15 Aralık 2011 Perşembe

POLITIK - BU GİDİŞİN BAŞI VAR, BİR DE SONU

BU GİDİŞİN BAŞI VAR, BİR DE SONU

B

u gidişat çok önceden belirlenmişti!
100 yıl önce bugün hedeflenmişti!
Yıl 1912.
Amerikan başkanı Woodrow Wilson ..

Türkiye'yi paramparça Eden ünlü Wilson ilkelerine adını veren kişi.
Türkiye sınırları içine bir Kürdistan ve bir Ermenistan haritaları çizen Amerikan başkanı..

Bakın NE diyor: 'Amerikan kapitalizminin temel hedefi, zayıf ülkelerin ham maddelerini ve ulusal pazarlarını açık birer kapı olarak tutmaktır.
Bunun için diplomasi ve gerekirse zor kullanılmalıdır.'

Geçenlerde Dışişleri Bakanı Davutoğlu işte bu Wilson'ın adıyla  anılan ödüle layık görüldü.
Wilson'ın 100 yıl önceki planı neydi?
Petrol coğrafyasına bir Kürt ve bir Ermeni Devleti oturtmak.
O zaman ince ince hesapladıkları, Türkiye'yi bölme ve yutma hayalleri gerçekleşmedi.
Kuyruklarını ardlarına kıstırıp bir daha gelmek üzere gittiler.
Türkler inanılmaz şartlarda yaptıkları savaştan galip çıktılar.
Yedi Düvel buna ağızları köpürerek 'Türk Mucizesi' dediler..

Ardından yepyeni bir ülke kuruldu.
Türkler ulusal kaynaklarına sahip çıkıyorlardı.
Ardı ardına fabrikalar açtılar.
Uçaklar , Arabalar yaptılar.
Madenlerini işlemeye başladılar, Petrol aradılar.
Tarıma yol verdiler, yurttaşlar yarattılar.
Ama içerde işi bozulanlar vardı.
Onlar kullanıma hazırdı...

Kürt Sait isyanı Lozan'da Musul meselesi masadayken, Dersim İsyani, Hatay için direnilirken tezgahlandı.
BATIYA HAYRAN AYRAN BUDALALARI!
1930'lardan itibaren koyun postlarına bürünmüş
'uzmanlar' genç cumhuriyeti ziyaret etmeye başladı..

Her şey yeniden kurulurken maskeli sırtlanlar Ankara'da boy gösterdi ..

Tanzimat kafalı Batıya ayran budalası gibi hayran 'münevverler', yabancı emeller için uygun arazi şartları sağladı.
1938'de milletin önderi öldü ve geride kalanlar hemen Batı'ya koştu!
İngiliz ve Fransızlarla üçlü anlaşma imzalandığında , Gazi Paşa'nın ölümünün üzerinden 5 ay geçmemişti.
Gazi paşa'yı
'anlamayıp sadece inananlar' asıllarına rücu ettiler!
2. paylaşım Savaşına kadar 'ecnebi uzmanlar' yurdun tüm açık yaralarına dair raporlarını hazırladılar.
2. Dünya savaşı ile bir süre ara verdiler..

Yalta'da yeni bir düzen kuruldu artık Avrupa'nın mührünü Amerika alacaktı. Savaşın sonunda 'yeni dünya' sırtlanları İsmet İnönü'yü bir sömürge anlaşmasına daha razı ettiler.
Marshall yardımı çerçevesinde imzalanan anlaşma, Kurtuluş'dan 24 yıl sonra Türkiye'yi esir etti.
Önce Dünya Bankası ve İMF denetimine girdik.
Sonra NATO'ya alındık Bedelini Kore'de kanla ödeyecektik.
Üstüne üstlük
'Canım Amerika!'diye şarkılar söyledik!
Hollywood filmleri seyrettik, Dean Martin, Frank Sinatra dinledik..

1956'da küresel elitin önde gelen ismi Rockefeller, ABD başkanı Eisenhower'a: 'Türkler oltada balık! Yeme ihtiyaçları yok! ' diyordu..

Sonra Ortadoğu'daki yüksek idealleri için, işlerine gelen hükümetleri iktidarda tutmak, işlerine gelmeyenleri devirmek amacıyla yardım fonlarının kullanılacağı karara bağlanıyordu..

1966'da NATO haberalma tesislerine kapıyı açtık.
Tümistihbaratımızı ABD'ye devrettik.
1971'de
'Büyük Türkiye' hayallerimizin bedelini birbirimizi kırdırarak ödettiler Ardından bir darbeyle işi bitirdiler!
Uslanmayıp 1974'de Kıbrıs barış harekatını yapınca ASALAterörünü başımıza bela ettiler!
Ama biz yılmadık, müttefikimize daha sıkı sarıldık..

1980'de Sovyetlerle sanayi işbirliği, hızlı sanayi atılımları sürerken bir CIA darbesiyle daha sarsıldık..

1984'de Türkiye ağır sanayi hamlelerine Güneydoğu Anadolu Projesini ekledik.
PKK ile ödüllendirildik!
SEVR HORTLADI!
100 yıllık Kürt devleti hayali paketlenip Türkiye'nin önüne kondu.
Ve SEVR HORTLADI, kabusumuz oldu..

Fulbright burslarıyla yetiştirdikleri liderleri getirip ülkemizin başına koydular.
1991'de başa geçirdikleri Turgut Özal'a kukla bir Kürt devletiiçin ilk adımları attırdılar.
Çekiç Güç kontrolünde bir Kürdistan devletinin tohumunu attılar..

Irak'ın kuzeyi güvenli bölge ilan edildi ve PKK Çekiç Güç kontrolünde pamuklar içinde yetiştirildi!
Derken Özal,
'Bir Türk-Kürt Federasyonu'ndan bahsediverdi!
Bu arada on binlerce vatan evladı yitirildi..

1995'de Avrupa Birliği 'Kürt Sorununu askeri tedbirlerle ortadankaldıramazsınız!' diyordu.
İçerdeki besleme koro onaylıyordu.
Bu ülkenin has vatandaşları Azınlık konumuna oturtuldu.
Aynı anda Türkiye'nin Gümrük Birliği ile Eli kolu bağlandı!
Yanitüm gelirlerine el kondu, üretimi durduruldu, terörle mücadelede deli gömleğine sokuldu.
1999'da Apo Türkiye'ye verildi.
Artık İmralı'dan terörü yönetecekti!
Vatan evladı ölmeye devam etti!
2002 de Türkiye'ye bir sessiz darbe yapılacak, oyunun son perdesi sahnelenecekti..

Küresel elit, Sevr hükümleri karşılığında AKP'ye iktidar koltuğunu Verdi!
2004'de Avrupa Birliği Uyum Yasaları önümüze geldi.
Bu yasalarla ellerimiz arkadan bağlanıyor, teröriste ise
'VUR! ' deniyordu.
Vurmaları için gerekli tüm silahlar, Irak ve Güneydoğuya NATO uçaklarıyla aktı.
Ordunun sınır ötesi harekatı sınırlandırıldı.
İstihbaratımız ABD ve İsrail istihbaratının içinde eridi ve kayıplarımız, 10yıl içinde 50 kat arttı.
Eşzamanlı olarak Bölgesel Kalkınma ajansları, ikiz yasalar veyerel
'iktidar' girişimleri teröre zemin hazırladı.
Medya vasıtasıyla zehir enjeksiyonu had safhadaydı.
Basıntümüyle işgal altında ve köşe başlarını tutanlar.
'Sahiplerinin sesi' olmaya can atmaktaydı!
Üniversiteler şirketleşmeyi tamamlıyorlardı.
İşbirliği yapan akademisyenler rüyalarında göremeyeceği imkanlarla donatıldı.
2007'de Amerikan istihbaratçılarından oluşan bir ekip Ankara'ya yuvalandı.
Gözleri gören, kulakları duyan, burnu koku Alan helal süt emmiş vatan evlatları kralın çıplak olduğunu yazıp çizdiler.
Ortalığa korku salındı.
Konuşmaya başlayanlar dinlendi, terörle mücadelede üstün hizmeti olanlar Silivri'ye davet edildi..

(!)ARTIK 'YETER' DİYENLER.
Şimdi geldiğimiz noktada her şey apaçık ortada!
Düşman belli..

Hem de 100 yıldan beri; hiç değişmedi.
Çokuluslu şirketlerin kontrolünde ABD ve Avrupa Birliğinin elitleri, ve onların denetimindeki Mali ve siyasi kurumlar, İMF, Dünyabankası, NATO!
Ve tabii içerde onların planlarını yürürlüğe koyan işbirlikçi hükümetler !
.
Artı Sivil Toplum diye altımızı oyan ajanlar ve onların maşalarının ucunda sallananlar.
Hepsini toplasanız 10 bin kişiyi bulmazlar!
Geride 72 milyon var.
İşsiz ve yoksul bırakılmış, dini ve etnikolarak parçalanmış, şehit düşmüş, gazi olmuş, kan kusan, göz pınarları akan72 milyon..

Psikolojik savaşın her türlüsüyle karşılaşmış, çok hırpalanmış,örselenmiş ama sağduyusunu kaybetmemiş, sabrı defalarca denenmiş bir millet.
Sessiz ama derinden, son anda 'YETER' diyen.
İşte bu nedenle ZALİMler bu milletten korkuyor ve oyun üzerine oyun kuruyor.
Bu millet artık Terörün Washington ve Brüksel'den fışkırdığını biliyor.
Batıyla ittifak yapanların, eşbaşkan olanların bu kan kaybını durduramayacağını da!
(Keşki öyle olsa!..Bildiği de öğreneceği de yok gibi...)

Banu Avar

--   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .   Soz konusu cikolata ise, direnmenin anlami kalmiyor.  Ohio'lu 90 yasindaki Regina Brett'in kaleminden   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .   Kurmus oldugum guruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir guruptur.  Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.  http://orajpoyraz.blogspot.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder