5 Temmuz 2019 Cuma

YARGITAY'DAN TARİHİ KARAR: "ŞÜPHEDEN SUÇ DOĞMAZ"


"in dubio pro reo" (kuşkudan sanık yararlanır) ilkesi...
Bu bir medeniyet değeridir.

Bunu ilk bulan ve kurumsallaştıranlar Romalılardır.
Roma Kanunları antik romanın yargı sistemini oluşturur.

Temelleri Oniki Tablet'e (c. 449 BC) dayanır.
Bu temellerden MS 312'den beri Hristiyan olan Doğu Roma İmparatorları II. Teodosius ve III. Valantin zamanında görevlendirilen bir komisyon tarafından MS 429 yılında ilk derleme yapılmıştır.
Daha sonra bu derleme MS 438 imparatorluğun doğu ve batısına yayınlanmış ve yürürlüğe sokulmuştur.
Bir sonraki derlemeyi ise Vatandaşlar Hukuku Derlemesi (Corpus Juris Civilis )  (AD 529) Doğu Roma(dikkat Bizans değil) İmparatoru Justinian tarafından yaptırılmıştır.
Sonrasında  zaman içerisinde pek çok derleme yapılmıştır.

Görüldüğü gibi Roma Hukuku ve kültürü daha ilk andan itibaren kitaplı bir kültür ve medeniyet olmuştur.

Roma hukukunun içerisinde elbette günümüzde asla kabul edilemeyecek kanunlar da mevcuttur.
Ancak, kabul etmek gerekir ki, günümüzde kimse de bunları bir medeniyet değeri olarak ileri sürmemektedir.
Ve kimse de Roma Hukukunun kölelikle ilgili yasal mevzuatını günümüzde de muteber kılmaya çalışmamaktadır.
Dolayısıyla biz bir kültür mirası içerisinden beğendiğimiz, iyi düşünülmüş, tarihin imbiğinden geçmiş, sınanmış, toplumsal deneyimlerden geçmiş olanları seçmek ve birer medeniyet değeri olarak kullanmak şansına sahibiz.

Ve İslam.
Onun içsel tutarlılığı olan, temel ilkeleri belirleyen, belirli bir hukuk derlemesi ancak Mecellede olabilmiştir.
Bu da yalnızca Osmanlı'nın batmadan öncesi son yüzyılında kısmen yürürlükte kalabilmiştir.
Ancak, kabul etmek gerekir ki, Mecelle bir hukuk derlemesi olarak elbette ve kesinlikle Şeriat nizamından çok Roma Hukukundan esin almıştır.
Ve ulemanın şeriat talepleri ile Roma değerleri arasında bocalayan, bir uzlaşı üretmeye çabalayan kadük bir derlemedir.

Esasen İslamın temel kaynaklarında bahsi geçen hukuk bahisleri duruma, kişiye , zamana, kültüre göre keyfidir.
İslamın temel kaynaklarından genel geçer hukuk ilkeleri üretmek ancak elde olan metinlere yüzlerce kez takla attırmak suretiyle zorla, ite kaka yapılabilmiş bir iştir.

Kaldı ki, günümüzde İslam hukukunun üstünlüğünden bahsedenler bize bir bütün olarak İslam hukukunu dayatmaktadır.
Bu sepetin içerisinden bazı unsurları seçmek ya da dışlamak hakkını bize tanımamaktadırlar.
Doğal olarak İslam akaidinden bazı unsurların reddi küfur, şirk, ve hatta katli vaciptir derecesin ağır tepkilerle karşılaşmaktadır.

Türklerin de kendi kültürlerinden türettikleri ve yazıya döktükleri kanun derlemeleri vardır.
Bunlardan ilk akla gelen Cengiz Han Kanunlarıdır.
Ne yazık ki, Cengiz Han Kanunları temel ilkeleri belirlemekten çok, sayısız özel maddeden oluşur.

Ve elbette bütün medeniyetlerin de az çok yazıya dökülmüş kanun derlemeleri vardır.
Günümüzde bütün bu kültür mirasından günümüzde ve gelecekte anlamlı, değerli olabilecek genel ilkeler bulmak, çıkarmak mümkündür.
Ve aynı şekilde eski çağların ilkelliklerini yansıtan dışlanması gereken unsurlarda olacaktır.
Bizim bu konuda avantajımız, hiçbir ilahı gücendirme riskine girmeden tamamıyla aklımızı ve toplumsal uzlaşı modeline uygun olacak şekilde tercihler yapabilmektir.

Ve konu din ve İslamiyet olunca kimsenin, hiçbir devletin, hukukçunun, ilahiyatçının elde olandan bazılarını dışlamak, bazılarını da seçmek ve beğenmek imkan ve lüksü yoktur.
Bu nedenle özelde İslam hukuku, genelde ilahi metinlere dayalı hukuk nizamı önerileri daha ilk anda reddedilmesi gereken mayınlı alanlar olmaktadır.

Ancak, her şeye karşın Roma Hukukun en çok öne çıkan özelliği genel ilkeleri vurgulamış ve onları derlemiş olmasıdır.

Ve günümüzde Yargıtay bir alt mahkemeye Roma Hukukunu hatırlatarak hukuk dersi vermek zorunda kalmıştır.
Bu içler acısı bir haldir.
Bizim medeniyet seviyemizi gösteren önemli bir ölçüdür.


Evet, şüpheden sanık yararlanır.
Bu ilke büyük olasılıkla 3000 yıl sonra da itibarlı olacaktır.
Ve elbette korunması gereken bir medeniyet değeridir.


Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  

YARGITAY'DAN TARİHİ KARAR: ÜPHEDEN SUÇ DOĞMAZ"

Yargıtay Ceza Genel Kurulu çtihat Metni" niteliğinde tarihi bir karara imza attı. Adli hataların önüne geçilebilmesinin en önemli ilkelerinden biri olan "in dubio pro reo" (kuşkudan sanık yararlanır) ilkesi olduğuna dikkat çeken Kurul sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğuna karar verdi.

5 Temmuz 2019 Cuma 10:41

Adli bir vakaadan ötürü 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan iki sanık toplamda 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Suçlamaları reddeden sanıklar kararı temyiz etti. Yargıtay 9. Ceza Dairesi her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararını bozdu. Davayı ikinci kez değerlendiren Ağır Ceza Mahkemesi ilk kararında direndi. Devreye giren Yargıtay Ceza Genel Kurulu emsal nitelikte bir karara imza attı. Kararda; ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "in dubio pro reo" (kuşkudan sanık yararlanır) ilkesi uyarınca sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu hatırlatıldı. Gerçekleşme şeklinin kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı vurgulandı.

ADLİ HATALARIN ÖNÜNE GEÇEMEYİZ!

Kararda şöyle denildi; "Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanabileceği gibi suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkumiyeti kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet büyük veya küçük bir olasılığa değil her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır. Mahkemenin direnme kararının bozulmasına oy birliği ile hükmedilmiştir. "

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1471803/Yargitay_dan_tarihi_karar___Supheden_suc_dogmaz_.html

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Gencler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz.
Siz almakta oldugunuz terbiye ve irfan ile insanlik ve medeniyetin vatan sevgisinin fikir hurriyetinin en kiymetli timsali olacaksiniz.
Yukselen yeni nesil istikbal sizsiniz.
Cumhuriyeti biz kurduk onu yukseltecek ve yasatacak sizsiniz.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

3. INSAN NE SOFU DOGAR NE DINCI

Her dinin ilkeleri Allah dusuncesi uzerine kurulmustur. Oysa duyularin hicbirine etkisi olmayan (duyularin hicbiriyle hissedilmeyen ve arastirilmayan) bir zat hakkinda gercek dusuncelere sahip olmak, insanlar icin mumkun degildir. Butun dusuncelerimiz ve duygularimiz araciligiyla bizde bir etki yapan ve uyarida bulunan sey, maddelerin, seylerin temsilleri, simgeleri, tasvirleridir. Zihin disinda bir konusu, bir maddesi olmayan Allah fikri, gozumuzun onune ne getirebilir? Boyle bir dusunce, etkisiz eserler kadar kuruntu degil midir?

Zihin disinda bir ilkel ornegi, asil nushasi, prototipi bulunmayan bir fikir, bir kuruntudan baska bir sey midir? Bununla birlikte bazi inanc ustalari, Allah fikrinin insanla yasit oldugunu insanlarin ana rahminden baslayarak bu Allah dusuncesine sahip olduklarini ve bu dusunceyle dogduklarini ileri surerler. Her ilke bir hukumdur; her hukum tecrube eseridir; tecrube ancak duyularimizin calismasiyla kazanilir.

Bundan su sonuc cikar: Dini ilkeler kuskusuz bir temele dayanmaz ve asla yasa bagli degildir. Tanri dusuncesi ve din ilkeleri kesinlikle dogustan kazanilmaz, insan bunlari dusunce halinde tasiyarak ve sahip olarak dogmaz. Sonradan, aile, toplum ve genel cevre bunlari kendisine asilar.

- - - - - - - - - - - - -
Insana karsi savasirken sonunda ona benzememeliyiz.
Onu alt ettiginiz zaman bile, onun kotu aliskanliklarini benimsemeye kalkmayin.
Hicbir hayvan asla bir evde yasamamali, yatakta yatmamali, giysi giymemeli, icki ve sigara icmemeli, paraya el surmemeli, ticaretle ugrasmamali.
Insanin butun aliskanliklari kotudur.
Ve en onemlisi, hicbir hayvan kendi turunden olanlara zorbalik etmemeli.
Guclusu gucsuzu, akillisi akilsizi, hepimiz kardesiz.
Hicbir hayvan baska bir hayvani oldurmemeli.
Butun hayvanlar esittir.

George OrwellHayvan Ciftligi

- - - - - - - - - - - - -
Tanri fikrine, boyle abuk bir dunyadan onu sorumlu tutabilecegim icin buyuk saygi duyuyorum.

DUHAMEL,GEORGES (1884-1966) Fransiz yazar.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

 





-------------------------------------------------
This free account was provided by VFEmail.net - report spam to abuse@vfemail.net
 
ONLY AT VFEmail! - Use our Metadata Mitigator™ to keep your email out of the NSA's hands!
$24.95 ONETIME Lifetime accounts with Privacy Features!
No Bandwidth Quotas!   15GB disk space!
Commercial and Bulk Mail Options!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder