14 Ağustos 2015 Cuma

Necati Doğru : Bilal askere!

Bravao Necati Doğru'ya, benim yıllardır düşünüp, içimden geçirdiğim bir şeyi yazmış.

Evet, kraliçenin oğulları, torunları pek ala uzun yıllar boyunca Londra bar ve publarını şenlendiriyor olabilirdi. Pek ala askeri okullara gitmez, şımarık zenginlerin para kudretiyle okutulduğu özel okullara gidebilirlerdi. Hepimiz gibi, onlar da kadının kızın tadını biliyor, yemeğin hasını tanıyor, puronun güzelini, viskinin pahallısını anlıyor.

Ancak, bilmelisiniz ki, Falkland savaşında Kraliçenin bir oğlu helikopter pilotu olarak anasın topraklarını savunmak üzere ateşin üzerine atılmıştır. Helikopteri yara almış, kendisi de bu hizmetinden dolayı madalya almış bir askerdir.

Torunlarından bir diğeri yıllardır Afganistanda, o da helikopter pilotu. Yakın zamanda emekli oldu, ambulans helikopter pilotu olarak yeniden iş buldu. Onun helikopteriyle denizin içine inerek yaptığı tehlikeli bir hava manevrasını siz de izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=7xNvdE8zl5U
https://www.youtube.com/watch?v=FhaGB3sLMZ8
https://www.youtube.com/watch?v=gudeFyssi6g
https://www.youtube.com/watch?v=moZSidO9dXQ
https://www.youtube.com/watch?v=vt2Luu08f70
https://www.youtube.com/watch?v=XfiFQtpgUhA
https://www.youtube.com/watch?v=YmTqwz2wQks
Ya da Kuzey Kutbunu boylamasın geçmeye teşebbüs eden Afganistan gazileriyle beraber kutup tipisi içinde yürürken izleyebilirsiniz. Youtube de bunların videoları var.
https://www.youtube.com/watch?v=jZb1hLI3Ve4.
Silah arkadaşlığı, hizmet, millet ve vatanseverlik videolarıdır bunlar.

Ve bu güne kadar hiçbir namlı zenginin, politikacının, üst düzey bürokratın, büyük komutanın oğlunu neden ülkemizin güney doğusunda görmedik ben onu soruyorum.
Bir ara saplama yapmam gerek, çok fazla değil ama, büyük komutanlar arasında oğlunu subay eden ve onu tıpkı diğerleri gibi yıllarca Güneydoğu Anadolu'da çatışmalar içinde izleyen bazı ters örnekler de yok değil.

Ve bir de Osmanlı hanedanı var. Siz neden hiç sormuyorsunuz? Osmanlı hanedanının onlarca prensinden neden tek bir tanesi dahi Osmanlı'yı yıkıma götüren savaşlarda, Kurtuluş Savaşında savaş meydanlarında görülmedi? Bunca kanlı olay yaşanırken hanedanın erkekleri neredeydi, ne yerdi, ne içerdi? En önemlisi kimlerle oturur, kalkarlardı?
Hayır, ima falan etmiyorum, açıktan söylüyorum. Hepsi de gününü, canını, keyifini, zenginliğini kurtarmanın mücadelesini veriyordu.

İşte İngiliz'ler bu nedenle hala daha dünyaya hükmediyorlar.
Ve işte yine bu nedenle İngiliz halkı ve ulus devleti son aristokrat hanedanını bir türlü ülkeden sürüp atamıyor.
Ve işte yine bu nedenle yeni kurulmuş Türk ulus devleti son hanedanı ülkeden kovmakta çok zorlanmamıştır.

Ingilizlerin ve hanedanın, devlete ve millete sadakat ve bağlılık hisleri var.
Kuru kuruya, lafla, sözle değildir.
Ahlakları, ilkeleri, doğruları var.

Kısaslayın, İngiliz hanedanı ve Osmanlı hanedanı.
Onlarda zor zamanlarda işler nasıl yürümüş, bizde nasıl yürümüş?
Bir bakın lütfen.

İngilizlerde, toplumun bir yarısı bu kafir devlete vergi verilmez, ordusunda asker olunmaz, ülke dar-ül harp ortamındadır demiyor, diyemiyor.
Yine ingilizlerde halkın bir yarısı, diğer yarısının karısının, kızının, malının, ırzının helal, diğerlerinin hakkını gasp etmenin dinen mübah, peygamber sünneti olduğunu söylemiyor.


Evet, ülkemizin Müslümanlıktan başka çıpası olmayan bir bölüm halkı aynen böyle diyor.
Fetvalar üretiyor, ayetler ve hadisler buluyor, Müslüman olmayana, yani toplumun kalan diğer kesimine yapılacak kötülükler için kendine dayanak yaratıyor.
Aslında aynı çirkeflik hemen bütün İslam ülkelerinde yaşanıyor.

Sizce bu toplum şimdiki haliyle, bir gün daha iyi bir noktaya ulaşabilir mi?

Ve bir de sokaktaki İngilizlere İskoçlar, ve İrlandalıları sorun. Onların tarih boyunca gönüllerine sinen çözüm süreçleri nasıl olmuş, bir ona bakın.

Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc)            L2fSIJNoA0xfSNxA      

Necati Doğru : Bilal askere!

necatidogru@sozcum.com 13 Ağustos 2015

Babası Bilal'e dese: Oğlum askere yazıl.

Genelkurmay Başkanlığı'na başvur. Yeniden asker ol. Ben de Genelkurmay Başkanı'ndan rica ederim. Seni Şırnak'da, Silopi'de, Yüksekova'da bir karakolda görevlendirsinler. Subay üniformasını giy. Orada karakola saldıran PKK teröristlerini sen de kovala, kaçırt. Gazeteler her ay punduna getirip senin duran bir talaş çuvalına ok attığının ve tam hedeften vurduğunun fotoğrafını yayınlıyorlar. Milletimiz seni bir kez subay üniforman içinde elinde silahın, karakolda sabah 3 nöbetini tutarken ve PKK'lıyı yakalamak için devriye gezerken fotoğrafını görsün.

Uygun olur.

Davaya destek olur.

Şehit anaları ile babalarına yalnız değilsiniz, biz de varız ve acınızı yürekten paylaşıyoruz mesajı olur.

* * *

Bunu İngilizler yapmıştı.

Prens Andrev'i deniz subayı üniforması içinde Fakland Savaşı'na göndermişti. Prens Andrev, öyle sık sık İngiliz gazetelerinde "çevresinde bir yığın alkışçı ok atarken fotoğraf veren" birisi de değildi ve Kraliçe'nin öz be öz soyundan geldiği için İngiliz halkında "söz konusu vatan olunca hepimiz eşitiz" duygusu yaratmıştı.

Bizim de ihtiyacımız var.

Her gün yedişer yedişer.

Şehitler geliyor.

Görüyoruz:

Hep yoksul çocukları.

Şehit anaları tamamına yakını az gelirli, dar gelirli, halktan insanlar. Şimdiye kadar bir tane olsun; yalıya, köşke, villaya, saraya şehit cenazesi geldiğini görmedik.

* * *

Bilal'in babası dün Saray'da yine özel davetli muhtarlara konuşurken dedi ki;

"Tabii canımız yanıyor. Şehit ailelerimizin canları da yanıyor… Şunu bilmemiz lazım, bu iş şüphesiz ki ilk insan Kabil ve Habil… Biliyorsunuz Kabil kardeşini öldürmüştür, bu süreç başlamıştır. Ama şahadet makamı kıyamete dektir, devam edecektir…"

Bilal askere gitse!

Babasının sözlerine destek olur. Halk hoşlanır. Babasına da siyasi piston olur.

Kaçan oylar durur(!)

Bilal'in babasının dün muhtarlara söylediği sözlere bakarsak; "Türk ile Kürt; Habil ile Kabil oldu. Birbirini öldürüyor…." Ve bu öldürmelerden Bilal'in babası oy bekliyor.

Bunu ben söylemiyorum.

Sosyoloji doçenti söylüyor.

Her akşam bir başka TV kanalına konuşmacı diye katılan Bilal'in babasının destekçisi Gazi Üniversitesi Sosyoloji Doçenti (Erdinç Yazıcı) aynen şunları söylüyor: "Son seçimde AK Parti, MHP'ye yüzde 3 oy kaptırdı. Neden? Çözüm süreci, çözülme sürecine giderken müdahale etmemesi ve sağlam bir yerde durmaması sebebiyle… Bugün Ak Parti, PKK'ya karşı çok sert bir mücadele veriyor. Bu nedenle MHP'ye giden oyların bir kısmı geri dönebilir…"

* * *

Doçent olayı çözmüş!

Habil ile Kabil vuruşur.

Oylar AKP'ye geri döner.

O zaman Bilal niçin askere PKK ile savaşmaya gitmiyor da duran talaş çuvalına ok atıyor?

Utanır, dönerler!

İki savcı; Zekeriya Öz ile Celal Kara, adalete ve Allah'a sığınmadılar, Ermenistan'a sığındılar. Bu iki savcı; gecenin saat 03.46 ila 04.19'unda aynı renk tişört, pantolon aynı tip tekerlekli valiz ile havaalanı terminalinde Ermenistan'a kaçma hazırlığındayken Anadolu Ajansı muhabirlerinin kameralarına da yakalandılar. Bütün bunlar tesadüf değilse bu iki savcı; acaba dolduruşa mı getirildi? Kaçmaya mı özendirildiler? Bunun ikisi de içinde başbakanın, oğlunun, 4 bakanın, onların oğulların yer aldığı ve Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını da yapmışlardı. Kaçmayıp adaletin önüne çıksalardı söyleyecek sözleri mutlaka vardı. Belki pişman olurlar, kaçmaya özendirildiklerini anlarlar, utanırlar, dönerler!


a45UyF587661-150813162243 Oraj Poyraz <cimcime@neomailbox.net>
2015/08/14  00:00 1  39  1 undefined turancatli9@googlegroups.com

 

Ben askerligin herseyden ziyade sanatkarligini severim.
1912.

K.Ataturk

Hayri Balta : 57 KARANLIGA DOGRU

Once Su Haberi Okuyalim...
Kimileri bu duaya amin! Diyor.

Duayi Icrada ara
Allah im, biz senden Islam ve ehline izzet bagislayacagin; nifak ve ehlini zebil edecegin onurlu bir devletin tahakkuk bulmasini istiyoruz; oyle bir devlet ki, bizi o devlette, itaatine davet edenlerden ve hidayet yolunun onculerinden kilasin...
Ya cabbar; ya kahhar: ya muntakim (oc alan, intikam alan) Allah...
Bizi intikamina memur et

(29 Temmuz 2005. Cumhuriyet. Ilhan Selcuk kosesi)

Tahakkuk bulmasini istedikleri devlet; Islam Devleti...
Yikilmasini istedikleri devlet Laik Turkiye Cumhuriyeti...
Bu da Dua ile olmaz eyleme gec! diyorlar
Basbakanimizin buna ne diyecegini merak ediyorum,,,!

Av. Hayi Balta, 1.8.2005

Karanliga Dogru...
Yukaridaki iletiye: Sacma mi desek, zirva mi desek...
Yoksa dindar nesil hayrina sineye mi ceksek...
Insan bunlari zirvalarken esrar mi iciyor?
Kokain mi kokluyor?...
Yoksa damarina eroin mi siringa ediyor?..
Tahsil ile olmaz bu kadar cehalet...
Cehaletinize bereket...
Cehaletiniz bereketli olunca,
Nereye gidildigini anlariz ulusca...
Belki o zaman kurtulus icin umut dogar,
Bu sacmalar, zirvalar karsisinda sustukca,
Cok surmez bu karanlik hepimizi bogar...

Av. Hayri Balta , 13.7.2014

Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Sen de Safsatasi (Fallacy of You Also Ad Hominem Tu Quoque) :
Bir iddiaya cevap vermek yerine, iddia sahibinin soyledikleri ile davranislari tutarlilik icinde olmadigi saviyla karsi iddiada bulunmak.
Ornek 1:
Icki icmemem gerektigini soyluyorsun, ama seni de hic ayik gormedim.
Ornek 2:
Sinan:
Hayvanlari beslenme ve giyim amaciyla oldurmek yanlistir.
Aylin:
Iyi ama, sen hem deri ceket giyiyor, hem de biftek yiyorsun.
Boyle bir seyi nasil soylersin?
Ornek 3:
Vergi gelirlerinin yeni spor salonu icin kullanilmasina karsi olmaniz makul bir tutum degil.
Yeni senfoni binasi icin lehte oy kullanmistiniz ve onun maliyeti de vergi gelirleriyle karsilanmisti
Guncel Ornek 1:
Yine televizyonlarda Hakan Sukur un dedikodulari yapiliyor.
Cikiyor Hincal Uluc, Hakan muthis paragoz diyor.
Bir baskasi apayri seyler konusuyor.
Gorun iste, bunlar spor yazari!
Halbuki Hakan Sukur un Galatasaray a neler kazandirdigini sagir sultan bile biliyor.
Para canlisi olmayan kaldi mi memlekette?
Hakan a paragoz diyenler, adeta bedava degil
Yazarlik yapmak, selam verirler mi insana?
Insan biraz dusunur, hele yasini basini almis adamlarin biraz daha yutkunmasi lazim konusurken.
Cocuk gitmis Italya ya, kendini ispatlama pesinde, rahat birakin garibi.
(Sami Ozey, 29.8.2000, Akit)
Yazar, Hakan Sukur u para canlisi olarak suclayan Hincal Uluc un bu fikrine karsi, bir fikir ileri surmek yerine, Hincal Uluc a sen de para canlisisin diyor.


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder