14 Temmuz 2019 Pazar

VELİ-DER’DEN EĞİTİMDE LAİKLİK İÇİN SEFERBERLİK ÇAĞRISI



VELİ-DER'DEN EĞİTİMDE LAİKLİK İÇİN SEFERBERLİK ÇAĞRISI

Öğrenci Veli Derneği laikliği yeniden kazanmak için tüm toplumsal dinamiklerin ve demokratik kamuoyunun tam bir seferberlik halinde topyekûn mücadele etmesinden başka seçenek kalmadığını açıkladı

BİRGÜN İZMİR BİRGÜN İZMİR

14 Temmuz 2019 13:07

Öğrenci Veli Derneği mevcut iktidarın ve onun Milli Eğitim Bakanlığı'nın son yıllarda giderek artan ölçüde eğitimi dinselleştirme ve piyasalaştırma yönünde politikalar uyguladığını belirterek laikliği yeniden kazanmak için tüm toplumsal dinamiklerin ve demokratik kamuoyunun tam bir seferberlik halinde topyekûn mücadele etmesinden başka seçenek kalmadığını açıkladı.

Öğrenci Veli Derneği İzmir Şubesi "2019 LGS: SORUNLAR ÇÖZÜM ÖNERİLERİ" konulu bir rapor yayınladı.

Kamuoyuna sunulacak raporun sonuç bölümünde mevcut iktidar ve onun Milli Eğitim Bakanlığı'nın küçücük çocukları ve eğitimi kendi "ideolojik ajandasını" hayata geçirmek için bir "araç" gibi görmekten çekinmediği yurttaşlar arasında ayrım ve kutuplaştırma yarattığı ve gelinen aşamada eğitimde yaşanan sorunların çığ gibi büyüdüğü kaydedilerek şu görüşlere yer verildi:

"Veli-Der olarak yıllarca bu gidişata müdahale etmeye çalışarak çok sayıda etkinlikler gerçekleştirdik; sayısız toplantı panel çalıştay ve sempozyumlar düzenledik; imza kampanyaları ile toplumsal farkındalığı artırmaya ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın hak ettiği bilimsel laik kamusal eşit ulaşılabilir ve parasız eğitimin önemini anlatmaya çalıştık. Ancak sesimizi iktidara ve Milli Eğitim Bakanlığı'na duyuramadık. Yıllardır "üç maymunu" oynamaya devam eden "yetkililer" bir ülkenin çocukları üzerinde bu denli hoyratça oynanmaması gerektiğini idrak etmeyerek bildiklerini okumaya devam ettiler!"

Laikliğin her geçen gün daha fazla tahrip edilerek içi tamamen boşaltılmış bir kavrama indirgendiğinin belirtildiği raporda laikliği yeniden kazanmak için tüm toplumsal dinamiklerin ve demokratik kamuoyunun tam bir seferberlik halinde topyekûn mücadele etmesinden başka seçenek kalmadığı belirtilerek şu görüşlere yer verildi:

"Ülkemizde birçok önemli ve öncelikli sorun olduğunu biliyoruz; işçiler haklarını alamıyor diledikleri sendikalarda örgütlenip gerektiğinde grev yapamıyor; tarımsal nüfus köylüler çiftçiler emeğinin karşılığını alamıyor; kamu çalışanları yüzdelik zamlarla yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanıyor; emekliler asgari ücretin bile altında olan maaşlarıyla ayın sonunu getiremiyor… Ama ya çocuklar çocuklarımız! Tarikat-cemaat yurtlarında yanan yakılan tecavüze uğrayan; en temel hak olan eğitim hakkına hak ettikleri ve layık oldukları saygınlıkla ulaşamayan; geleceğe ve hayata dair umutları daha küçücük yaşlarında ellerinden alınan çocuklarımız!…Bir toplumun en kıymetli varlıkları çocuklardır! Bu ülkenin bütün çocukları için mücadele etmekten daha öncelikli hiçbir şey olmadığı inancıyla haydi mücadeleye!…"

Veli-Der İzmir Şubesi tarafından hazırlanan rapor ise şu şekilde:

2019 LGS- Sorunlar Zorluklar Dayatmalar

  1. MEB 2019 LGS'ye merkezi sınavla öğrenci alan 1526 okulun 855'ini -yani yarısından fazlasını!- İmam Hatip Lisesi ve Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak belirledi. Sınava katılan çocuklarımızın yaklaşık %10'unun yerleşmesi öngörülen bu "nitelikli" okulların toplam kontenjanı 139.120 olarak ilan edildi. Geçen sene sorduğumuz şu sorular bu sene için de geçerliliğini korumaktadır: Öğrencilerin %10'unun merkezi sınavla yerleştirileceği "nitelikli" okulları belirlerken hangi kriterler kullanılmaktadır? Bu "kriterler" kamuoyuyla neden paylaşılmamaktadır? Örneğin İzmir'de geçtiğimiz yıllarda yüzdelik dilim itibarıyla 3-4 ile öğrenci alan okullar listede yer almazken bu yıl yayınlanan tabloda yüzdelik dilimi 84 39 olan Necmettin Erbakan Anadolu İmam Hatip Lisesi hangi "niteliği" taşıdığı için "merkezi sınavla öğrenci alan 'nitelikli' okul" sayılmıştır?

  2. Yukarıdaki örnekte de görüldüğü üzere en önemli sorunlardan biri olarak MEB'in ısrarla sürdürdüğü yanlış okullaşma politikası ve buna bağlı olarak da İHL ve MTAL okul türlerinin çocuklarımıza adeta zorla dayatıldığı tespit edilmiştir! Oysa 2018 LGS sonuçları göstermiştir ki çocuklarımızın en çok tercih ettiği okullar akademik eğitimin ön planda olduğu Fen Liseleri Sosyal Bilimler Liseleri ve Anadolu Liseleridir. Nitekim yayınlanan "Yerleştirmeye Esas Kontenjan Tabloları" incelendiğinde imam hatip ve meslek liselerinin yüzdelik dilimleri bu okulların tercih edilmediğini net biçimde ortaya koymaktadır. MEB uyguladığı yanlış okullaşma politikasını terk etmeli; merkezi yerleştirmede Anadolu Sosyal Bilimler ve Fen liselerinin sayıları ve kontenjanları artırılmalı; sanat ve spor liseleri daha kolay ulaşılabilir olacak şekilde nicelik ve nitelik yönünden geliştirilmelidir.

  3. LGS tercih ve yerleştirme süreci çocuklarımızı ve velilerimizi çok büyük açmazlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi öğrencilerimizin neredeyse tamamına yakını merkezi sınava girmiştir. Buna karşın her öğrenci öncelikle "yerel yerleştirme tercih ekranından" işlem yapmak zorundadır. Yerel yerleştirmede "tercih sayısı sınırı" "okul türü kısıtı" ve ikamet adresi önceliği ile "çemberler" içine hapsedilen çocuklarımız "bir yere yerleşemeyip açıkta kalma" kaygısıyla hiç istemedikleri tercihlere zorlanmaktadır. Yerel yerleştirmede yapılacak en fazla beş tercihten üçünün öğrencinin kendi kayıt bölgesinden seçmesi zorunluluğu birçok "kayıt bölgesinde" (ilçede) Anadolu Lisesi olmaması nedeniyle çocuklarımızı adeta "coğrafyan kaderindir kaderine razı ol!" denilerek umarsız biçimde istemedikleri okulları tercih etmeye zorlamaktadır. Bu "cendereden" kurtulmak isteyen ve "maddi durumu uygun" veliler özel okullara yönelse de çocuklarımızın -kabaca- %90 gibi büyük bir bölümü ya istemedikleri bir okul türüne kayıt yaptırıyor ya da "açık lise" tercihi ile yüz yüze kalıyor.

  4. Eğitim kamusal haktır! MEB (ve "bir ve aynı anlama gelmek üzere" iktidar!) kısaca "eğitimde fırsat eşitliği" olarak tanımlanan evrensel ilke gereği bütün okulları "nitelikli" hale getirmek ve her bir çocuğumuzun istediği okulda eğitim görmesinin gereklerini yerine getirmekle sorumludur. Sorumluluk makamlarını işgal edenler bırakalım yüz binlerce çocuğumuzun mağdur ve mutsuz edilmesini bir tek çocuğun bile "eşitsizliğe ve haksızlığa" uğratılmasını önlemekle yükümlüdürler! Eğitim iktidarın kendi "ideolojik" eğilimlerinin tüm topluma egemen kılınması için kullanılacak bir araç değil aksine "çocuğun üstün yararının" korunup kollanması için her bir çocuğun kendi ayırdedici özelliklerini geliştirmesini sağlayan deyim yerindeyse her bir tekil çocuk için yeni formlar alabilen bir kamusal hizmet alanıdır. Kamusallık ve LAİKLİK her bir çocuğumuzun haklarının eşit olarak korunabilmesinin en temel güvencesidir bu bağlamda da eğitimin sorumluluğunu üstlenen herkes buna uygun davranmakla yükümlüdür!

  5. İki senedir uygulanmakta olan LGS 2012 yılında hayata geçirilen 4+4+4 sisteminin en önemli sonuçlarından biri olarak yaşanagelen "örgün eğitimden kopuşu" daha da hızlandırmaktadır. Açık liselerdeki öğrenci sayısı iki milyona yaklaşmıştır. Eğitim "sistemimiz" herhangi bir örgün öğretim kurumuna yerleşemeyip zorunlu olarak açık liselere kaydını yaptıran çocuklarımızın varlığından hiç rahatsızlık duymadığı gibi bu gidişatı daha da olumsuz hale getirecek uygulamalara imza atmaktan da geri durmuyor. Öyle anlaşılıyor ki özellikle yoksul ailelerin çocukları "sistemin dışına atılarak kontenjan ağırlığından kurtulma şansı yaratan safralar" gibi görülmektedir. Nitekim uygulanan yanlış okullaşma politikaları nedeniyle imam hatip ve meslek liselerinin kontenjanlarının yarısı bile dolmazken Anadolu liseleri ikili öğretim zorunluluğuna teslim edilmekte; ek derslik kontenjan artışı talepleri görmezden gelinmekte; birçok çocuğumuz imam hatip ve/ya meslek lisesine gitmek istemediği için açık liselere kaydolmaktadır. Ayrıca önemle belirtmek gerekir ki 4+4+4 sisteminin uygulanmaya başlandığı 2012 yılında okula başlama yaşı önce 60 ay sonra da 66 ay olarak uygulanmıştır ve bu durum 2020 yılında 8. sınıfı bitirecek ve dolayısıyla ortaöğretime başlayacak öğrenci sayısında görülmedik bir yığılmaya yol açacaktır.

  6. Sorunun çözümü için ne yapılması gerektiği açıktır: MEB yıllardır ideolojik saiklerle sürdürdüğü yanlış okullaşma politikasını terk etmeli; milyonların talep ve ihtiyaçlarına uygun olarak Anadolu Fen ve Sosyal Bilimler liselerinin sayısını ve kontenjanlarını artırmalı; "kıt kaynakların verimli kullanılması" ilkesi gereği sınıfları boş kalan imam hatip ve meslek liselerini Anadolu liselerine dönüştürmelidir. Keza "açık liselere" gitmek zorunda bırakılmış milyonlarca çocuğumuzu asıl olmaları gereken yere yani örgün eğitim kurumlarına kazandırmak için etkin önlemler alarak bu çocuklarımızın "ucuz iş gücü" olarak çalıştırılmasını adına "piyasa" denilen sömürü odaklarından kurtarılmasını sağlamalıdır. Mutsuzluğa ve geleceksizliğe terk edilecek bir tek çocuğumuz bile yoktur!



https://www.birgun.net/haber-detay/veli-derden-egitimde-laiklik-icin-seferberlik-cagrisi.html


- - - - - - - - - - - - -

a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Bircok guclukler ve engeller karsisinda bulundugumuzu biliyoruz.
Bunlarin hepsini inceleme ile gayret ve iman ile ve millet askinin sarsilmaz kuvvetiyle birer birer cozup sonuclandiracagiz.
O millet aski ki her seye ragmen icimizde sonmez bir kuvvet dayaniklilik ve ates kaynagidir.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

144. BUTUN DINLER HOSGORUSUZDUR, VICDAN OZGURLUGUNU KABUL ETMEZ VE DOLAYISIYLA IYILIGIN VE GUZELLIGIN YIKICISIDIR

Hicbir sofu yoktur ki, kendisinin bagli bulundugu mezhepten baska mezhebe girenleri, yaratilisina gore, ya dusmanlik, nefret ve tiksintiyle, ya asagilayici gozle gormesin, ya da durumuna acimasin. Ustun din, hep hukumdarin ve ordunun bagli oldugu dindir, Zayif mezheplere ustunlugunu, acimasizca ve cok asagilayici bicimde hissettirir.

Yeryuzunde henuz gercek hosgoru, gercek vicdan ozgurlugu yoktur. Her yerde, her milletin oteki butun milletlerden ayri ve ayricalikli bir sekilde sevgilisi oldugu sanilan bir Allah'a tapilir.

Her kavim yalniz kendisinin gercek Allah'a, dunya capinda Allah'a, doganin hukumdari olan Allah'a ibadet etmesiyle ovunur. Ancak, bu hukumdar, dunya arastirilir ve incelenirse gorulur ki, her toplumun, her mezhebin, her firkanin ya da her dinin mensuplari, her seye gucu yeten Allah'tan; ozenle ve calisarak ancak teveccuhune hak kazanma ayricaligina eristiklerini one suren az sayida uyruklarini kapsayan ve otekilere hic de kulak asmayan, aciz bir hukumdar yaparlar.

Din koyuculari ve bu dinleri tutan ruhaniler, dini asiladiklari milletleri otekilerden ayirmayi acik bir sekilde istemislerdir. Bunlar, kendi surulerini farkli damgalariyla oteki surulerden ayirmak istediler. Bunlar kendilerini izleyenlere, baska ilahlara dusman ilahlar, ozel ayinler, cemaatler, ibadet yerleri, dini torenler verdiler ve ozellikle kendilerine bagli guruhu, oteki dinlerin asagilayici, kufur ve igrenc olduguna inandirdilar. Bu hile ve oyunla, bu acgozlu aldaticilar, mezheplerine girenlerin ruhlarini kimseye danismadan istila edip buyulediler. Bunlari, uysal olmayan, toplum disi yaptilar, insan topluluguna baglilik ve ilgilerini yok ettiler. Fikirlerine ve kendi ayinlerine uygun fikir ve ayinlere sahip olmayanlarin tumune mahkum, lanetlenmis gozuyle baktirdilar. Iste bu sekilde, din, insanlarin yureklerini kapatmaya ve insanin hemcinslerine karsi beslemesi gereken sevgiyi yureklerden uzaklastirmaya erismistir. Uysallik, iyilikseverlik, merhametli olmak gibi ahlakin bu ilk erdemleri, dini hurafelerle kesinlikle uyum kabul etmez.

- - - - - - - - - - - - -
Savas kazanmak amaciyla yapilmaz, aksine savasin surekli olmasi istenir Toplumdaki hiyerarsinin surmesi ancak yoksulluk ve cehalet temeli uzerinde saglanabilir.
Savas baslatma cabasi her zaman icin, asil olarak, toplumu acligin esiginde tutmak icin planlanir.
Savas, egemen grup tarafindan kendi vatandaslarina karsi yurutulur ve bu savasin amaci zafer kazanmak degildir aksine toplumun mevcut yapisini saglam tutmaktir.

George Orwell

- - - - - - - - - - - - -
IMAN Sagduyunuzun, dogru olmadigini soyledigi seye inanma ugrasi.

HUBBARD,ELBERT (1856-1915) ABD'li yazar.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder