14 Ağustos 2015 Cuma

Arslan Bulut: Zekeriya Öz’e kim yol verdi?

Arslan Bulut, komplo davalarından dolayı cemaati kısmen aklayan bir yazı kaleme almış.
Dinlemeleri, kayıtları Fitnebaz Cemaat(The Sinister Fraternity) polisleri yapmamışmış, doğrudan Amerikanın kendi dinleme sistemi kullanılmışmış.
Herşeyi meğer CIA, NSA, FBI yapmışmış.
Cemaat masummuş.

Meşhur komplo davalarında iddianameleri hazırlayan savcılar, iddianameleri kabul eden hakimler, tutuklama kararlarını alan ve tutuklu yargılama kararlarında inat eden hakimler, iddiamelerin hazırlanmasında savcılık nam ve hesabına metinleri kaleme alan polis ekipleri, tutuklamaya giden polis ekipleri, subayları ve generalleri TV kameraları önlerinde enselerinden bastırarak ekip otolarına bildirenler, Poyrazköy, Zir vadisi gibi yerlere silahları gömen polisler, tekrar bu silahları TV kameraları eşliğinde eliyle koymuş gibi(!) kazıp çıkaran polisler, bütün bunlara eşlik eden medya gurupları..
Ve aklıma hemen gelmeyen daha bir sürü zevat.
Evet, bunların hepsinin ve tek tek Fitnebaz Cemaat(The Sinister Fraternity) mensubudur. Bütün bu kişilerin isimleri, adresleri, resimleri, kimlik bilgileri bellidir.
Hiç aramaya, karışık işler yapmaya gerek yoktur.
Onlar zaten kendilerini rahatça, fütursuzca deşifre ettiler.

Ve bir de bütün bu komploların ardında duran, ona güç veren AKP liderliği, kadroları ve cemaatler.
Öküz altında buzağı aramaya hiç gerek yok.
İnek ortada duruyor, buzağı da onun altında zaten.

Türkiye'de derin devlet diye bir heyuladan bahsediliyor.
Türkiye'de en azından Türklük vurgusu olan bir derin devlet kesinlikle yoktur.
Eğer olsaydı ne olurdu onu da size söyleyeyim.
Bütün bu ekip en tepedekilerden başlayarak alnının çatından tek tek vurulurdu.
Anlamsız intiharlar, trafik kazaları, silah kazaları olurdu.
Medya infazlarıyla karışık itibarsızlaştırma kampanyalarının hedefi Atatürkçü, ulusalcılar olmazdı.
Cemaat, bölücü ya da her neyse sürekli olarak itilip kakılan kadrolar bırakın toparlanmayı, dağılıp giderdi.
Tutunamazlardı, darma duman edilirlerdi.
Ne cemaat sermayesi ortaya çıkardı, ne CIA işbirlikçisi yapılar ortaya çıkardı.
Çoook daha önceden, on yıllar öncesinden bütün bunları önü alınmış olurdu.

Evet, Türkiye de bir derin devlet var.
Bildiğiniz Amerikan derin devletidir bu derin devlet.
Amerikan derin devlet zaman içinde değişik üniformalar giymiştir.
Kimi dönem Türk subayı üniforması giymiştir, kimi dönem polis üniforması giymiştir, kimi zaman MIT kimliği kullanmıştır, solcu provakatör ve kimi zaman da ülkücü kılığında dolaşmıştır.
Amerikan derin devleti 1950'lerden itibaren bütün bakanlıklarda bürolarını oluşturmuştur, devletin kılcal damarlarına kadar sızmış, ve Türk devletin kuşatmıştır.

Taaa 1950'lerden beri soldan ya da sağdan Amerikan işbirlikçisi olduğu bilinen insanlar hala kamuoyunun önündedir.
Bunlar hala daha gazetecilik, sivil toplum önderliği, üst düzey bürokrat ve iş adamı olarak ortalarda dolaşmaktadır.
Hangi gazetecilerin ne tarihlerde, hangi batılı servislerin burslarından faydalandıkları, şimdi nerede oldukları bellidir.
Gizemli, sırlarla dolu tarafı yoktur bu işlerin.
Hepimizin gözleri  önünde yaşanmaktadır.
Çok ünlü, fırıldak gibi dönen köşe yazarları vardır.

Bu nedenle lütfen kimse ülkemizdeki işbirlikçilerin rolünü küçümsemesin.
Ve lütfen kimse şu topraklarda ulusalcı, milli bir derin devletten falan bahsetmesin.

Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc)            L2fSIJNoA0xfSNxA      


Arslan Bulut: Zekeriya Öz'e kim yol verdi?

13 Ağu, 2015

Haklarında yakalama kararı verilen üç savcıdan ikisinin, müzekkerelerin yazılmasından birkaç saat önce Gürcistan kapısından yurt dışına çıkması, bir "kaçma" değildir!

"Sizi tutuklayacaklar" diye önceden bilgilendirilerek korkup kaçmaları için zemin hazırlamaktır.

Fakat bir savcı, maaşı da kesilmiş ise yurt dışında hangi para ile yaşar? Gürcistan'da, Ermenistan'da veya Ukrayna'da ne iş yapar, ne ile geçinir? Herhalde bir yerlerden geçim garantisi almışlardır. Yoksa sefil olurlar!

Özellikle Zekeriya Öz, mahkeme önünde bildiklerini anlatır da Ergenekon, Balyoz, Casusluk, Odatv gibi davaların arka planında kimlerin bulunduğunu delilleriyle açıklasaydı ne olurdu?

Diğer iki savcı 17-25 Aralık dosyalarında, soruşturma dosyasına yansıtmadıklarını açıklasa ne olurdu?

Gerçi dört bakan istifa etmişti ama bu iş orada bitmiyordu.

* * *

Abdullah Gül'ün "Bir savcı bulun" talimatıyla seçilip Ergenekon soruşturmasını başlatan Zekeriya Öz, görevinden ayrılırken "Bu işleri tek başımıza yapmadık. Bu işin arkasında Emniyet güçlerinin de emekleri var. Bu kadar iş yapılıyor, askerler de kanunlara saygı duyarak bu işlerin yapılmasına müsaade ettiler" demişti.

Ali Fuat Yılmazer de Ergenekon ve Balyoz operasyonları için Fatih Altaylı'ya "En büyük desteği Genelkurmay'ın kendisinden aldık. Pek çok bilgiyi, belgeyi hiç çekinmeden bizimle paylaştılar. Geçmişte yapılanlardan veya yapılmak istenenlerden rahatsız olan pek çok üst rütbeli subay, bize talep ettiğimiz her türlü belgeyi, bilgiyi sağladı. O destek olmasaydı, biz bu soruşturmalarda bu kadar ileri gidemezdik" diye açıklamalarda bulunmuştu!

* * *

Gerçi bu iddialar da gerçeği tam olarak yansıtmıyordu. Kimya Yüksek Mühendisi Burhan Savaş, 2012 yılında yazdığı mektupta şu değerlendirmeyi yapmıştı:

"TSK'nın esir subayları, kendilerine dijital operasyon yapanın cemaat olduğunu sanıyor.

Oysa onları ekarte eden, NATO'nun Türkiye'nin her noktasını dinleyen, izleyen sistemidir.

Amerika'nın elinde NATO ağları varken, CIA veya cemaate niye plâse etsin operasyonu?

Türkiye'deki bütün NATO iletişimi Echelon'dur ve özel uydulara bağlıdır. TSK, kesinlikle sistem dışıdır.

İhtilaller, NATO destekli olmadan asla başarılamaz.

NATO, en az TSK kadar Türkiye'nin teknik bakanlıklarına da gömülmüş teşkilatlanmıştır.

En mahrem 'Dinleme ve Görüntü Kayıtları'nın tek kaynağı vardır.

O da 'Türkiye'deki Gizlenmiş Devlet' NATO'dur.

NATO, Türk vatanının en büyük ve kapsamlı Anayasa'yı ortadan kaldırma silahlı örgütüdür. Ön planda AKP veya cemaati gösteren, böylece kendisini sütre gerisinde görünmez yapan, NATO ejderhasıdır."

* * *

Burhan Savaş'ın bu iddiası, zaman içinde doğrulandı. Dışişleri Bakanlığı'nda MİT Müsteşarı'nın da katıldığı Suriye ile ilgili görüşmeyi dinleyenin ABD olduğu ortaya çıktı. ABD, bu dinlemeleri NATO'nun sistemleriyle yapıyor.

Dolayısıyla, dinlemelerin bir kısmı İnternet üzerinden yayınlanmak suretiyle Türkiye'yi yönetenler hizaya getiriliyor. İncirlik Üssü'nün, IŞİD ile mücadele gerekçesiyle koalisyon uçaklarına açılması da böyle bir şantajın sonucu olabilir. Sadece iktidardakiler değil muhalefettekiler de aynı yöntemle çekip çevriliyor!

"IŞİD'e kaç, PYD'ye tut" diyen ABD'dir. IŞİD, İslam dinine ve Müslümanlara yönelik büyük bir operasyonun adıdır. Bu örgüte yol vererek, hem İslâm dinini öcüleştiriyor hem de radikal Müslüman gençleri Suriye'de toplayıp imha ediyorlar.

Zekeriya Öz, Ergenekon Davası'na başlarken Türkiye'nin direncini kendisi üzerinden kıran ve ülkeyi ABD politikalarına teslim eden gücün kimliğinden habersiz miydi?

Konuşmaması gerekiyordu! Öyle ya bakarsınız onu da birileri gizli tanık yapardı!



a45UyF587661-150813154915 Oraj Poyraz <oraj.poyraz@openmail.cc>
2015/08/14  00:00 1  39  1 undefined turancatli9@googlegroups.com

 

Bir toplumun buyuklugu onun diktigi anitlardan degil, sahip oldugu kaliteli insanlarda yatmaktadir.
Adalet, sorumluluk ve insanlik bir bireyde bulunmasi gerekli olan ilkelerdir.

G.Warren Nutter

Ozel not:
Evimi istimlak bedeli odemeksizin elimden almak isteyen gozleri donmus azgin rantcilara:
Bana yaptiklarinizi unutmuyorum.
Oncelikle islahiniza dua ederim.
Islah olmamakta diretirseniz, beddua oklarim uzerinize olsun.
Tepe ustu dusun!

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.

Turan DURSUN: Kabe Guvenli Bir Yer mi?

Kabe, beytullah adiyla da anilir. Allahin Evi anlamina gelen beytullah, cevresi daglik olan bir bolgede, dusuk seviyedeki bir yere insa edilmistir. Bu nedenle tarihte cok kez yukaridaki tepelerden akip gelen sel nedeniyle yikilmis bazen ise su altinda kalmistir:
Kabe, bunun disinda cesitli savaslarda, ornegin manciniklar tarafindan da yikilmistir. Depremlerde zarar gordugu de biliniyor.
Kabe, eger siradan bir insaat olsaydi tum bunlari normal sayabilirdik. Ancak Kabe, Islam inancina gore Allahin Evi dir, Allah tarafindan korunmaktadir. Bu durum ozellikle Al-i Imran ve Fil Suresi nden anlasilmaktadir. Al-i Imran Suresi 97. ayet:
Orada apacik nisaneler, (ayrica) Ibrahim in makami vardir. Oraya giren emniyette olur.
Goruldugu gibi Kuran, Kabeyi guvenli bir yer olarak tasvir ediyor. Zaten Fil Suresi nde anlatilan Ebabil Kuslari hikayesi de bu fikri destekliyor. Oysaki Kabenin tarihi bunun tam tersini soyluyor:
Halife Abdullah Bin Zubeyr, Haccac komutasindaki Emevi ordusu Mekke yi kusatinca son care olarak Kabe nin icine giriyor. Abdullah Bin Zubeyr in Kabe ye siginmasinda Al-i Imran Suresi nin 97. ayetine olan inancinin etkisinin oldugunu tahmin etmek zor degil cunku o bir halife. Ancak Kabe manciniklarla tasa tutuluyor, hem Kabe yikiliyor hem de icindeki halife oluyor. Boylece Al-i Imran Suresi nin 97. ayetindeki iddia asilsiz cikiyor.
Al-i Imran Suresi 97. ayetindeki gercekligi olmayan iddiayi perdelemek icin bazi Islamcilar guvenlik kelimesinin anlamini bozarak burada ruhsal huzur gibi bir anlamin kasdedildigini soylemektedir. Oysa pek cok mealde gecen kelime guvenlik tir. Ornek olarak asagidaki Arapca-Turkce kelime mealini inceleyebilirsiniz:
929 yilinda Abbasi yonetimine isyan eden Karmati mezhebinin lideri Ebu Tahir Mekke yi ele gecirdi. Hac mevsiminde, tavaf eden Hacilari, Kabe nin kapisina oturtup kilicla kesti. Karmati Lideri, Ben Allah im, Allah layim, yaratan da, yok eden de benim! diyordu. Hacilar kacip Kabe nin ortusune yapisiyor ama o halde olduruluyorlardi.
Ebu Tahir oldurdugu hacilari Zemzem kuyusuna doldurttu. Zemzem kuyusunun ustundeki kubbeyi yiktiran Ebu Tahir Kabe nin ortusunu parcalatip askerlere dagitti. Kabe nin kapisini sokturdu.
Ebu Tahir, bununla yetinmedi. Hacerulesved in sokulmesini emretti ve bunu balyozla sokturtup yani sira goturdu. Hacerulesved, 22 sene disarida kaldi.(Ibn Kesir, c. 11,s. 282)
Hacerulesved, 1022 yilinda da saldiriya ugradi. Misirli birisi hacilarla gelip Kabe yi tavaf etti ve Hacerulesved i opecegi sirada elindeki gurzle o mubarek tasa tam uc kez vurdu. Adam, Ne zamana kadar su tasa ibadet edecegiz. Ne Muhammet ne de Ali beni yapacagim isten alikoyamayacaktir. Bugun su Beyt i (evi) yikacagim dedi. Bunun uzerine Yemenli birisi onu oldurdu, adamlari da oldurulduler. (Ibn Kesir, c.12, s. 84)

http://www.turandursun.com/bilgi-arsivi/biliyormuydunuz/669-kabe-guvenli-bir-yer-mi


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder