtakimi) Allah i birakip seytanlari dost edinmis ve kendilerini dogru yolda sanmislardi (Araf Suresi, ayet 30) diyerek Islama inanmayanlarin veya inandiktan sonra ayrilanlarin, seytana ayak uyduran, seytani kendilerine dost yapan kisiler oldugunu bildiriyor. Ve sonra Muhammed e sunu emrediyor:

Ey Muhammed Onlara, seytanin pesine taktigi ve kendisine verdigimiz ayetlerden siyrilarak azginlardan olan kisinin olayini anlat (Araf Suresi, ayet 175).

Tanri nin soylemesine gore bu kisi, vahiyleri yalan sayan ...dunyaya meylettigini ve hevesine (uyan) ve durumu dilini sarkitip soluyan kopegin durumu(na) benzeyen (Araf Suresi, ayet 176) bir kimsedir. Yine Tanri nin soylemesine gore, ayetleri yalan sayan kimselerin durumu boyledir, yani dilini sarkitip soluyan kopegin durumu gibidir (Araf Su-resi, ayet 176)(1)

Ancak, inkarci larin ve Kafir lerin seytana uyan kimseler olduklarini soyleyen ve bunlari dilini sarkitip soluyan kopege benzeten Tanri, bu soyledikleriyle taban tabana zit olmak uzere, Dileseydik onu ayetlerimizle ustun kilardik (Araf Suresi, ayet 176) demekte ve kisileri diledigi gibi dogru yola soktugunu ya da saptirdigini, yani seytana uydurdugunu eklemektedir:

Allah in dogru yola sevk ettigi kimse dogru yolda olur. Saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir (Araf Suresi, ayet 178).

Bu dogrultuda olmak uzere, Allah... istedigini saptirir (Nahl Suresi, ayet 93); Tanri dileseydi hepinizi dogru yola eristirirdi (Enam Suresi, ayet 149) vd...

seklinde konusmustur.] Bu celiskili ayetlerden anlasilan o ki, Tanri, hem bir yandan insanlari, seytanlara ayak uydurduklari ve bu yuzden yoldan saptiklari icin kinamaktadir hem de diger yandan Dileseydik onu ayetlerimizle ustun kilardik, dogru yolda sokardik ya da Tanri nin saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir seklinde konusarak bu kisileri seytanin pesine takip saptiranin bizzat kendisi oldugunu aciklamaktadir. Aciklarken de, Neden seytana uydunuz? diye sormakta ve seytana uyduklari Cin, onlari Dilini sarkitip soluyan kopekler diyerek azarlamaktadir. Goruluyor ki, celiski, sadece ayetler arasinda degil, ayni bir ayetin birbirini izleyen tumceleri icerisinde yer almis bulunmaktadir. Soz .konusu ayetlerin tumunu birlikte okuyalim:

Ey Muhammed! Onlara, seytanin pesine taktigi ve kendisine verdigimiz ayetlerden siyrilarak azginlardan olan kisinin olayini anlat. Dileseydik onu ayetlerimizle ustun kilardik; fakat o, dunyaya meyletti ve hevesine uydu. Dununu, ustune varsan da, kendi haline biraksan da, dilini sarkitip soluyan kopegin durumu gibidir. Iste ayetlerimizi yalan sayan kimselerin durumu budur... Ayetlerimizi yalan sayan, kendine zulmeden millet ne kotu bir misaldir.

Allah in dogru yola sevk ettigi kimse dogru yolda olur. Saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir (Araf Suresi, ayet 175-178).

Celiskilerle dolu bu ayetlerin, Umeyye b. Ebi s-Salt adindaki bir Arap sairin, Islama girmeyip peygamberlik hevesine kapilmasi nedeniyle indigini rivayet edenler (ornegin, Vakidi gibi kaynaklar) (2) yaninda, Yahudi ulemasindan Bel am b. Baura nin Yahudi peygamberlerine (ornegin Musa ya) karsi saygisiz bir tutum takinmasi vesilesiyle indigini bildirenler vardir (ornegin Beyzavi, Celaleddin, Taberi, Zemahseri vd... gibi kaynaklar).

Aslinda her iki rivayet ayni sonucu verecek olmakla beraber, biz burada Umeyye b. Ebi s-Salt $ikkini ele alarak sunu soyleyebiliriz ki, yukaridaki celiskilerin nedeni, Muhammed in bu saire karsi dusmanlik beslemesindendir. Cunku, bu unlu sair, peygamberlige heveslenmis ve bu yuzden Muhammed onu, bir bakima kendisi icin rakip gormustur. (3) Zira, Islam kaynaklarindan ogrenmekteyiz ki, Umeyye, zamaninin en guclu ve etkili .sairlerindendir. Tanri nin tek olusu fikrine ve ahret gunune iman etmistir. Bundan dolayidir ki, Muhammed onun Musluman olacagini sanarak, Umeyye... (siirlerinde) Musluman olmaya yaklasmisti diye konusurdu.(4)

Ancak. Umeyye, ne Islama girmis ne de Muhammed i peygamber olarak bilmistir. Kuskusuz ki, Umeyye gibi unlu ve herkesce sevilen bir sairin Islam olmasi Muhammed in isine gelirdi; cunku, onun sayesinde pek cok kisiyi kazanmasi mumkundu. Bundan dolayidir ki, onu Musluman yapabilmek ve kendisine bas egdirtebilmek icin bir hayli ugrasmis, fakat basaramamistir. Boyle bir basarisizlik, kendi prestiji bakimindan sakincaliydi. Iste bundan dolayidir ki, Umeyye yi, seytan tarafindan kandirilmis, yoldan cikarilmis gibi gostermek uzere, Kur an a. yukaridaki ayetleri koymustur. Koyarken de onu Musluman yapamamaktan dogma basarisizligini goz ardi edebilmek icin, Tanri nin keyfiligi fikrine siginmis ve Umeyye nin Islam olmamasinin nedenini, Tanri tarafindan saptirilmis olmaya dayatmistir.

Yukaridaki ayetlerde Tanri yi, Dileseydik onuBu celiskili ayetlerden anlasilan o ki, Tanri, hem bir yandan insanlari, seytanlara ayak uydurduklari ve bu yuzden yoldan saptiklari icin kinamaktadir hem de diger yandan Dileseydik onu ayetlerimizle ustun kilardik, dogru yolda sokardik ya da Tanri nin saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir seklinde konusarak bu kisileri seytanin pesine takip saptiranin bizzat kendisi oldugunu aciklamaktadir. Aciklarken de, Neden seytana uydunuz? diye sormakta ve seytana uyduklari Cin, onlari Dilini sarkitip soluyan kopekler diyerek azarlamaktadir. Goruluyor ki, celiski, sadece ayetler arasinda degil, ayni bir ayetin birbirini izleyen tumceleri icerisinde yer almis bulunmaktadir. Soz .konusu ayetlerin tumunu birlikte okuyalim:

Ey Muhammed! Onlara, seytanin pesine taktigi ve kendisine verdigimiz ayetlerden siyrilarak azginlardan olan kisinin olayini anlat. Dileseydik onu ayetlerimizle ustun kilardik; fakat o, dunyaya meyletti ve hevesine uydu. Dununu, ustune varsan da, kendi haline biraksan da, dilini sarkitip soluyan kopegin durumu gibidir. Iste ayetlerimizi yalan sayan kimselerin durumu budur... Ayetlerimizi yalan sayan, kendine zulmeden millet ne kotu bir misaldir.Allah in dogru yola sevk ettigi kimse dogru yolda olur. Saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir (Araf Suresi, ayet 175-178).

sekilde konusur kilmis olmasi bunun kanitidir. Daha baska bir deyimle, Umeyye nin, seytana kanip, saptigi icin Musluman olmadigini, onu saptiranin Tanri oldugunu anlatmistir. Boylece bir yandan Kur an a yeni bir celiski dizisi eklerken, diger yandan Tanri yi sanki seytanla basa cikamayan ya da seytan sayesinde insanlari saptiran bir Yaratan olarak, tanimlamistir. Daha baska bir deyimle, Umeyye ye karsi besledigi olumsuz duygularini, Tanri fikrindeki kutsalligi suphede birakabilecek sekilde ortaya koymustur.

Ote yandan Islama girmeyenleri seytanlarin dostu olarak gosterirken de yaptigi budur. Gercekten de Kur an da, Tanri nin, Biz, seytanlari inanmayanlara dost yaptik... diye konustugu yazilidir (ornegin bkz. Araf Suresi, ayet 27). Daha baska bir deyimle, Tanri, inanmayanlari, yani dogru yolda olmayanlari, seytanla dost yapmakta. Evet, ama insanlari dogru yola sokan ya da saptiran da bu ayni Tanri degil mi? Ornegin, bu ayni Araf Suresi nin .bir baska yerinde, ...Allah in dogru yola sevk ettigi kimse dogru yolda olur. Saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir (Araf Suresi, ayet 175-178) diyen yine ayni Tanri degil mi? Kur an boyunca diledigini dogru yola soktugunu, diledigini de dogru yoldanuzaklastirdigini soyleyen de o degil mi? Su durumda Biz, seytanlari inanmayanlara dost yaptik... derken, kendi kendisiyle celismeye dusmus olmuyor mu?
VIII) Toplumsal Duzene ve Sosyal Durumlara, Cikarci Yoldan Cozum Bulma Siyasetinden Dogma Celiskiler

Insanlar arasi iliskilerle ve sosyal sorunlarla ilgili olarak Kur an da yer alan ayetler bakimindan da celiski durumu soz konusudur. Bu celiskiler, Muhammed in sapli bulundugu onyargilardan ya da sosyal durumlara cikarci yoldan cozum bulma cabalarindan dogmustur. Ornek olarak sunulacak ayetler arasinda, insanlar arasi kardeslige ve esitlige yer verirmis gibi gorunen ayetlerle, kardeslik ve esitlik fikrini yok eden ayetler vardir: Gercekten de, Kur an da, insanlar arasi kardeslige ve esitlige yer verirmis gibi gorunen ayetlere rastlanir ki, bunlardan bazilari soyledir:

Hic suphe yok ki, muminler ancak kardestirler: onun icin iki kardesinizin aralarini duzeltin ve Allah tan korkun ki, rahmete sayan olasiniz (Hucurat Suresi, ayet l O).(5)

Ey insanlar! Dogrusu biz sizleri bir erkekle, bir disiden yarattik... Allah katinda sevabi en cok ve derecesi en yuksek olaniniz en fazla korkaninizdir (Hucurat Suresi, ayet 13).

Ancak, kardeslikten ve esitlikten soz eder gorunen bu tur ayetleri dikkatlice okur ve bir de bunlara ters dusenlere goz atacak olursak goruruz ki, bunlarda ne insanlar arasi kardeslikten ne -de esitlikten eser vardir! Yani bu yukaridaki ayetlerin (ve benzerlerinin) tum insanlar arasi sevgi ve kardeslikle hicbir ilgisi yoktur. Cunku, bir kere yukaridaki ayetlerde, Hic suphe yok ki, muminler ancak kardestirler... diye yazili. Yani tum insanlar arasi kardeslik ten degil, sadece Muslumanlar arasi kardes-lik ten soz edilmektedir. Muslumanlarin, Musluman olmayanlarla kardes sayilmalari soyle dursun, dost olmalari dahi yasaklanmistir. Kur an, Islamdan baska bir din ve inanca bagli olanlari sapik olarak tanimlamak yaninda, onlari kuculten ve onlara karsi savasmayi ongoren hukumlerle doludur. Kur an da yer alan ve Muslumanlar arasi kardesligi ongoren ayetler, esas itibariyle Musluman olmayanlara karsi dusmanlik beslemeyi pekistirmek amaciyla ongorulmustur. Ornegin, Hucurat Suresindeki ...muminler ancak kardestirler: onun icin iki kardesinizin aralarini duzeltin... (Hucurat Suresi, ayet 10) seklindeki ayetin yorumu bu dogrultudadir; zira, bu ayetle anlatilmak istenilen sey sudur:

Eger Muslumanlar kendi aralarinda kardesce ve baris halinde yasamazlarsa, kafirlere karsi guclu durumda olamazlar. Onun icin Muslumanlar birbirleriyle bozusmamalidirlar; bozusurlarsa barismaktan kacinmamalidirlar; bozusanlari baristirmalidirlar .(6)

Dikkat edilecegi gibi, kardeslikle ilgili olarak Kur an da gecen ayetler, butun insanlar arasi bir kardesligi hedef edinmis degil; aksine insanlardan bir kismini (yani Muslumanlari), insanlardan diger bir kismina (yani Musluman olmayanlara) karsi dusman ve saldirgan kilmak icin dusunulmustur.(7)

Ote yandan, Kur an da, insanlar arasinda esitlik olmayip kolelik , efendilik durumlarinin bulundugunu (ornegin, Nahl Suresi, ayet 75) ya da kadinlarin aklen ve dinen dun yaratildiklarini (ornegin, Bakara Suresi, ayet 282) ya da Muslumanlarin, kafirlere ustun bulunduklarini, cunku Islamdan baska bir dine yonelenlerin sapik sayildiklarini (ornegin, Al-i Imran Suresi, ayet 85) ya da Muslumanlar arasinda da ustun ya da asagi derecede olanlarin bulundugunu (ornegin, Araplarin Arap olmayanlara, Araplar icerisinde de Kureyslilerin diger Arap kavimlerine, ustun oldugunu) vurgulayan buyruklar vardir.(8)

Tekrar hatirlatalim ki, Muhammed, ilk baslarda kendisini, Arapca Kur an ile sadece Arap kavmine inmis gibi gosterirken, yavas yavas guclenip de Arap olmayanlari da kazanma sevdasina kapilinca, butun insanlara gonderilmis Peygamber gibi tanitmaya calismis ve Kur an a, Ey insanlar, biz sizleri bir erkekle bir disiden yarattik... Allah katinda sevabi en cok ve derecesi en yuksek olaniniz en fazla cekinenindir (Hucurat Suresi, ayet 13) seklinde ayetler koymustur. Ancak, butun bunlari yaparken, bir yandan sapli bulundugu onyargilar nedeniyle, diger yandan da kendi ozel cikarlarina yatkin dustugu icin, kolelik gibi eski bir Arap gelenegim surdurmekten geri kalmamis ve Kur an, Allah, hicbir seye gucu yetmeyen ve baskasinin mali olan bir koleyle, kendisine verdigimiz guzel nimetlerden sarf eden kimseyi ornek gosterir: Hic bunlar esit olur mu?.. (Nahl Suresi, ayet 75) seklinde ayetler koymustur. Koyarken de, koleligin, insanlar arasi esitlikle, kardeslikle bagdasmadigini ve bu nedenle yukaridaki ayetler arasinda celiski yattigini dusunmemis ya da buna aldiris etmemistir.(9)

Yine bunun gibi, Araplarin, Arap olmayanlara ustunlugune ve Araplar icerisinde de Kureys kavminin diger Arap kavimlerine ustun olduguna inandigi icindir ki, Kur an a Kureys basligiyla sure koyarak, Tanri nin Kureys e, yaz ve kis yolculuklarinda kolayliklar gosterdigini, onlarin uzlasmasini ve anlasmasini sagladigini, onlari acliktan doyurdugunu, her cesit korkudan uzak kildigini anlatmistir (ornegin, Kureys Suresi, ayet 1-4).

Fakat, bununla da yetinmemis, bir de ayrica Araplari insanligin en ustun sinifi olarak tanimlamis. Araplar icerisinde Kureys in en mukemmel, Kureysliler icerisinde de Hasimilerin daha mukemmel oldugunu anlatmak uzere Insanligin en mukemmel sinifi Araplardir; Araplarin en mukemmeli Kureyslilerdir; Kureyslilerin en mukemmeli ise Beni Hasim dir (10) seklinde yandan da kendi ozel cikarlarina yatkin dustugu icin, kolelik gibi eski bir Arap gelenegim surdurmekten geri kalmamis ve Kur an, Allah, hicbir seye gucu yetmeyen ve baskasinin mali olan bir koleyle, kendisine verdigimiz guzel nimetlerden... sarf eden kimseyi ornek gosterir: Hic bunlar esit olur mu?.. (Nahl Suresi, ayet 75) seklinde ayetler koymustur. Koyarken de, koleligin, insanlar arasi esitlikle, kardeslikle bagdasmadigini ve bu nedenle yukaridaki ayetler arasinda celiski yattigini dusunmemis ya da buna aldiris etmemistir. konusmustur. Kuskusuz ki, boyle yapmasinin nedeni, Kureys kabilesine ve bu kabilenin bir kolu olan Ha-.similer ailesine mensup bulunmasindandir. Soylemeye gerek yoktur ki, esitlik ten soz ederken, kendi mensup bulundugu Arap kavmini insanligin en mukemmeli olarak gostermesi, hatta bu kavmin cesitli bolumlerini (Kureys i ve Hasimi ailesini) ustun bilmesi, celiski yaratmaktan baska bir sey degildir. Ote yandan, kendisini Yahudilere ve Hiristiyanlara peygamber olarak kabul ettirmeye calistigi siralarda, insanlar (ve hatta bu insanlarin bagli bulundugu dinler) arasinda esitlik varmis kanisini yaratir gorunurken, onlari kazanamayacagini anladigi an (ve artik guclendigi icin), Islamdan baska dine yonelenlerin sapik olduklarini vurgulayan hukumler koymus, Yahudilerle ve Hiristiyanlarla dostluk kurmayi yasaklamis, bunu da yeterli bulmayip bir de onlara karsi cihat acilmasini, kuculerek ve dizlerini bukerek cizye vermelerine kadar cihata devam edilmesini emreder olmustur (ornegin bkz. Tevbe Suresi, ayet 29 vd...). Boylece ne dinler ne de farkli inanctakiler arasinda esitlik olmadigini ortaya koymus, kardeslik ve esitlik konusunda soyledikleriyle celismeye dusmustur.

Dipnotlar;

1)Sahih-i...,c. 10, s.39; ayrica bkz. Diyanet in Kur an cevirisine bakiniz.
2)Sahih-i..., c. J O, s.!3-39;c.4, s.I29.
3)Vakidi gibi kaynaklara gore bu ayetler Umeyye hakkinda nazil olmustur. Bkz. Sahih-i...,c.10, s.38-39.
4)Bu konuda Ebu Hureyre nin rivayeti icin bkz. Saliih-i.... Hadis No. 1542. c. l O, s.38.
5)Ayrica bkz. Tevbe Suresi, ayet 11. 292
6) Yorum icin bkz. Elmalili Hamdi Yazir, age, c.6, s.4464 vd.
7) Bkz. Ilhan Arsel, Islama Gore Diger Dinler, Kaynak Yayinlan, birinci basim, Istanbul, Mart 1999; ilhan Arsel, Kur an daki Kitaplilar, birinci basim, Istanbul, Nisan 1999.
8) Ayrica Kur an in su ayetlerine bkz. Yusuf Suresi, ayet l; Rad Suresi, ayet 37; Meryem Suresi, ayet 97; Ta-HaSuresi, ayet 112-113; Suara Suresi, ayet 192; Fussilet Suresi, ayet 2, 44; Zuhruf Suresi, ayet 2 vd...; Mucadele Suresi, ayet 5; Abese Suresi, ayet 13; Buruc Suresi, ayet 21 vd...
9)Bu konuda bkz. ilhan Arsel, Seriat ve Kolelik, Kaynak Yayinlan, Istanbul, 1997.
10)Bu konuda Buhari nin Kitab Enbiya (Bab 46), Kitab Manakib (c.l, bab 2), Kitab Ahkam (Bab 51); ayicaMuslim in Sahilimat Kitab imara; ayica bkz. ilhan Arsel, Arap Milliyetciligi ve Turkler, altinci basim, Kaynak Yayinlari, Istanbul, Mart 1999.
https://kuranelestirisi.wordpress.com/2012/01/14/kurandaki-celiskiler-ve-nedenleri-6/


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder