10 Mayıs 2011 Salı

PSİKOLOJİK HAREKAT - 'Beni Lütfen GATA'ya Emanet Etmeyiniz!'



-------- Original Message --------
From:     İstanbul - Haber Bilgi Yorum <istanbul@istanbulbilgi.com>

'Beni Lütfen GATA'ya Emanet Etmeyiniz!'

03 Mayıs 2011 Giray ALTUĞ  -
oguzyurdu.com

 

http://oguzyurdum.com/images/stories/karisik6/benigata1.jpg GATA, adı en çok bilinen sağlık kurumu.  Cem Yılmaz'ın stand-up showlarından tutun, sağlık bakanlığının basın açıklamalarına, oradan yazılı ve görsel medyaya kadar adının defalarca geçmediği yer yok. Ne ironiktir ki bu yüksek reyting hastanenin olağanüstü başarısından kaynaklanmıyor. Ergenekon davası sürecinde üst rütbeli subaylara misafirhane hizmeti vermesiyle uzun süre gündemde kalan hastane, daha sonra sayısız olumsuz olayla haber konusu oldu. Haber konuları arasında etik ihlaller, intihaller başı çekiyor. Öyle ki Google 'da Hacettepe-etik diye yazılınca 700 sonuç çıkarken GATA-etik diye arama yapılınca 25000 i aşkın sonuç listeleniyor. 

                   Çok değil 2 yıl önce Üroloji servisinden Dr Cüneyt Adayener ve Dr İlker Akyol'un başkasına ait yayınlanmış bir makaleyi aşırarak makalenin sadece ismini değiştirip kendi adlarına yayınladıkları açığa çıkmış ve GKB tarafından öğretim üyeliklerine son verilmişti. Ancak ismi geçen hekimlerin görev yerleri değiştirilmediği gibi öğretim üyesi titrini kullanarak çalışmaya devam ettikleri biliniyor. Yine Göz kliniğinden Dr Ali Aydın'ın ve Nöroloji servisinden Dr Zeki Odabaşı ile Dr Senai Bek' in hamsterlerle yapılabilecek deneyleri erler üzerinde yaptıkları basına yansımış ve büyük infial uyandırmıştı.  Dr Mehmet Saraçoğlu'nun fotoshopla kel başa sırma saç eklemek nevinden David Copperfield ustalığıyla şapkadan makale çıkarması daha masum sayılabilir diğerlerine göre....Bunlar sayısız örnekden sadece birkaçı. Bu farklı olayların tek ortak özelliği var:  Göstermelik bir soruşturmadan sonra kahramanları aklanarak ve konumları pekiştirilerek göreve devam ediyorlar. Bir milletvekilinden daha çok dokunulmazlıkları varmış gibi. Bu da doğal olarak bu tür olayların önemsiz olduğu algısını oluşturduğu gibi yeni etik suçlara zemin hazırlıyor, suçluyu yüreklendiriyor.

              TSK'da onbaşıdan Orgenerale kadar istisnasız her fert emirlere uymak ve disipline riayet etmekle yükümlüdür. Konumundan, mesleğinden, rütbesinden dolayı kimse disiplin kuralları haricinde tutulamaz. Disiplinin geleneksel tanımı emirlere tam riayeti öngörür. Bu hususta gevşeklik göstermek ya da birine iltimas etmek güvensizlik oluşturacağı gibi çalışanlardaki aidiyet duygusunu da aşındırır. GATA' yı şöhrete ulaştıran bu hekimlere disiplin kurallarının işlemediği ve çeşitli kademelerde kol-kanat gerildiği su götürmez bir gerçek. Ancak bunun son zamanlarda GATA dekanı Prof Dr Zeki Bayraktar tarafından, hem de Genelkurmay Başkanını yanıltarak yapılması anlaşılır bir şey değil. Dr Bayraktar GATA' nın sağlık bakanlığı bünyesine alınacağı ve sivilleştirileceği yalanını Genelkurmay Başkanına empoze ederek soruşturmaları kapatmaya çalışmaktadır. Bu bir nevi 'cambaza bak' olayıdır. Oysa olaylar geçiştirilmeyecek kadar önemli, affedilmeyecek kadar ciddidir.  Korunmasız erlere elektrik vererek ya da gözlerine ne sonuç doğuracağı belli olmayan ilaçlar damlatarak deneyler yapmak savunulabilinir mi? Ya öğretim üyesi kisvesi taşıyan hekimlerin aslında sahtekârlıkla, naylon makalelerle doçent-profesör olmaları basit bir şey midir? Hırsları için bunu yapan biri menfaatleri söz konusu olduğunda sınır tanır mı? Subayları, generalleri hatta yeri geldiğinde Genelkurmay Başkanını bu doktorların ellerine gönül rahatlığıyla emanet edebilir miyiz ?

             Yakın geçmişte Başbakanlık müsteşarı Ömer ÇELİK intihal nedeniyle kovuşturmaya uğramış ve suçlu bulunarak profesör unvanı alınmıştı. Sivil üniversitelerde etik suçların ne kadar ciddiyetle ele alındığını göstermesi açısından dikkat çekici bir örnek. GATA askeri bir kurum,  dolayısıyla suça yaklaşımın daha ivedi ve sert olması beklenir. Fakat GATA da etik suçların sıradanlaşarak nerdeyse teamül haline geldiğini görüyoruz. Sayın Koşaner sağduyusu ve dürüstlüğüyle farklı bir Genelkurmay Başkanı profili çiziyor. Kendisinin de bir gün bu çakma öğretim üyelerinin eline düşebileceği ihtimalini düşünerek haklarında karar vermesi doğru olacaktır.  TSK personelinin sağlığı yalancılara, sahte profesörlere, naylon öğretim üyelerine, hırsı aklını aşanlara ve üfürükçülere emanet edilemez.     

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder