8 Ağustos 2015 Cumartesi

Bekir Coşkun : Ağlayan çok, gülen az…

Bekir Coşkun : Ağlayan çok, gülen az…


Facebook: BEKIRCOSKUNVEYAZILARI
Twitter: bekrcoskn
E-mail: bcoskun@sozcu.com.tr

Bir şarkı çalardı:

"Gülen az, gülen az

Ağlayan çok, gülen az…"

Sokakta insanların yüzü gülmüyor, her birimizin yüreğinde bayraklar yarıya inik, her birimizin minik birer yas ilanı var…

Gülmek ağlayanlara ihanet gibi…

Ağlayan çok…

Gülen az…

*

Yürürken taşlara tekme atmayı, kaldırıma sarkmış yapraklara şaplak patlatmayı, durduğum yerde hiç gerek yokken zıplamayı…

Gereksiz lafları özledik…

Gevezeliklerimiz burnumda tütüyor…

İlla büyük laf ister;

savaşa dair, ölümlere dair, devlete dair, ülkemizin üzerindeki kara bulutlara dair…

O yaklaşınca "Bil bakalım bi şey yaptım?" diyen güzel yüzlü okurumu…

Gereksiz o "şeyi" dinleyince "Aaaa nasıl da yapmışsın?" diyen sahtekar şaşkınlığımı özledim…

Boynuna sarılmayı, gülmeyi, onun mutlu yüzüne bakmayı…

*

Gülen az…

Gerçeklerden kaçıp ıssızlığa, yüzünü dağlara çevirsen, maden katliamları…

Ormana çevirsen, orman talanı…

Denize çevirsen, yağmalanan kıyılar takılır aklına…

Bir dere kenarı kadar huzurlu ne olabilirdi, ama derelere mahcubuz..

İstanbul'un silueti hırsızlığı hatırlatıyor bize…

Bir camiye bakın;

niçin eskisi gibi değil…

Ezan okunduğunda niçin gözlerim dolmuyor artık?..

*

Eski yazılarımı özledim…

Kedileri, sincapları, köpekleri, leylekleri, yunusları, karacaları…

Sıra gelmiyor…

Bir şehit annesi ağlarken, bebeğini kaybetmiş tekiri…

Bir yiğit vurulmuşken, yaralı kaplanı…

Babasını kaybetmiş bir çocuk gözlerini silerken, yuvadan düşmüş kırlangıç yavrularını…

Yazmaya sıra gelmiyor…

*

Sadece ülkemizi değil, bizi de çaldılar…

Duygularımızı, mutluluklarımızı, huzurumuzu, tebessümlerimizi, kahkahalarımızı…

Gülüşlerimiz gitti…

Sokaklara bakın…

Gülen az…

Ağlayan çok, gülen az…


a45UyF587661-150808101401 Oraj Poyraz <cimcime@neomailbox.net>
2015/08/08  10:15 1  39  1 undefined turancatli9@googlegroups.com

 

Butun kediler kul rengine donuseceginden, politikacilar butun i$iklari sondurmek isterler.

Jose Ortaga y Gosset

Peygamber, savasta kadinlarin va cocuklarin oldurulmesinin bir sakincasi olmadigini soyledi.

Buhari, Cihad/146; Ebu Davud 113

Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Ters Istikamet Safsatasi (Fallacy of Wrong Direction) :
Etki ve tepki arasindaki iliskinin ters cevrilmesi hatasi.
Ornek 1:
Liselerdeki seks egitimi, AIDS in artmasina neden olmustur.
Ornek 2:
Erozyon oldugu icin agac dikmiyorlar.


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder