18 Nisan 2012 Çarşamba

Re: [ISRATURK] POLITIK - /Sosyalizm - Dan Amca

Ortadan şöyle bir gireyim hele..

Para tarihte sırasıyla yeşim, obedisyen, yarı değerli taşlar, gümüş, altın, ve en son banknot aşamalarından sonra değişim aracı olmuştur.
Aslında para en temel muhasebe aracıdır.
Cüzdanınızdaki paranın artması varlıklarınızdaki artmayı, azalması varlıklarınızdaki azalmayı, para girişi gelirlerinizi, çıkışı giderlerinizi kabaca temsil eder.
Ve diğer bütün muhasebe araçlarını da paranın üzerine oturtursunuz.
Kısacası para yoksa muhasebe yoktur.
Komünist ülkelerde evet, halk ruble kullandı, ancak bu tıpkı karneyle ekmek almaya benzer şekilde bireylerin kişisel muhasebesi içindi.
Bunu dışında temelden, tepeye devlet kurumları büyük oranda rubleyi kullanmadı, temel muhasebe işlemlerini yapmadı, kabaca devlet kurumlarını ürettiği mal ve hizmetlerin takasına dayalı ilkel bir sistem oluştur.
Böyle bir sistemde işletmelerin kar, zarar ettiğini belirlemek, muhasebesini yapmak mümkün değildir.
Muhasebesi olmayan bir işletmeyse batarken, battığın dahi fark etmez.
Komünizm pratiğinin en büyük hatası toplumsal yaşamda parayı çok fazla dışlamak olmuştur.
Diğer hatalarına girmiyorum.


Kapitalimdeyse zaman içinde ulus devletler, politik ortam oligarkarın arenası haline gelmiştir.
Aslında bugünkü haliyle İskandinav tipi demokrasiler hariç batılı demokrasilerin tamamında siyaset her yönüyle kapital tarafından satın alınmıştır.
Ortada hem ülke içinde, hem de başka ülkelerde partilere ve adaylara yapılan milyar dolarlık gizli ve açık bağışlar vardır.
Bu gün itibariyle batılı demokrasilerin hemen hepsinde ahlak dışı, gizli, kara bağışlar olmadan seçim kampanyalarını yürütmek mümkün değildir.
Batılı demokrasilerin yine tamamında halk basit bir ayrıntıdır, tıpkı koyun sürüsü gibi medya maniplasyonları, psikolojik harekat yöntemleriyle kolayca yedilmektedir.

Devlet ise sadece ve sadece halkın yanında olduğunda değer ve anlam taşır.
Halkla bağını koparmış bir devletin varlık sebebi kalmamıştır.
Halkını kandırın, yerli ve yabancı oligarklara satan devlet aygıtının hiçbir değeri yoktur.


Yine bugün itibariylem dünyada ülkesi topraklarını, değerlerini, işgücünü pazarlamamış, insanlarının haklarının azaltılmasına razı olmamış, küresel oligarklar karşısında dizleri üzerinde çökmemiş hiçbir ulus devlet kalamıştır.
Buna küreselleşme denmekte ve GATT gibi uluslararası anlaşmalarla da bu pekiştirilmektedir.


Artık ulus devletler küresel oligarkalar, ucuz arsa, vergi indirimleri, uluslararası tahkim, millileştirmeme garantisi ve ucuz işgücü vaat ederek yolunu bulmaktadır.
Halklar henüz uyanmamıştır.
Yine de ilk olarak gençler, üniversiteliler, entellektüeller olayları  fark etmiştir.


Bu nedenle, Roma Klübü, Aspen, Bildenberg, G-8 toplantılarında her defasında küreselleşme karışıtları büyük gösteriler yapmaktadır.
Türk halkı gerçekten cahil olduğundan(vallahi, billahi) en son yapılan Bildenberg toplantısını gurur ve uysallıkla kabul etmiştir.
Yerli tek bir gösteri dahi olmamıştır.


Sol bitmemiştir, demode olmamıştır.
DİKKAT: T.Erdoğanın sloganları gerçekte sol sloganlardır.
Ülkede ve dünyada varoşlar, marjinal kesimler, fukaralar, ezilenler bitmemiştir, azalmamıştır, tam tersine çığı gibi artmaktadır.
Dünya kapitalizmin en vahşi dönemini yaşamaktadır.


Doğrusu nedir?

Bilinen, çalışan, en başarılı örnek İskandinav tipi demokrasilerdir.
Kapitalin siyaseti satın almasını önlemek, bunun için;

1. Adayların, partilerin, partililerin gelirlerinin ve giderlerinin tam olarak saydam, yasal, muhasebeleştirilebilir olması.

2. Partilerin partililerin aidatlarıyla var olabilmesi.

3. Siyasete yapılacak bağışlara azami had getirilmesi.


Başka;
Devlet aygıtının halkı temsil eden kişi ve kadrolara teslimi için,

1. Suçlu, zanlı, adli sicili bozuk, ahlaksızılığı tescillenmiş kişilerin hem yasal hem de ahlaken önünün kesilmesi. (Türk siyasetinde kimse kalmazdı.)

2. Toplumda anaokulundan itibaren her tercihin gizli oylama, açık seçim usulü, seçimler yoluyla belirlenmesi.
Her türlü adaylık tesbiti için önseçim zorunluluğu. Ki, bu kimselerin beğenmediği 12 Eylül anayasasında vardı. (CHP'de bile kaldırılmıştır.)

3. Yabancı ülkelerle vatandaşlık, bağlılık, sadakat yemini olan kişi ve kurumlara siyaset yolunun kapatılması. (Prensler, ABD'ye sadakat yemini etmiş bir sürü siyasimiz hiç gündeme gelmezdi)


Sol açısında;

1. Parti liderleri ve kadrolarını ABD'den icazet alma usülünün kaldırılması.
Ki, Kılıçdaroğlu New York'da sigaya çekilmiş ve icazet almış bir liderdir. Y-CHP söylentilerinin temeli de budur.
Aslına bakarsanız son zamanlarda bu konuda fena halde midem bulanmaktadır.
Y-CHP=Solmuş gibi gözükerek, sol oyları çatısı altında toplayan, ama küresel oligarklarla uyumlu, akortlu, uysal bir parti.
Bu bir kandırmacadır. Sol küresel oligarşiyle böyle bir sözleşme içine girdiği anda kendini inkar etmiş olur.
İşbirlikçilikse bunu sağ partiler çok daha başarıyla yapmaktadır. Kimse aslı varken taklidini almaz.

2. Sol partilerin kişiler üzerinden değil, kurum ve kadrolar üzerinden mücadeleyi yürütmesidir.
Sol partilerde liderlik, karizma, popüler olma gibi sorunlar olmamalı.


Saygılar.

On 18.04.2012 12:09, Pam wrote:
 
Degerli Dan Amca

Izninle, seninle ve gruptaki dostlarimla sosyalizm ve kapitalizm
konusundaki goruslerimi paylasmak isterim. 

Konunun iki cephesi oldugunu dusunuyorum. Birincisi, salt
teori ve dusunce bazinda "idealizm - materyalizm" catismasi.

Ikincisi ise, gundelik hayat icinde, pratik olarak, toplumsal 
ve ekonomik doktrinlerin rekabet yolu ile ve savaslarla
birbirleri ile catismalari. Kisaca, bildigimiz tarih.

Cok insanin materyalizm ile SSCB deneyimini birbirine
karistirmasina ragmen, aslinda bunlarin birbirleri ile pek
alakasi yoktur. Kapitalizm ile, tabiri caizse, sidik yarisina
giren SSCB'nin ekonomisi coktu ve safralarini atip yeniden 
rekabetci Rusya olarak gunumuzdeki yerini aldi.

Materyalizm ise, tum bu savaslarin otesinde, evreni
anlama ve yorumlama cabalarindan biridir. Cikis itibari
ile bugunku Anadolu ve Yunanistan topraklarinda yasamis
olan doga filozoflarinin devrimci bir zihinsel atilimindan
dogmustur. 

"Dogal olaylari yine dogal sureclerle aciklama disiplini."

Boylece, herhangi bir deprem, kitlik, ay tutulmasi vs gibi
olaylar Zeus'un ofkesi, Athena'nin kiskancligi gibi dogaustu
varliklarla degil, yine dogal ve ispatlanabilir olgularla 
aciklanir. (Bir kuramin dogrulugunun veya yanlisliginin
ispat edilebilir olmasi cok onemlidir. Ne dogrulugu ne
yanlisligi ispat edilemeyen zihinsel tasarimlar inancin
alaninda kalirlar.)

Bu felsefelerin "ontolojik" (varlik felsefesi) alaninda ise
iki kavrayis birbiri ile carpisir. Idealist felsefe, evrendeki
tum seylerin planini barindiran bir "oz, toz" bulundugunu
ve varliklarin bu evrensel planin (ideler aleminin) yansimalari
oldugunu one surer. Bu gorus sonradan Hristiyanlik felsefesinde
"akilli tasarimci", Islam felsefesinde ise "mutlak ilmi ile
her seyi vareden Allah" inancina donusmustur. 

Materyalist felsefe ise, "ruh, oz" gibi varligi kendinden ve
asla degisemez olan kaliplari reddeder. Kendi varligimiz
ve bilincimiz de dahil olmak uzere, her sey evrensel
hareketin zaman icinde yeni formlar olusturmasidir.
Boylece dogadan ayri ve "ezelde yaratilmis" bir ruh yoktur.
Ruh, bilinc, akil, zeka vs hepsi evrendeki sayisiz gucun
birbiri ile catismasindan ve bilesiminden dogan terkiplerdir.
Bu goruse -kismen- katildigimi belirtmeliyim. Sebebine
gelince:

Bazi ilahiyatcilar, dindarlar insanin "Tanri'nin halifesi,
seckin varlik, yaratilan en ustun nitelikli varlik" oldugunu
ileri surseler de, dogustan zeka ozurlu veya ciddi biyolojik
bozuklugu olan bir tek insan bile, bana olumsuz ruh veya
akilli tasarim gibi savlarin yanlisligini gostermektedir.
(Tek bedende iki kafa ile dogan bebekleri, beyin hasari
ile dogan zeka ozurluleri dusunun.)

Aslinda konu bu kadar basit degil, ama uzatmak istemiyorum.

Bu felsefi cikarimlari birakip ekonomi-politige gelecek
olursam;

Insanlar belli bir ruha, oze, kavrayisa sahip olduklari icin
davranis gelistirmezler. Tam tersine, insan topluluklarinin
iclerinde bulundugu iklim, maddi imkanlar, fizyolojik
yapilari ve sosyal siniflari onlarin davranislarini belirler.
Yani, alt-yapi ust-yapiyi belirler. 

Boylece, mesela Brazilya'nin coplerle dolu pis bir
mahallesinde dogan bir cocugun cok ustun, nitelikli
olmasini bekleyemezsin. Buyuk ihtimalle gelecegin
uyusturucu saticilarindan ve suclularindan biri olacaktir.
Finlandiya'nin yuksek gelire sahip sinfilarindan birinde
dogan bir cocuk ise, yine buyuk ihtimalle, iyi beslendigi
icin gelisecek, belli bir seviyeye erisecektir.

Sapmalar her zaman gorulebilir ve bunun da diyalektik
materyalizm icinde aciklamasi vardir. Mesela, en alt
tabakada dogan bir cocuk, eriskinliginde dunya capinda
bir lider veya sanatci olabilir. Halki icin mucadele edebilir.
Marx bu durumu celiskinin icinden dogan atilim olarak
gormustur ve esasen Hegel'in catisma icinde harmoniyi
(uyumu) doguran tarih anlayisi ile aynidir. Soyle ki,
doygunluga ulasan bir sistem, yeni bir sey uretemez
ve duraganliga saplanirken, catismalar icindeki dengesiz
bir sistem kendi icinden cozumler cikarabilir ve zaten
boyle olmasi gerekir. Yine Marx, her toplumsal sorunun
cozumunun tam da o sorunun icinde oldugunu belirtir.

Peki, Kapitalizm tamamen kotu mudur ve bir tur 
canavar midir ?

Benim bu soruya verecegim cevap sudur: Hayir !
Kapitalizm butunu ile kotu ve carpik degildir, ama
bir parca dizginlenmesi ve kontrol edilmesi gerekir.

Sosyalist ve komunist idealler, kulaga ne kadar
hos gelseler de, pratige dokulduklerinde maalesef
halki halk adina yoksulluga ve baskiya mahkum eden
rejimlere donustuler. Sadece isimler ve etiketler
degisti. Fasist bir rejim icinde insanlar Reich'a,
yuce lidere vs ihanet etmekle suclanip iskence 
gorurlerken, komunist rejimler icinde ise ABD usakligi,
devrime ihanet vs ile ayni iskenceleri gorduler. 

Diger yandan Kapitalizm iki seyi kesfetti.

1) Herkes kendisi icin calisir. Insanlar ellerindekini
devasa bir devlet ideali ile paylasmak veya kuru kuruya
bir devlete calismak istemezler.

2) Insanlar motive edilmek (tesvik edilmek) isterler. 
Onlara bir dini cennet veya ideolojik bir isci cenneti
vaat etmek yerine, ulasilabilir, gercek bir hedef sunmak
daha akillicadir. Bir otomobili, bir bilgisayari belli
bir sure icinde satin alabilecegini anlayan bir kisi
o hedef dogrultusunda uretici olur ve kendini gelistirmeye
acik olur. 

Fakat, Kapitalizmin gercek sorunu ve olumcul tehlikesi
bu asamadan sonra basliyor. Eger insanin daha cok
kazanma hirsi dizginlemezse ve kontrol edilmezse, 
tekellerin, trostlerin ve nihayet dunya capinda biriktirici
ve sistemi tikayici olusumlarin onunu alamazsiniz.
Bu tur yapilar, yuzmilyonlarca insanin parasal gucune
sahip olurlar, sirasinda finansi bloke ederek krizler
cikarirlar, uretime dayali olmayan para hareketleri ile
kazanclarina kazanc katarlar.

Bir kac yil once okudugum "Aklin Isyani" isimli bir 
eserde, ABD'li bir sosyalist dusunur su carpici ornegi
vermisti:

"Ici tikabasa mal ve yiyecek dolu bir supermarketin
onunde yatan ac ve evsiz bir tek insan dahi sistemimizdeki
carpikligin gostergesidir."

Aynen katildigimi belirtmeliyim. Eger "sistem" tek basina
bir "fetis" gibi gorulurse, tum insanlari ezen bir mekanizmaya
donusecektir ve zaten boyle olmaktadir. 

Gecmiste, hemen tum dinler bu "fetislestirme" olgusunu
fark ettiler ve cesaretle karsi ciktilar. Fakat onlar bile zaman
icinde, baslangictaki toplumsal dinamiklerini kaybedip
birer ezber yumagina donustuler, hatta farkli toplumlari
ezmek icin vasita olarak kullanilmaya baslandilar.

Simdi su yazdiklarina deginmek isterim:

SOYLE BU DUNYA INSANLARINA ,BU KOMUNISTLIK ,SOSYALISTIK 
ASKINDAN VAZGECSINLER .15 IMDEN 23 UME KADAR KOMUNISTTIM .
NE BOX OLDUGUNU COK IYI BILIRIM .
COK SUKUR NE CIRKIN OLDUGUNU FARKEDINCE KURTULDUM 
SU SOSYALISTIK IDEOLIJIINDEN

Ne tur tecrubeler yasadigini bilmiyorum. Sadece sunu belirtebilirim.
Insanin oldugu yerde, hicbir sey mukemmel degildir. Cunku
insan mukemmel degildir. Dogrulari ile, yanlislari ile, cok soylu
davranislari veya cok adice hareketleri ile kor topal bir yerlere
gitmeye calisir.

Maalesef, hicbir toplumsal ideal, baslangictaki askini, samimiyetini
koruyamiyor. Her sey zaman icinde curuyor, anlamini kaybediyor,
hatta bir iskence vasitasi haline geliyor. 

Toparlamam gerekirse;

Bir anlamda ben butun toplumlarin "dindar zihinli" insanlara ihtiyaci
oldugunu dusunuyorum. Eger tum bu sistemlerin temelinde insan var
ise, elbette bireylerin kisisel gelisimleri ve dunyayi algilayis bicimleri
yasantilarini sekillendirecektir.

"Dindar zihinli bir insan derken" ben, ta 2000-2500 yil once yasamis
birinin sozlerini aynen tekrar eden, gereksiz teolojik tartismalar yapan
veya dini bir savas araci gibi goren kokten-dincileri kastetmiyorum.
Onlar zaten ayri bir sorun.

Kastettigim sey, dunyamizda kendisi ve cevresi ile barisik yasayan,
kazanma istegi ile diger insanlarin ihtiyaclari arasinda bir denge kurabilen
kisilerin cogalmasi dilegidir.

Sanirim, hemen hepimiz dunyaya ve evrene "ben-merkezli" bakmaktan
kurtulmak zorundayiz. Kendi degerimizi inkar etmeden ama kendimizi
fetislestirmeden yasamanin bir yolunu bulmak zorundayiz.

Aksi halde, ideolojilerime ne isim verirsek verelim, ister devlet adina,
ister halk adina diyelim farketmez; neticede bu kor dogusu icinde
birbirimize ezmeye ve ezilmeye mahkum olacagiz.

Saglicakla kal, kendine iyi bak...

levent

 
SU ZENGIN DANGALAKLAR KURESEL HUKUMET ISTIYORLAR KI BUTUN DUNYA HALKLARINI KOLELESTIRMEK ICIN .
SU TOPLUMSAL [SOSYALIZM ,KOMUNIZM ]KATTIYEN YURUMEZ ,YALNIZ RUSYADA OLMADI YALNIZ HIC BIR ULKEDE OLMADI ,AVRUPADA DA OLMAZ .OLMUYORDA
CUNKU INSAN OGULLARI EGOIZ DUYGULARLA YARATILDIK .
STALIN ONLARI ZORBAYLA TUTTU ,CASTRO AYNI.
SOYLE BU DUNYA INSANLARINA ,BU KOMUNISTLIK ,SOSYALISTIK ASKINDAN VAZGECSINLER .15 IMDEN 23 UME KADAR KOMUNISTTIM .NE BOX OLDUGUNU COK IYI BILIRIM .
COK SUKUR NE CIRKIN OLDUGUNU FARKEDINCE KURTULDUM SU SOSYALISTIK IDEOLIJIINDEN
SELAMLAR DAN AMCA

--- On Tue, 4/17/12, Oraj POYRAZ <cimcime@neomailbox.net> wrote:

From: Oraj POYRAZ <cimcime@neomailbox.net>
Subject: [ISRATURK] POLITIK - Soros: Kriz daha da kotulesiyor
To: "Israturk GURUP" <israturk@yahoogroups.com>
Date: Tuesday, April 17, 2012, 5:11 AM

 
Benim de beklentilerim bu yönde.
Dünya, batı, ve ülkemiz sürüdürülemez bir pozisyonda.
Bu insanlık krizini büyük oranda batılı oligarklar tetikliyor.
Büyük bir para sistemi krizi kapıda.
İzleyin.

Soros: Kriz daha da kotulesiyor.


Unlu yatirimci Soros, Euro Bolgesi'ndeki krizin Avrupa Birligi'ni yok edebilecegini soyledi.
 
ABD'li milyarder yatirimci George Soros, Euro Bolgesi'nin gelecegiyle ilgili karamsar konustu.
Danimarka'da bir etkinlige katilan Soros, Euro Bolgesi krizinin giderek derinlestigini soyledi.
Soros, "Korkarim kriz kotulesiyor. Kriz henuz sona ermedi ve su an yanlis yone dogru gidiyor" ifadesini kullandi.

Euro'nun Avrupa Birligi icindeki siyasi uyuma zarar verdigini belirten Soros, krizin Avrupa Birligi'ni yok edebilecegini kaydetti.
Soros, Avrupa'daki problemin, mevcut sorunlarin yanlis anlasilmasindan kaynaklandigini savundu.

http://ekonomi.milliyet.com.tr/soros-kriz-daha-da-kotulesiyor/ekonomi/ekonomidetay/17.04.2012/1529246/default.htm


__._,_.___
Recent Activity:
.

__,_._,___


--   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .    Turkiye col olmasin!  Kizlar; sevgilinize randevu verin ve randevuya gitmeyin.  Sevgiliniz agac olsun,bir fidan da siz dikin... :)    Bilinmeyen Birisi   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .   Kurmus oldugum gruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur.  Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.  http://orajpoyraz.blogspot.com/  Dinlerin kitaplar1n1;  Okuyup anlayana 'ateist', Okuyup anlamayana 'dindar', Hem okumay1p hem de anlamayana, 'yobaz' denir.  Nikola Tesla  ....... Dinler atesbocekleri gibidir:  Parlayabilmek icin karanliga gereksinim duyarlar .  Tum dinlerin kosulu yaygin olan belirli bir derecede cehalettir.  Ki sadece bu havada yasayabilirler ancak.  Arthur Schopenhauer  . . . . . . . . . . . . . . . .  Ey mutsuzlar!  Kardeslerinizi bogazliyorlar, goz yumuyorsunuz. Çigliklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz. Aramizda dolasip kurbanini seciyor zorbanin teki, sessiz kalirsak bize dokunmaz diyorsunuz. Bok yiyorsunuz! Ne tuhaf yer burasi, sizler nasil insanlarsiniz! Haksizlik varsa bir yerde eger ayaklanmali insan. Ayaklanma olmuyorsa batsin o sehir yerin dibine. Yansin bitsin, kul olsun karanliklar basmadan.   Bertolt BRECHT 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder