5 Temmuz 2019 Cuma

CUMHURİYET YAZARI ÖZGENTÜRK’E 1 YIL 6 AY HAPİS CEZASI IŞIL ÖZGENTÜRK : YENİ KUŞAK TÜRBANLILAR...

TCK MD. 216 , HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK VEYA AŞAĞILAMA

Madde 216- (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakı- mından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Mahkumiyet kararının duyurusu ve bu mahkumiyete esas olan makale de aşağıda.
Yalnızca okuyun.

Hakaret var mı, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama var mı?
Açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkmış mıdır?

Konuyla ilgili yasa da yan tarafta, kamu güvenliğine yönelik bir tehdit var mı?
Aşağılanan halk kesimi  hangisidir, nasıl aşağılanmıştır?
Bir bakın.

Değil ama, velev ki, aşağıdaki makale en ağır şekilde yorumlansa bile, yani kamu güvenliğini bozacak derecede halkın dini değerlerini aşağılamış bile olsa, azami haddi bir yıldır.
Peki ya 1 yıl altı ay nereden çıktı.

Yahu bir ülkenin yasalları bu kadar ucuz şekilde suistimal edilmez, edilemez, edilmemeli.
Burası gerçekten de deliler cumhuriyeti oldu.
Muz Cumhuriyeti değil,  Çadır Devleti değil, harbi Deliler Cumhuriyeti.
Akıl ve vicdan hiç bu kadar rahat ayaklar altına alınmamıştı.

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama ile ilgili ceza maddesi bu kadar kolay, bu kadar yavşakça, bu kadar tutarsız şekilde kullanılamaz.
Bu yargılamayı yapan, ve bu kararı alan mahkeme heyetinin en ufak şekilde temel hukuk ilkelerine uymak gibi bir kaygısı olamaz.
Bu mahkeme tarihe geçmiştir, bu heyet de tarihe geçmiştir.
Bunları izlemek ve sık sık bu heyet üyelerin verdikleri bu kararı sormak gerekir.
Bu soruları sorması gereken ise ilk olarka Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu olmalıdır.
Hakimlerin sorumsuz olması diye bir ilke yoktur.
Hakimler elbette hekimler gibi astıkları, kestikleri, yaptıkları her işten sorumludur.
Kimse hakimlik makamını özgürce suç işleme imkanı olarak kullanamaz, kullanamamalı.
Birileri buna engel olmalı, yoksa sistem çöker.
Sistem çökerse altında yalnız AKP kodamanları kalmaz, herkes kalır.

Benden uyarması.

Ve bir ülkede yasaların zulüm aracı olarak bu kadar rahat şekilde kullanılabilmesi kesinlikle ve elbette halkın bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik etmekte, kamu düzenini bozmakta, hatta aşağılamaktadır.
Evet, bu mahkemenin yaptığı aynen budur.

Bir mahkeme nasıl bu kadar kullanışlı olabilir?

"International Covenant on Civil and Political Rights"

(Medeni ve Siyasi Haklara ilişkin Uluslararası Sözleşme)
19'uncu maddeyi şöyle açıklar:

    Herkes engel olmaksızın fikirlere sahip olmalıdır.
    Herkesin ifade özgürlüğü hakkı olmalıdır; bu hak, her türlü bilgi ve fikirleri sınır olmaksızın, sözlü, yazılı, basılmış, sanat veyahutta herhangi dilediği bir medya ortamıyla öğrenme, alma ve verme hakkıdır.
    2'inci bölümdeki haklar özel haklar ve sorumluluklar getirir. Bu doğrultuda bazı limitler kanunlar tarafıyla uygulanabilir:

        a) Başkalarının haklarına ve şöhretine saygı;
        b) Ulusal güvenlik, halk düzeni, veyahutta halk sağlığı ve huzuru.

20'inci madde de; şiddet propagandalarını yasaklar.
19'uncu maddenin üçüncü bölümünde belirtilen iki bend, gerek monarşik, gerek militarist, gerek muhafazakar rejimlerin talepleri doğrultusunda eklenilmiştir.

Ülkemizin İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi tercümesinin 19'uncu maddesi şöyle der:


    "Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir."

1982 ANAYASASI'NDA DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN GENEL ÇERÇEVESİ

1982 Anayasası'nda düşünce özgürlüğü ile ilişkili iki madde bulunmaktadır. Bunlardan ilki, 1982 Anayasası'nın 25. maddesi olup; bu madde "Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz" şeklindeki düzenleme ile, ifade özgürlüğünü güvenceye almıştır. 25. madde, düşünce özgürlüğü konusunda herhangi bir sınırlama sebebi düzenlememiştir.

Ancak 26. madde, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti başlığı altında "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması,millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. (Mülga: 3/10/2001-4709/9 md.)

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir" şeklinde düzenlemiş ve düşünceyi yayma ve açıklamanın bazı durumlarda kısıtlanabileceğini söylemiştir.

Anayasa'da yapılan değişiklikle daha önce 13. maddede sayılan genel sınırlama sebepleri kaldırılmış, ancak oradaki sınırlama sebepleri 26. maddenin 2. fıkrasına eklenerek, esas olarak düşünce özgürlüğünün geliştirilmesi için bir değişiklik meydana getirilmemiştir.

Temel hak ve özgürlükler konusunda kritik olan konulardan birisi de, sınırlamanın sınırının ne olacağıdır. 2001'de yapılan değişiklikten önce sınırlamanın anayasal sınırı "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ölçütü iken, değişikle birlikte 13. maddede "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." denilerek, "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ölçütü dışında, "öz güvencesi", "ölçülük ilkesi" ve " laik cumhuriyetin gerekleri" gibi yeni ölçütlerle de, sınırlamanın sınırı genişletilmiştir.

Hakimler nasıl bu kadar yandaş olabilir?

Bu ülkede her ağzını açana bu madde işletilecekse yandı  gülüm keten helva.
Boku yedik demektir.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  

CUMHURİYET YAZARI ÖZGENTÜRK'E 1 YIL 6 AY HAPİS CEZASI

05/07/2019

Cumhuriyet yazarı Özgentürk'e 1 yıl 6 ay hapis cezası

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Gazetesinde 13 Ocak 2019 tarihinde yayımlanan "Yeni kuşak türbanlılar" başlıklı yazısı nedeniyle yargılanan gazeteci-yazar Işıl Özgentürk'ü "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" suçlamasıyla 1 yıl 6 ay hapse mahkum etti.

http://www.dusun-think.net/haberler/cumhuriyet-yazari-ozgenturke-1-yil-6-ay-hapis-cezasi/

================================

IŞIL ÖZGENTÜRK : YENİ KUŞAK TÜRBANLILAR...

isilozgenturk@gmail.com 13 Ocak 2019 Pazar

Cumhurbaşkanı'nın yeni danışmanı Mariam Kavakçı henüz yirmi yaşında bile değil ve Instagram'dan paylaştığı pozları insana yeni kuşak türbanlılar konusunda oldukça net bildirimler sunuyor ve bizim de ilgimizi çekmemesi olanaksız.

Şimdi şöyle dediğinizi duyabiliyorum o fotoğraflar özel hayata girer genç bir kadını sırf fotoğrafları nedeniyle eleştirmemek gerekir. Doğrudur ama ne yazık ki onu danışman yapan Saray erkânı bir mekânda içki içtiği için türbanlı hemcinsleri tarafından suç duyurusunda bulunulan genç bir kadın oyuncu için (Deniz Çakır) "kıyafetine göre insan belirleyecek olsaydık senin AVM'de değil kerhanede olman gerekirdi' sözlerini söylemekte hiçbir sakınca görmüyorsa bizim de fotoğraflarında özellikle dili dışarıda danışmanı görünce "ne oluyor?" diye sorma hakkımız vardır.

İyi ki danışman olmuş böylece yeni kuşak türbanlılar hakkında birkaç söz söylememize fırsat tanıyor. Önce şunu söylemek mümkün türban artık bir dini sembol değil daha çok bir moda enstrümanı. Öğrencilerimden biliyorum başlarını kapatan gencecik kızlara soruyorum: "Neden?" Kiminin babası istemiş kimi kendiliğinden başını kapatmış. Ama türbanın nereden geldiğini bilmiyorlar. Kuran'da yazıp yazmadığını bilmiyorlar. Onlara türbanın Sümerlere dayandığını bu uygarlıkta zengin ailelerin ilk kızlarını fahişelik görevi yapmaları için belli bir süre tapınaklara yollamak zorunda olduğunu anlatıyor halk karıştırmasın diye de bu kızların başını örtmesinin zorunlu kılındığını söylüyorum. İlk baş örtünme onlarda ardından Yahudiler de bu geleneği değiştirerek almışlar ve kiliselerde yaşayan rahibelerin bu biçimde örtünmeleri herkes tarafından kabul edilmiş. Bu bilgiyi verdiğim için bana teşekkür edenler bile var.

Bugün yaşları 18-20 arasındaki gençlere Z Kuşağı deniyor. Özellikle çokuluslu şirketler bu kuşak hakkında sürekli çok ciddi araştırma yapıyorlar çünkü sattıkları malın alıcısı onlar ve onların davranış özelliklerini öğrenmek istiyorlar. Kuşağın en önemli özelliği olarak çabucak sıkılmaları çıkıyor bir de geçmişi hiç merak etmedikleri. Bu Z Kuşağı içinde başlarını örten genç kızlar da var. Ama onlar da eğlenmek istiyorlar Instagram'da komik pozlarını yaymak istiyorlar. Öte yandan ülkemizde İmam Hatiplerde de dahil okullarda gerçek bir din eğitimi verilmediğinden din felsefesi yok sayıldığından şekilcilik alıp başını gidiyor sonuç hem başını örten hem de çok makyajlı sivri topuklarıyla yürümekte zorlanan yeni bir model ortaya çıkıyor. Yani dinin önerdiği mütevazı olmak göze batmamak merhametli olmak dayanışma içinde olmak yani insana ait tüm duygular bu karmaşa içinde hiç tartışılmıyor. Hiç konuşulmuyor.

Şimdi bunları geçelim ve daha politik bir yerde duralım. Bizim vergilerimizle yaşayan Saray'da kaç danışman bulunuyor? Gerçekten merak ediyorum. Çünkü Cumhurbaşkanı'nın konuşmalarına baktığımda gerçekten danışman kadrosunun oldukça vasat olduğu görülüyor. O zaman bir soru geliyor aklıma başka birileri mi bizim bilmediğimiz birileri mi ülkeyi yönetiyor? Bütün kurumlar göstermelik birer aksesuvar mı? Nasıl bir oyun oynanıyor ki biz sürekli figüran kadrosundayız?

Bu günlerde sürekli bunu düşünüyorum. Üstten birileri bilmediğimiz birileri inanılmaz bir gaddarlıkla ülkeyi uçuruma doğru götürüyor. Eğer düşündüğüm gibiyse Mariam Kavakçı'nın danışman olması hiç de rastlantı değil. Annesi elçi kız kardeşi de danışman aileden biri de milletvekili. Nedir Kavakçı ailesinin bu saltanatı. Bu saltanat kimin elinden bahşediliyor. Doğrusu bunu öğrenmek için ne yapmak gerek bilmiyorum. Ama işlerin çığrından çıktığı artık su götürmez bir gerçek!

Ve biz seçime gidiyoruz. Nasıl bir potaya geldik ki bu seçim işi başımıza kaldı. Yerel bir seçim yapıyoruz ama sanki genel bir seçim gibi. Ve ben hâlâ kendi bölgem Kadıköy'de kimin aday olduğunu bilmiyorum. Şaşkın bakıp duruyorum ve Z Kuşağı'nın türbanlı ya da türbansız kızları Instagram'dan tuhaf fotoğraflar paylaşmaya devam ediyorlar.

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1199772/Yeni_kusak_turbanlilar....html

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Gencler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz.
Siz almakta oldugunuz terbiye ve irfan ile insanlik ve medeniyetin vatan sevgisinin fikir hurriyetinin en kiymetli timsali olacaksiniz.
Yukselen yeni nesil istikbal sizsiniz.
Cumhuriyeti biz kurduk onu yukseltecek ve yasatacak sizsiniz.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

3. INSAN NE SOFU DOGAR NE DINCI

Her dinin ilkeleri Allah dusuncesi uzerine kurulmustur. Oysa duyularin hicbirine etkisi olmayan (duyularin hicbiriyle hissedilmeyen ve arastirilmayan) bir zat hakkinda gercek dusuncelere sahip olmak, insanlar icin mumkun degildir. Butun dusuncelerimiz ve duygularimiz araciligiyla bizde bir etki yapan ve uyarida bulunan sey, maddelerin, seylerin temsilleri, simgeleri, tasvirleridir. Zihin disinda bir konusu, bir maddesi olmayan Allah fikri, gozumuzun onune ne getirebilir? Boyle bir dusunce, etkisiz eserler kadar kuruntu degil midir?

Zihin disinda bir ilkel ornegi, asil nushasi, prototipi bulunmayan bir fikir, bir kuruntudan baska bir sey midir? Bununla birlikte bazi inanc ustalari, Allah fikrinin insanla yasit oldugunu insanlarin ana rahminden baslayarak bu Allah dusuncesine sahip olduklarini ve bu dusunceyle dogduklarini ileri surerler. Her ilke bir hukumdur; her hukum tecrube eseridir; tecrube ancak duyularimizin calismasiyla kazanilir.

Bundan su sonuc cikar: Dini ilkeler kuskusuz bir temele dayanmaz ve asla yasa bagli degildir. Tanri dusuncesi ve din ilkeleri kesinlikle dogustan kazanilmaz, insan bunlari dusunce halinde tasiyarak ve sahip olarak dogmaz. Sonradan, aile, toplum ve genel cevre bunlari kendisine asilar.

- - - - - - - - - - - - -
Insana karsi savasirken sonunda ona benzememeliyiz.
Onu alt ettiginiz zaman bile, onun kotu aliskanliklarini benimsemeye kalkmayin.
Hicbir hayvan asla bir evde yasamamali, yatakta yatmamali, giysi giymemeli, icki ve sigara icmemeli, paraya el surmemeli, ticaretle ugrasmamali.
Insanin butun aliskanliklari kotudur.
Ve en onemlisi, hicbir hayvan kendi turunden olanlara zorbalik etmemeli.
Guclusu gucsuzu, akillisi akilsizi, hepimiz kardesiz.
Hicbir hayvan baska bir hayvani oldurmemeli.
Butun hayvanlar esittir.

George OrwellHayvan Ciftligi

- - - - - - - - - - - - -
Tanri fikrine, boyle abuk bir dunyadan onu sorumlu tutabilecegim icin buyuk saygi duyuyorum.

DUHAMEL,GEORGES (1884-1966) Fransiz yazar.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

 


 



Hakaret var mı, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama var mı?
Konuyla ilgili yasa da yan tarafta, kamu güvenliğine yönelik bir tehdit var mı?
Aşağılanan halk kesimi  hangisidir, nasıl aşağılanmıştır?
Bir bakın.

Yahu bir ülkenin yasalları bu kadar ucuz şekilde suistimal edilmez, edilemez, edilmemeli.
Burası gerçekten de deliler cumhuriyeti oldu.
Muz Cumhuriyeti değil,  Çadır Devleti değil, harbi Deliler Cumhuriyeti.
Akıl ve vicdan hiç bu kadar rahat ayaklar altına alınmamıştı.

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama ile ilgili ceza maddesi bu kadar kolay, bu kadar yavşakça, bu kadar tutarsız şekilde kullanılamaz.
Bu yargılamayı yapan, ve bu kararı alan mahkeme heyetinin en ufak şekilde temel hukuk ilkelerine uymak gibi bir kaygısı olamaz.
Bu mahkeme tarihe geçmiştir, bu heyet de tarihe geçmiştir.
Bunları izlemek ve sık sık bu heyet üyelerin verdikleri bu kararı sormak gerekir.

Ve bir ülkede yasaların zulüm aracı olarak bu kadar rahat şekilde kullanılabilmesi kesinlikle ve elbette halkın bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik etmekte, kamu düzenini bozmakta, hatta aşağılamaktadır.
Evet, bu mahkemenin yaptığı aynen budur.

Bir mahkeme nasıl bu kadar kullanışlı olabilir?

"International Covenant on Civil and Political Rights"

(Medeni ve Siyasi Haklara ilişkin Uluslararası Sözleşme)
19'uncu maddeyi şöyle açıklar:

    Herkes engel olmaksızın fikirlere sahip olmalıdır.
    Herkesin ifade özgürlüğü hakkı olmalıdır; bu hak, her türlü bilgi ve fikirleri sınır olmaksızın, sözlü, yazılı, basılmış, sanat veyahutta herhangi dilediği bir medya ortamıyla öğrenme, alma ve verme hakkıdır.
    2'inci bölümdeki haklar özel haklar ve sorumluluklar getirir. Bu doğrultuda bazı limitler kanunlar tarafıyla uygulanabilir:

        a) Başkalarının haklarına ve şöhretine saygı;
        b) Ulusal güvenlik, halk düzeni, veyahutta halk sağlığı ve huzuru.

20'inci madde de; şiddet propagandalarını yasaklar.
19'uncu maddenin üçüncü bölümünde belirtilen iki bend, gerek monarşik, gerek militarist, gerek muhafazakar rejimlerin talepleri doğrultusunda eklenilmiştir.

Ülkemizin İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi tercümesinin 19'uncu maddesi şöyle der:


    "Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir."

1982 ANAYASASI'NDA DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN GENEL ÇERÇEVESİ

1982 Anayasası'nda düşünce özgürlüğü ile ilişkili iki madde bulunmaktadır. Bunlardan ilki, 1982 Anayasası'nın 25. maddesi olup; bu madde "Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz" şeklindeki düzenleme ile, ifade özgürlüğünü güvenceye almıştır. 25. madde, düşünce özgürlüğü konusunda herhangi bir sınırlama sebebi düzenlememiştir.

Ancak 26. madde, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti başlığı altında "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması,millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. (Mülga: 3/10/2001-4709/9 md.)

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir" şeklinde düzenlemiş ve düşünceyi yayma ve açıklamanın bazı durumlarda kısıtlanabileceğini söylemiştir.

Anayasa'da yapılan değişiklikle daha önce 13. maddede sayılan genel sınırlama sebepleri kaldırılmış, ancak oradaki sınırlama sebepleri 26. maddenin 2. fıkrasına eklenerek, esas olarak düşünce özgürlüğünün geliştirilmesi için bir değişiklik meydana getirilmemiştir.

Temel hak ve özgürlükler konusunda kritik olan konulardan birisi de, sınırlamanın sınırının ne olacağıdır. 2001'de yapılan değişiklikten önce sınırlamanın anayasal sınırı "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ölçütü iken, değişikle birlikte 13. maddede "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." denilerek, "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ölçütü dışında, "öz güvencesi", "ölçülük ilkesi" ve " laik cumhuriyetin gerekleri" gibi yeni ölçütlerle de, sınırlamanın sınırı genişletilmiştir.

Hakimler nasıl bu kadar yandaş olabilir?

Bu ülkede her ağzını açana bu madde işletilecekse yandı  gülüm keten helva.
Boku yedik demektir.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  

CUMHURİYET YAZARI ÖZGENTÜRK'E 1 YIL 6 AY HAPİS CEZASI

05/07/2019

Cumhuriyet yazarı Özgentürk'e 1 yıl 6 ay hapis cezası

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Gazetesinde 13 Ocak 2019 tarihinde yayımlanan "Yeni kuşak türbanlılar" başlıklı yazısı nedeniyle yargılanan gazeteci-yazar Işıl Özgentürk'ü "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" suçlamasıyla 1 yıl 6 ay hapse mahkum etti.

http://www.dusun-think.net/haberler/cumhuriyet-yazari-ozgenturke-1-yil-6-ay-hapis-cezasi/

================================

IŞIL ÖZGENTÜRK : YENİ KUŞAK TÜRBANLILAR...

isilozgenturk@gmail.com 13 Ocak 2019 Pazar

Cumhurbaşkanı'nın yeni danışmanı Mariam Kavakçı henüz yirmi yaşında bile değil ve Instagram'dan paylaştığı pozları insana yeni kuşak türbanlılar konusunda oldukça net bildirimler sunuyor ve bizim de ilgimizi çekmemesi olanaksız.

Şimdi şöyle dediğinizi duyabiliyorum o fotoğraflar özel hayata girer genç bir kadını sırf fotoğrafları nedeniyle eleştirmemek gerekir. Doğrudur ama ne yazık ki onu danışman yapan Saray erkânı bir mekânda içki içtiği için türbanlı hemcinsleri tarafından suç duyurusunda bulunulan genç bir kadın oyuncu için (Deniz Çakır) "kıyafetine göre insan belirleyecek olsaydık senin AVM'de değil kerhanede olman gerekirdi' sözlerini söylemekte hiçbir sakınca görmüyorsa bizim de fotoğraflarında özellikle dili dışarıda danışmanı görünce "ne oluyor?" diye sorma hakkımız vardır.

İyi ki danışman olmuş böylece yeni kuşak türbanlılar hakkında birkaç söz söylememize fırsat tanıyor. Önce şunu söylemek mümkün türban artık bir dini sembol değil daha çok bir moda enstrümanı. Öğrencilerimden biliyorum başlarını kapatan gencecik kızlara soruyorum: "Neden?" Kiminin babası istemiş kimi kendiliğinden başını kapatmış. Ama türbanın nereden geldiğini bilmiyorlar. Kuran'da yazıp yazmadığını bilmiyorlar. Onlara türbanın Sümerlere dayandığını bu uygarlıkta zengin ailelerin ilk kızlarını fahişelik görevi yapmaları için belli bir süre tapınaklara yollamak zorunda olduğunu anlatıyor halk karıştırmasın diye de bu kızların başını örtmesinin zorunlu kılındığını söylüyorum. İlk baş örtünme onlarda ardından Yahudiler de bu geleneği değiştirerek almışlar ve kiliselerde yaşayan rahibelerin bu biçimde örtünmeleri herkes tarafından kabul edilmiş. Bu bilgiyi verdiğim için bana teşekkür edenler bile var.

Bugün yaşları 18-20 arasındaki gençlere Z Kuşağı deniyor. Özellikle çokuluslu şirketler bu kuşak hakkında sürekli çok ciddi araştırma yapıyorlar çünkü sattıkları malın alıcısı onlar ve onların davranış özelliklerini öğrenmek istiyorlar. Kuşağın en önemli özelliği olarak çabucak sıkılmaları çıkıyor bir de geçmişi hiç merak etmedikleri. Bu Z Kuşağı içinde başlarını örten genç kızlar da var. Ama onlar da eğlenmek istiyorlar Instagram'da komik pozlarını yaymak istiyorlar. Öte yandan ülkemizde İmam Hatiplerde de dahil okullarda gerçek bir din eğitimi verilmediğinden din felsefesi yok sayıldığından şekilcilik alıp başını gidiyor sonuç hem başını örten hem de çok makyajlı sivri topuklarıyla yürümekte zorlanan yeni bir model ortaya çıkıyor. Yani dinin önerdiği mütevazı olmak göze batmamak merhametli olmak dayanışma içinde olmak yani insana ait tüm duygular bu karmaşa içinde hiç tartışılmıyor. Hiç konuşulmuyor.

Şimdi bunları geçelim ve daha politik bir yerde duralım. Bizim vergilerimizle yaşayan Saray'da kaç danışman bulunuyor? Gerçekten merak ediyorum. Çünkü Cumhurbaşkanı'nın konuşmalarına baktığımda gerçekten danışman kadrosunun oldukça vasat olduğu görülüyor. O zaman bir soru geliyor aklıma başka birileri mi bizim bilmediğimiz birileri mi ülkeyi yönetiyor? Bütün kurumlar göstermelik birer aksesuvar mı? Nasıl bir oyun oynanıyor ki biz sürekli figüran kadrosundayız?

Bu günlerde sürekli bunu düşünüyorum. Üstten birileri bilmediğimiz birileri inanılmaz bir gaddarlıkla ülkeyi uçuruma doğru götürüyor. Eğer düşündüğüm gibiyse Mariam Kavakçı'nın danışman olması hiç de rastlantı değil. Annesi elçi kız kardeşi de danışman aileden biri de milletvekili. Nedir Kavakçı ailesinin bu saltanatı. Bu saltanat kimin elinden bahşediliyor. Doğrusu bunu öğrenmek için ne yapmak gerek bilmiyorum. Ama işlerin çığrından çıktığı artık su götürmez bir gerçek!

Ve biz seçime gidiyoruz. Nasıl bir potaya geldik ki bu seçim işi başımıza kaldı. Yerel bir seçim yapıyoruz ama sanki genel bir seçim gibi. Ve ben hâlâ kendi bölgem Kadıköy'de kimin aday olduğunu bilmiyorum. Şaşkın bakıp duruyorum ve Z Kuşağı'nın türbanlı ya da türbansız kızları Instagram'dan tuhaf fotoğraflar paylaşmaya devam ediyorlar.

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1199772/Yeni_kusak_turbanlilar....html

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Gencler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz.
Siz almakta oldugunuz terbiye ve irfan ile insanlik ve medeniyetin vatan sevgisinin fikir hurriyetinin en kiymetli timsali olacaksiniz.
Yukselen yeni nesil istikbal sizsiniz.
Cumhuriyeti biz kurduk onu yukseltecek ve yasatacak sizsiniz.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

3. INSAN NE SOFU DOGAR NE DINCI

Her dinin ilkeleri Allah dusuncesi uzerine kurulmustur. Oysa duyularin hicbirine etkisi olmayan (duyularin hicbiriyle hissedilmeyen ve arastirilmayan) bir zat hakkinda gercek dusuncelere sahip olmak, insanlar icin mumkun degildir. Butun dusuncelerimiz ve duygularimiz araciligiyla bizde bir etki yapan ve uyarida bulunan sey, maddelerin, seylerin temsilleri, simgeleri, tasvirleridir. Zihin disinda bir konusu, bir maddesi olmayan Allah fikri, gozumuzun onune ne getirebilir? Boyle bir dusunce, etkisiz eserler kadar kuruntu degil midir?

Zihin disinda bir ilkel ornegi, asil nushasi, prototipi bulunmayan bir fikir, bir kuruntudan baska bir sey midir? Bununla birlikte bazi inanc ustalari, Allah fikrinin insanla yasit oldugunu insanlarin ana rahminden baslayarak bu Allah dusuncesine sahip olduklarini ve bu dusunceyle dogduklarini ileri surerler. Her ilke bir hukumdur; her hukum tecrube eseridir; tecrube ancak duyularimizin calismasiyla kazanilir.

Bundan su sonuc cikar: Dini ilkeler kuskusuz bir temele dayanmaz ve asla yasa bagli degildir. Tanri dusuncesi ve din ilkeleri kesinlikle dogustan kazanilmaz, insan bunlari dusunce halinde tasiyarak ve sahip olarak dogmaz. Sonradan, aile, toplum ve genel cevre bunlari kendisine asilar.

- - - - - - - - - - - - -
Insana karsi savasirken sonunda ona benzememeliyiz.
Onu alt ettiginiz zaman bile, onun kotu aliskanliklarini benimsemeye kalkmayin.
Hicbir hayvan asla bir evde yasamamali, yatakta yatmamali, giysi giymemeli, icki ve sigara icmemeli, paraya el surmemeli, ticaretle ugrasmamali.
Insanin butun aliskanliklari kotudur.
Ve en onemlisi, hicbir hayvan kendi turunden olanlara zorbalik etmemeli.
Guclusu gucsuzu, akillisi akilsizi, hepimiz kardesiz.
Hicbir hayvan baska bir hayvani oldurmemeli.
Butun hayvanlar esittir.

George OrwellHayvan Ciftligi

- - - - - - - - - - - - -
Tanri fikrine, boyle abuk bir dunyadan onu sorumlu tutabilecegim icin buyuk saygi duyuyorum.

DUHAMEL,GEORGES (1884-1966) Fransiz yazar.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder