26 Şubat 2012 Pazar

ILGINC - İskilipli Atıf Hoca'ya devletten iade-i itibar


 

Sayı:2012/21

Kod: 32–116488

    Konu: İskilipli Atıf Hoca'ya devletten iade-i itibar                                                                  27 .02.2012                                                                                                                                                                                                                                                                                        

 

BASIN AÇIKLAMASI

 "Çorum'un İskilip ilçesindeki İskilip Devlet Hastanesi'nin ismi İskilip Atıf Hoca Devlet Hastanesi olarak değiştirildi. İskilipli Atıf Hoca'nın adı, Sağlık Bakan Yardımcısı Agâh Kafkas'ın da katıldığı törenle memleketi İskilip'teki devlet hastanesine verildi. Hastanenin önünde yapılan törende, İskilip Devlet Hastanesinin tabelası, ''İskilip Atıf Hoca Devlet Hastanesi'' olarak değiştirildi.

Törende konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Kafkas, Atıf Hoca'nın İstiklal Mahkemelerinde idam edilmesinin cumhuriyet tarihinin karanlık noktalarından biri olduğunu belirten Kafkas, bir din âliminin hukuksuzluğun kurbanı olduğunu kaydetti." (Tarih 24 Şubat 2012 Cuma, İskilipli Atıf Hoca'ya devletten iade-i itibar)

Türkiye'nin aydınlık ve çağdaş yüzünü değiştirmeye çalışan, Eğitimi çağdaşlıktan uzaklaştırarak küçük çocukları nerede ise medrese eğitimine Yönlendiren,  İlköğretim öğrencilerini Umre'ye gönderen zihniyet, Said-i Kürdi'ye - İskilipli Atıf Hocaya, Dersim olaylarına itibarlarını iade etmeye çalışıyor.

İskilipli Atıf Hoca: Teali İslam Cemiyeti Reis-i Evveli olarak yayınladığı bildiride aynen şunları söylemiştir:

Mustafa Kemal ve Kuvvayı Milliye maskaraları Yunan askerlerinin önünden kaçıyor. Bu eşkıyaları ve asileri en kısa zamanda bertaraf etmek hepimize farzdır.

Siz bu zalimlerin cinayetlerine daha ne kadar göz yumacaksınız?”

Cumhuriyetin ilanı, harf devrimi, şapka devrimine karşı çıkan İskilipli Atıf Hoca:

 “Yeni harfleri kullananlar cehennemde yanacak”,  “Şapka giymek küfürdür, dinsizliktir”

Diyerek halkı Kurtuluş hareketine ve devrimlere karşı kışkırttığından Devrim karşıtlığından ve İşgal güçleriyle işbirliği yaptığı için yargılanmıştır.

 “Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir.  Asıl kafası koparılacak mahlûkat Ankara’dadır.”

İktidar hükümeti, toplumu gündemden uzaklaştırmak ve Laik demokratik Cumhuriyet'e ve Ulus Devlet'e karşı  başlattıkları karşı devrimi sürdürmek için, tarihin geçmiş olaylarını ısıtarak topluma sunuyor. Ülkemiz ise her yönden yangın yerine dönmüşken, İktidar hükümeti günün sorunlarına çare bulmak yerine, Tarihi çarpıtarak "cambaza bak" oynuyor...

 Osmanlı'nın mandacılığa razı olan, İngiltere ve Amerika'nın vesayetine girmeyi kabul eden  köhne yapısından yeni bir Devlet kuran ve bağımsız onurlu bir Ulus yaratan yüce önder Atatürk'ün kendisine ve Devrimlerine karşı başlatılmış karşı savaş, Atatürk’ün kurduğu Mecliste ve Çankaya'da oturan siyasetçiler tarafından yönetiliyor!

 Türk toplumu, İktidar tarafından etnik yapısı, inancı, düşünceleri yönünden sürekli olarak bölünerek toplum kamplaştırılıyor. Taraflar birbirine düşman kılınıyor. Başbakan dindar gençlik yetiştirmekten bahsederken aynı gençliğin kindar da olmasını öğütlüyor!

Kime karşı kindar?

Hepimizin üzerinde dikkatle durmamız gereken konu şudur; Türkiye bu dibi görünmez olan karanlık çukura neden itilmeye çalışılıyor?

ABD ve AB ile İsrail'in küresel emperyalist politikaları ülkemizi parçalayarak bölmek, Kürdistan kurmak ve Ermenistan'ı tekrar yapılandırarak, Condelizza Rice'ın açıkladığı gibi Ortadoğu'da ve Kuzey Afrika'da 22 Ülkenin sınırlarını ve yönetimleriyle birlikte yönetim şeklini de değiştirmeyi amaçlamaktadır. Ilımlı İslam projesinin deneme laboratuarı Türkiye'dir.

CIA eski yöneticisi, ABD Dışişleri Bakanlığı görevlisi Graham FULLER'in aşağıdaki deyişini hatırlatmak isterim; 

"Türkler Kemalizm’i terk edip ılımlı İslam’ı benimsemelidir.  Ilımlı İslam, Kemalizm’i silmeye yönelik bir karşı devrimdir. Bu devrimin karşısındaki tek güç Türk Ordusu ile ulusalcı aydınlardır ve TASFİYE EDİLMELERİ gerekir” 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Ulusal yapısı, Ulus Devlet, Ulusal Bilinç yok edilmeye çalışılmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü de Ulusalcılığı suç grupları arasına almıştır. 

İşte bu nedenlerin doğurduğu sonuç yakın tarihimizde Devlet'e başkaldırma isyanlarını ve önderlerini aklamaya giden yolu açmıştır. Bu tavır, Devlet’i yönetenlerin uygulamalarıyla Cumhuriyet rejimine ve Atatürk'e  ve Devrimlerine karşı bir başkaldırmaya dönüşmüştür.

Bu günün siyasetçilerine ve Kamu yöneticilerine, görev yaptıkları Devlet makamlarını veren Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu Atatürk'e ihanet edenler, geçmişte ülkemizi işgal edenlerle birlik olan, İngiltere'ye, Fransa’ya, Yunanistan’a, Amerika’ya hizmet edenlerin koruyucusu olmaları ne yaman bir çelişkidir.

Düşmanla  işbirliği yapanlara iade-i itibar yapılması akıl durmasıdır.

Bunu yapanlar, Kendi Ulus Devletine ve kendi varlığına ihanet halindedirler.    



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder