10 Mayıs 2011 Salı

POLİTİK - Güçlü Olan Kuralı Koyar / Nusret KEBAPÇI

Güçlü Olan Kuralı Koyar / Nusret KEBAPÇI

Bunu sadece kişisel olarak söylemiyorum. Ülkeler açısından da değerlendirildiğinde bunun doğru olduğu görülecektir.

Siz güçsüz, bunu sadece siyasi anlamda söylemiyorum ekonomik açıdan zayıf bir ülkeyseniz, kendi ülkenizin iç işlerini bile düzeltemezsiniz.

Hemen dünyanın jandarması olan ülkeler müdahale eder ve ülke içindeki egemenlik hakkınızı elinizden alırlar. Bu arada ülkenizi düzeltirken daha açıkçası dümdüz ederlerken, bu arada sizi de düzeltmiş olurlar.

Yani sözüm o ki güçlü olanın her türlü müdahale hakkı vardır.

Şimdi şu ülke isimlerine bir bakın sizin için nasıl bir anlamı bulunmaktadır.

Türkiye, Afganistan, Somali, Endonezya, Rusya, Hindistan... Bu ülkeleri birçok açıdan sınıflandırmak elbette mümkün ama konu o değil, bu ülkeler merkezi ABD'de bulunan Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu tarafından izlenecek ülkeler arasında sayılıyor. Elbette liste sadece bununla sınırlı değil. Bunlar izlenecek ülkeler… Hazırlanan listeye göre bunlardan daha beteri de var…

Onlar da din özgürlüğünün hiç olmadığı ülkeler arasında sayılmaktadır.

Bu ülkeler hangileri diye aklınıza bir soru gelirse şimdiden söyleyim…

İran, Irak, Suudi Arabistan, Burma, Çin, Kuzey Kore, Vietnam, Pakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Eritre, Nijerya, Sudan, Küba. Biraz dikkatli, özellikle de ülkelerde olup biteni gözleyen biriyse hemen fark edecektir ki, bu sayılan ülkelerin önemli bir kısmı dünyanın enerji merkezinde bulunmaktadır.

Belki herkes ya da tüm ülkeler, diğer ülkeleri değişik şekilde sınıflandırarak çeşitli adlarla raporlar yayınlayabilir gibi bir varsayımınız olabilir… Gerçi böyle bir rapor hazırlamanız halinde bunu ne ölçüde yayabilirsiniz bu da işin bir başka yönü ama önemli olan şey şu, bu hazırlanan raporlar öyle laf olsun cinsinden hazırlanan raporlar değildir…

Özellikle de bu gerekçelerle müdahale etmeyi planlayarak dünyaya hakim olmayı hedefleyen ülkeler açısından…

Şimdi durun!

1997'de Hıristiyan ve Yahudi eylemcilerden oluşan bir grup, denizaşırı yerlerdeki dini baskılara karşı ABD'de bir kampanya başlatıyor. Ardından ABD Kongresi Clinton tarafından imzalanan ve adı…

"Uluslararası Din Özgürlüğü Yasası" olan bir yasa çıkarıyor.

Sonra

Yasaya bağlı olarak Uluslararası Din Özgürlüğü üzerine "bağımsız" bir ABD komisyonu oluşturuluyor.


Sonrasında olabilecekler herkesin malumu…

Dışişleri bakanlığından dünyadaki din özgürlüğünün toplumsal durumu hakkında yıllık rapor hazırlaması isteniyor.

Zaten hazırlanan raporlara baktığınızda da burada ne müftü seçilmesini engelleyen ülkeleri görebiliyorsunuz ne de minare yapımını engelleyen ülkeleri…

Hatta ülkede yaşayan bazı etnik grupları sınır dışı eden ülkeleri bile göremezsiniz. İşte bu çıkarılan ABD yasası ile hedef ülkelerde olduğu varsayılan her türlü dini ve etnik baskı bu gün ABD dış politikasının bir parçası haline geldi. ABD kamuoyunda Clinton Doktrini olarak da adlandırılan yasaya göre:


"Bir ülkenin etnik ve dini azınlıklara şiddet uygulaması halinde, bu durum içişleri kapsamından çıkarak, uluslarası bir müdahaleyi meşru kılar."


Bu doktrinin ilk uygulaması Sırbistan'a yapıldı bu gün ise Mısır, Libya ve Suriye hatta tüm bölge ülkeleri bu doktrine göre hedef haline getiriliyor.

Hani diyeceğim o ki, yıllardır ülkenin asıl yurttaşı olan insanlarımızı dini ve etnik azınlık haline getirmek istiyorlar ya işte tüm nedeni bu…

O azınlıklara baskı yapıldığı öne sürülerek müdahale etmek…

Başka hiçbir anlamı YOK…

Oraz POYRAZ
http://www.anayurtgazetesi.com/default.asp?page=yazar&id=12465


--  Cenabı Hak, Kibir edenleri bayağı ve aşağılık kılar.   Hz.Ali oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder