27 Haziran 2016 Pazartesi

Fiili 'din devleti' uygulaması: İftara katılmayan öğretmenlere soruşturma!

Farkında değiller, bu anayasa suçudur.
Bu suçu soruşturmayanlar, himaye edenler de suç ortağıdır.
İleride bunlar şimdiki hükumeti, ve bu hükumetin atadığı bürokratların yargılanmasında suç olarak isnat edilecektir.

Kimse bunları küçümsemesin, basit işler değil.
Zannediyorlar ki, anayasayı tağyir, tebdil ve ilga etme suçunu yalnızca askerler işleyebilir.
Siviller bu suçtan muaftır.
Yok böyle bir şey.
İdarenin bu şekildeki tedbirleri belirli bir cemaat, çete, parti çatısı altında sistematik bir hal aldıysa ve hükumet tarafından da himaye görüyorsa.
Bu açıkça anayasayı suçudur.
Aynen darbe yapmak üzere kışladan çıkarken yakalanan askerler gibi yargılanırlar.

Görünen o ki, durum aynen bu şekildedir.
Geriye anayasal kurumların görevlerini yapması kalmıştır.

Anayasal kurumlar görevlerini yapamaz hale sokulduysa ne olacak?
İşte sıkıntılı soru burada?

Saygılar.

Oraj POYRAZ  L2fSIJNoA0xfSNxA  


Fiili 'din devleti' uygulaması: İftara katılmayan öğretmenlere soruşturma!

Kağıthane Milli Eğitim Müdürlüğü, 22 Haziran'da Nurtepe Sosyal Tesisleri'ndeki iftar yemeğine katılmayan aday ve danışman öğretmenlerin mazeretlerini talep etti. Mazeretlerin, inceleme ve soruşturma konusu yapılacağı resmi yazıda belirtildi.

Kağıthane Milli Eğitim Müdürü Muhammet Çayır

Ahmet Çınar

Pazartesi, 27 Haziran 2016 15:07

Kağıthane Milli Eğitim Müdürlüğü, 22 Haziran'da Nurtepe Sosyal Tesisleri'ndeki iftar yemeğine katılmayan aday ve danışman öğretmenlerin mazeretlerini talep etti.

Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammet Çayır imzasıyla, tüm okullara resmi yazı gönderildi.

Yazının konusu "İftar yemeğine katılmayan aday ve danışman öğetmenler" olarak belirtildi.

Yazıda şöyle denildi: "İlçemiz aday öğretmenleri ve danışman öğretmenlerine Kurum Netten 17 Haziran 2016 günü gönderilen yazıda, 22 Haziran 2016 tarihinde saat 20.00'de Nurtepe Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen iftar yemeğme katılmayan aday ve danışman öğretmenlerin mazeretlerini inceleme/soruşturma yapılmak üzere 28 Haziran 2016 günü ssat 12.00'ye kadar müdürlüğümüz insan kaynakları bölümüne bildirmeleri hususunda bilgierinizi ve gereğini rica ederim."

http://haber.sol.org.tr/toplum/fiili-din-devleti-uygulamasi-iftara-katilmayan-ogretmenlere-sorusturma-160431

 
a45UyF587661-160627152536 Oraj Poyraz At Neomailbox.net cimcime@neomailbox.ch
2016/06/27  19:00 1  39  1923atamizindeyiz@googlegroups.com


 


Sonucta gercekten onemli olan sevmis olmandir!

Ohio lu 90 yasindaki Regina Brett in kaleminden

Haluk Gumustabak : DORT HALIFENIN HADIS NAKLIYLE MUCADELESI:

hg--58@hotmail.com

HZ. EBU BEKIR IN ALDIGI ONLEMLER

Hz. Ebu Bekir, peygamberin vefatindan sonra Muslumanlari toplayarak soyle demisti: Sizler, Peygamberden hadis rivayet ediyorsunuz ve bu hadislerde ihtilafa dusuyorsunuz. Sizden sonrakiler ise daha fazla ihtilaf edecektir. Peygamberden hicbir sey tahdis etmeyin. Size bir soru soran olursa, Bilgimizle sizin aranizda Allah in kitabi var deyin ve onun helal kildigini helal, haram kildigini haram kilin [Zehebi, Teskiretu l Huffaz, I, 2-3]

Hz. Ebu Bekir vefat ettigi gece bir hayli huzursuz olmus ve uyuyamamis, bunun sebebini soran kizi Hz. Aise ye sebebinin hadisler oldugunu soylemis, sabah olunca da evde mevcut olan butun yazili hadisleri getirtip yaktirmis. [Zehebi, I, 5]

HZ. OMER IN ALDIGI ONLEMLER

Hz. Omer diger sehirlerdeki sahabelere mektuplar yazarak ellerinde yazili bulunan hadis mecmualarini yok etmelerini istedi. [Ibn Abdilberr, 108]

Hadisler Omer doneminde cogalmisti. Omer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarini getirmelerini istedi. Sonra bunlarin yakilmasini emrederek sunu soyledi: Kitap Ehli nin Misna si gibi Muslumanlarin Misnasi dir bunlar. [Ibn Sad/Tabakat 5/140]

Hz. Omer Irak a yolcuga giden arkadaslarina soyle demisti: Siz oyle bir ulkeye gidiyorsunuz ki halki ari ugultusu gibi Kur-an okur. Hadislerle onlari mesgul etmeyiniz ve yollarini saptirmayiniz. [Hanbel, Kitabul Ilel 1/62-63]

Hz. Omer soyle der. Ancak sizden onceki kavimleri hatirladim, onlar da kitaplar yazmislardi ve Allah in Kitabi ni birakarak onlara sarilmislardi. Allah in Kitabi ni asla baska bir seyle degistirmem baska bir rivayette Ben yemin ederim ki, Allah in Kitab ni hicbir seyle golgelemem. [El Hatip, Takyidull Ilm Sayfa 50; Ibn Sad, Tabakat, 3/206]

Hz. OSMAN IN ALDIGI ONLEMLER;

Hz. Osman cok hadis nakletmelerinden oturu Ebu Hureyre yi Devs daglarina gondermekle, Kab i Kirede daglarina gondermekle tehdit etmistir. [Tahzirul Havas 10b. ]

HZ. ALI NIN ALDIGI ONLEMLER;

Bir gun Hz. Ali ye gelirler ve Halk hadislere dalmis. derler. Hz. Ali sorar: Gercekten oyle mi? Evet derler. Peygamber den isittim ki gelecekte vuku bulabilecek bir fitneden soz ediyordu. O fitneden kurtulus nedir, nasildir? diye sordum. Resullullah dedi ki:

Kurtulus Kuran dadir. Cunku sizden oncekilerin haberleri de, sizden sonrakilerin haberleri de, aranizdakilerin hukmu de ondadir. O gercek ile yalani birbirinden ayiran kesin bir hukumdur, saka ve bos soz degildir. O nu terk eden her zorbanin Allah boynunu kirar. Hidayeti, dogru yolu O ndan baskasinda arayani Allah sapkinliga dusurur.

O, Allah in en saglam urganidir. O, hikmetle dolu Kuran dir. O en dogru yoldur. O, bos arzularin haktan saptiramayacagi, dillerin, karistirip belirsiz edemeyecegi, ilim adamlarinin doyamayacagi, cok tekrarlanilmasindan bikilmayan, ilginc ozellikleri bitip tukenmeyen bir kitaptir. Sunen-i Tirmizi/Darimi

Hz. Ali den rivayet edildigine gore o yaninda yazili sahifeler bulunan kimseleri, bunlara muracaat etmekten sakindirmis ve Sizden onceki insanlar, Rabb lerinin Kitabini terk ederek alimlerinin sozlerine uyduklari icin helak olmuslardir demistir. [Ibn Abdilberr, 108]

Hz. Ali minberden su hutbeyi veriyordu: Yaninda hadis sayfalari bulunanlar gidip onlari yoketsinler. Zira halki helak eden olay, alimlerin naklettikleri hadislere uyarak Kuran i terk etmeleridir.

Ibn Abdulberr, Camiul Beyanil Ilm

HADIS RIVAYET EDEN SAHABELERIN BUNDAN VAZGECMELERI

Seddad, Ibni Abbas a Hz. Peygamber bir sey birakti mi? diye sordu. O da Sadece Kuran in iki kapagi arasinda olanlari birakti cevabini verdi. [Buhari, K. Fezailul Kur-an 16; Muslim K. Fezailus Sahabe 30, 31; Ebu Davud K. Fiten 1, Tirmizi K. Fiten 43]

Ibn Mesud elinde bir hadis sayfasiyla geldi. Sonra su isteyerek sayfalari sildi, sayfanin yakilmasini emretti ve sunu soyledi: Allah kime bir hadis sayfasinin yerini bildirirse ve o da beni bundan haberdar etmezse Allah a yemin ederim ki, Hindistan da dahi olsa onu arar bulur ve yok ederim.

[Ebu Reyye, Muhammedi Sunnetin Aydinlatilmasi, s. 27]

OLUSTURULAN NOTLARIN YAKILMASI/IMHA EDILMESINE DAIR;

Ebu Musa el Esari nin bir taraftari, tesvik uzerine hocasinin hadislerini yazmis; ancak o bunu ogrenince hepsini imha ettirmis. [Ibn Sad, IV, 112]

Ubeyde b. Kays, kitaplarinin yakilmasina veya baska turlu imha edilmesine, vasiyetinde yer vermisti. [Ibn Hanble, Ilel, I. 104]

Omer, Sam a geldiginde Zeyd b. Sabit in diyete dair sahifesini sorup getirtti ve onu parcaladi. [Ibn Hanbel, Ilel, I, 206]

4 Halife nin disinda Peygamberimiz i goren bircok degerli sahabe, gerek 4 Halife doneminde, gerekse 4 Halifeden sonra arkadaslarinin hadislere karsi takindiklari tavri benimsemislerdir. Bu konuda Ibni Abbas ve Abdullah bin Mesud adli meshur sahabeleri gorelim:

Seddad, Ibni Abbas a Hz. Peygamber bir sey birakti mi? diye sordu. O da Sadece Kuran in iki kapagi arasinda olanlari birakti. cevabini verdi.

Buhari K. Fezailul Kuran 16; Muslim K. Fezailus Sahabe 30,31 Ebu Davud K. Fiten 1, Tirmizi K. Fiten 43

Ibni Abbas hadis yazmayi yasaklar ve soyle derdi: Sizden onceki ummetlerin sapmalari bu sekilde kitaplar vucuda getirmek yuzunden olmustur.

Ibn Abdul Berr, Camiul Beyanil ilm 1/63-68

http://halukgta.blogcu.com/http://hakyolkuran.com/menudetay.php?id=360

Kur an daki Celiskiler Ve Nedenleri (2)
Islamin Daha Ilk Baslarinda Goze Batar Olmustur

Islam kaynaklarindan ogrenmekteyiz ki, Kur an daki celiskiler, Islamin daha ilk anlarindan itibaren fark edilir olmustur. O kadar ki, Muhammed in verdigi emirlerin birbirini tutmamasi ve ornegin bir gun helal bilip izin verdigi seyi, bir baska gun haram saymasi ya da yasaklamasi, cevrede dedikodu konusu olmustur. Birtakim kisiler acikca soyle konusmaya baslamislardir: Muhammed bugun emrettigini yarin yasaklayarak ashabiyla alay ediyor. Bunu soylerlerken Muhammed i iftiraci olarak tanimlamislardir.(1) Muhammed, o donemde henuz guclu durumda olmadigi ve bu nedenle bu gibi kisilere karsi siddet yoluna basvuramayacagini bildigi icin, buyruklarin Tanri tarafindan konup, gerektiginde Tanri tarafindan kaldirildigina dair Kur an a ayetler koymustur. Bunlardan biri soyledir:

Biz bir ayetin yerine baska bir ayeti getirdigimiz zaman —ki Allah, neyi indirecegini cok iyi bilir- Sen ancak bir iftiracisin dediler... (Nahl Suresi, ayet 101).

Soylemeye gerek yoktur ki, boyle bir ayet, hani sanki Tanri yanlis hukum indirirmis de, bir baska hukumle bu yanlisligi giderirmis gibi bir tanima sokmak bakimindan daha da olumsuz bir sonuc yaratmaktadir. Muhammed, giderek guclendikten sonra, yumusak tutumunu degistirmis ve kendisi hakkinda bugun emrettigini yarin yasaklayarak ashabiyla alay ediyor seklinde konusanlarin hakkindan gelmesini bilmistir.

Bundan dolayidir ki, Muhammed in hayatta bulundugu sure boyunca, hic kimse Kur an da ki celiskileri ortaya koymak cesaretini gosterememistir. Fakat, onun olumunden hemen sonra, celiskiler ve tutarsizliklar seriat uygulayicilarini bir hayli ugrastirmis ve guc durumlarda birakmistir. Ornegin, Ashab-i Kiram bu yuzden pek cok sorunu cozumleyememis, cogu zaman caresizlik icinde bocalamistir. Ilerideki bolumlerde, celiskilerin yarattigi kotu sonuclari belirtirken gorecegiz ki, Halife Osman b. Aftan bile, Kur an daki iki ayetin birbiriyle catisir olmasi yuzunden belli konularda fetva verememis ve cogu zaman isi askiya alip geciktirmek (talik etmek) zorunlulugunda kalmistir. Ornegin, bir kez kendisine iki kardesin mulk-i yeminde birlikte yemin edip edemeyecekleri sorulmus, o da, Ne bileyim? Bunu bir ayet helal, obur ayet de haram kilmistir diyerek soruyu cevapsiz birakmistir. Yine bunun gibi, Kur an bilgisine sahip unlulerden Abdullah b. Amr e, pazartesi gunleri oruc tutmayi nezreden (kendi kendine adamis olan) bir kimsenin, nezir gunu bayram gunune rastlayacak olursa, ne yapacagi sorulmus, o da, Ne bileyim? Bir tarafta Allah nezrin yerine getirilmesini emrediyor, obur tarafta da Resulullah bayram gunu oruc tutmayi yasak etmistir diyerek fetva vermekten cekinmistir.(2)

Celiskilerin yarattigi sakincalar sadece bu bakimdan degil, ileride ayrica belirtecegimiz gibi, insan beynini tutarli ve mantikli sekilde dusunemez, isleyemez ve gelisemez hale getirmek bakimindan ortaya cikmistir. Islam ulkelerinde fikirsel, sosyal ve siyasal alanlarda geri kalmisligin nedenlerinden biri de budur.
Kur an da Celisme Olmadigina Dair Islamcilarin One Surdukleri Iddialar Ve bu Iddialardaki Gecersizlikler

Islamcilar, Kur an da hicbir celiski, hicbir tutarsizlik ya da uyumsuzluk bulunmadigi gibi onun anlattigi teferruatta da zerre kadar uygunsuzluk olmadigi iddiasindadirlar. Kur an daki sozlerin icerdigi anlam, hukum ve haberlerde tam bir tutarlilik, butunluk, sihhat ve uyum bulundugunu savunurlar. Insanlarin soyledikleri sozlerde celisme ve tutarsizlik bulunabilecegini, fakat Tanri sozlerinde asla boyle bir sey olamayacagini tekrarlarlar. Iddialarini kanitlayabilmek icin, bu kitabin dogrudan dogruya Tanri dan gelme ve Tanri nin sozleri oldugunu soylerler; bu soylediklerini Kur an dan ayetlerle kanitlamaya calisirlar ki, bunlardan biri soyledir:

Hala Kur an uzerinde geregi gibi dusunmeyecekler nu? Eger o, Allah tan baskasi tarafindan gelmis olsaydi, onda bircok tutarsizlik bulurlardi (Nisa Suresi, ayet 82).

Kur an da tutarsizlik ve celisme diye bir sey olmadigini iddia ederlerken, diger dinlerin kutsal sayilan kitaplarinda, ornegin Incil de uyumsuzluklar , celiskiler bulundugunu one surerler.(3) Daha baska bir deyimle, seriatcilar, Kur an da celisme olabilecegi ihtimaline yer vermezler; olsa olsa, Bize gore celisme vardir, Tanri ya gore yoktur deyip isin icinden cikarlar ya da Akil ile vahyin celisir gibi gorunmesine, insanin inadi ve aceleciligi neden teskil etmektedir... diyerek, sucu insanin sabirsiz ve cahil olusunda ararlar. Bunu ya-parlarken, kisiyi vahiy onunde teslimiyete , yani imanciliga cagirirlar ve aklin Kur an rehberliginde is gormesi geregine sarilirlar. Aslinda onlarin bu tutumu, akilci dusunceyi onlemeye yonelik bir kurnazliktan baska bir sey degildir. Fakat, onlar bu kurnazligi, Bu teslimiyet, aklin mahkumiyeti degil, sinirlan icinde ve aceleye dusmeden faaliyet gostermesidir seklindeki bir cambazlikla gizlemesini bilirler. Seriat verileriyle ve seriatci ruhla yetismis olduklari icin, onlarin bu tutumunu dogal bir sonuc gibi kabul etmek gerekir. Cunku, bir kere seriatcilar, Kur an in Tanri sozleri olduguna ve Arapca olarak Muhammed e vahyedildigine inanmislardir. Inanmalarinin nedeni, bunun boyle oldugunun kendilerine Kur an ayetleriyle ogretilmis olmasindandir; ornegin, Nisa Suresi nde, (Kur an) Allah katindan basta bir yerden gelseydi, onda birbirini tutmaz bircok sey bulurlardi (Nisa Suresi, ayet 82) diye yazilidir. Bakara Suresi nde soyle yazilidir: Bu, dogrulugu suphe goturmeyen... kitaptir... (Bakara Suresi, ayet 2-4); ...(Allah) Kur an i...inananlara mujdeci olarak senin (Muhammed in) kalbine indirmistir (Bakara Suresi, ayet 97). Meryem Suresi nde su ayet vardir: Ey Muhammed! Biz Kur an i... senin dilinde indirerek kolaylastirdik (Meryem Suresi, ayet 97; ayrica bkz. Taha Suresi, ayet 113). Benzeri hukumler kitap boyunca siralanmistir. Kuskusuz ki, Kur an i Tanri nin agzindan cikmis sozler olarak kabul edenler icin, Kur an da celiski vardir , demek soz konusu degildir.

Bundan baska, bir de Kur an da, Kur an in Muhammed tarafindan uydurulmadigini aciklayan ve uydurdu diyenlere tehditler savuran ayetler vardir. Muhammed bu tehditleri, Kur an in Tanri dan gelmedigini soyleyenlere yoneltmisti. Cunku, inanmayanlar ve ozellikle Yahudiler ve Hiristiyanlar, onun, Tevrat tan ve Incil den ogrendiklerini sanki kendisine Tanri dan gonderilmis seyler gibi gosterdigini, dolayisiyla Kur an in Tanri yapisi degil, insan yapisi bir sey oldugunu soylerlerdi. Hatice nin kervanlarini Suriye ye goturmek icin yaptigi seyahatler sirasinda, Muhammed in orada rastladigi bir papaz dan incil hakkinda bilgiler aldigini ve bunlari Tanri dan kendisine vahyolunmus gibi gosterdigini ileri surerlerdi. Iste onlari susturmak icin Muhammed, Tanri nin soyle dedigini soylerdi:

Andolsun ki, Muhammed e elbette bir insan ogretiyor dediklerini biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancidir, Kur an ise fasih Arapcadir (Nahl Suresi, ayet 103).

Soylerken de, Kur an in celismeli ve tutarsiz hukumler kapsamadigini belirtir, ornegin, biraz once degindigimiz gibi, .. .(Kur an) Allah katindan baska bir yerden gelseydi, onda birbirini tutmaz bircok sey bulurlardi (Nisa Suresi, ayet 82) seklinde ayetler yerlestirirdi. Ileride ayrica gorecegimiz gibi, Muhammed, bu ayetleri koyarken, Musluman kisiyi Kur an daki celiskilere adeta hazirlamis gibidir Daha dogrusu istemistir ki, Musluman kisiler, Tanri dan celiskili bir sey gelemeyecegine inanmis olsunlar.Ote yandan yine istemistir ki, Musluman kisiler, ayetlerin celiskili olabilecegi konusu uzerinde hic durmasinlar; yani celiskili gordukleri ayetleri birbirleriyle karsilastirip kuskuya dusmesinler ya da tekzibe girismesinler. Nitekim Taberani nin Abdullah b. Omer den rivayetine gore Muhammed soyle demistir:

Kur an i birbirine vurmayiniz; onun ayetlerini karsilastirmakla tekzibe kalkismayiniz; onun ayetleri birbirini tasdik eder. O (yedi) vucuh uzere nazil olmustur. (4)

Bundan dolayidir ki, Musluman kisi icin iran daki celiskileri kesfedip ortaya cikarma olasiligi yoktur. Nitekim, seriat egitiminden gecmis kisinin beyni bu yukaridaki buyruklarla oylesine yogrulmustur ki, biraz yukarida degindigimiz gibi, celismenin celisme ya da tutarsizligin tutarsizlik oldugunu fark etmez. Fark etse bile, bunu bilmezlikten gelir ve ornegin, Celismeler bize goredir; Tanri ya ve Peygamber e gore degildir diyerek, sanki butun kusur kendi yetersizligindeymis gibi bir davranisa yonelir. Butun bunlar bir yana, seriatcinin basvurdugu bir kurnazlik daha vardir ki, o da, Kur an da celiskileri, sanki fikir ozgurlugune yer veren seylermis gibi gostermektir. Bu konuyu biraz ileride muhkem ve mu-tesabih ayetler konusunu incelerken tekrar ele alacagiz. Fakat, simdilik sunu hatirlatalim ki, Kur an daki celiskiler konusunda seriatcinin izledigi kurnaz siyaset, Kur an uzerinde tartisma olasiligina, hele ayetlerin birbirleriyle karsilastirilmasina asla firsat birakmamaktir. Bunu saglamak uzere yaptigi ilk sey, Muhammed in, biraz yukarida belirttigimiz su sozlerine sarilmaktir:

Kur an i birbirine vurmayiniz; onun ayetlerini karsilastirmakla tekzibe kalkmayiniz. (5)

Bunu yaparken, bir at Kur an ayetlerinden bazilarinin kesin ,bazilarinin da supheli ( mutesabih ) ayetler.oldugunu ve bunlarin anlaminin gizli tutuldugunu ileri surmekten geri kalmaz.(6)Biraz ileride, Kur an da celismelerin nedenlerini aciklayacagiz ve gorecegiz ki, bu celismeler, genellikle, Muhammed in yasam gereksinimlerinin urunu olarak ortaya cikmistir. Ancak, seriatci cevreler bunu bilmezler; genellikle celismelerin gercek nedenlerinden habersizdirler; haberli olsalar bile, bu nedenlerin bilinmesini istemezler, 1400 yil boyunca yalan siyasetini her alanda oldugu gibi bu alanda da surdurmuslerdir.
Seriatcilar, Kur an da Celiski Yokmus Kanisini Yaratmak Amaciyla, Bazi Ayetlerin, Bazi Ayetler Tarafindan Ilga Edildigini One Surerler; Oysa Ki, Bu Tur Iddialar, Kur an daki Celiskili Durumu Gidermek Soyle Dursun, Tanri nin Yanilmazligi Fikrini Zedelemekten Baska Bir Ise Yaramaz

Yukarida degindigimiz gibi, seriatcilara gore, Kur an da celisme diye bir sey yoktur ve olamaz , cunku, Kur an Tanri sozleridir ve Tanri celismeli sekilde konusmaz. . Bu nedenle, Kur an da celisme ya da tutarsizlik vardir diyenleri Tanri ya kufur savurmakla suclarlar. Oysa Kur an da celiski oldugu ortadadir ve bunun bircok orneginden bazilarini yukarida gorduk; ilerdeki bolumlerde daha da gorecegiz. Fakat, seriatcilar, Kur an da celiski yokmus kanisini yerlestirmek uzere, bir yandan yukaridaki sekilde konusurken, diger yandan baska bir taktige basvururlar ki, o da, bazi ayetlerin, diger bazi ayetlerle ortadan kaldirildigini one surmektir. Boylece celiskili nitelikte ayet bulunamadigi kanisini yaratmak isterler. Yani onlarin soylemelerine gore, Kur an da, hem gecerli hem de gecersiz ayetler vardir; gecersiz ayetler Tanri tarafindan ortadan kaldirilmis olan ayetlerdir. Ve iste guya bundan dolayidir ki, ayetler arasinda celisme oldugu goruntusu bulunmaktadir. Dayanak olarak da, Tanri nin bunu acikca bildirdigini ve Biz bir ayetin yerine baska bir ayeti getirdigimiz zaman -ki Allah, neyi indirecegini cok iyi bilir-... (Nahl Suresi, ayet 101) seklinde ayetler indirdigini one surerler. Oysa, bu ayet, Muhammed in gunluk siyasetinin bir sonucu olmak uzere, yine onun tarafindan konmustur! Su bakimdan ki, biraz yukarida da belirttigimiz gibi, Muhammed, birbirine ters dusen buyruklarla taraftarlarini saskina cevirdigi zaman, bazi kisiler Muhammed i iftiraci olarak suclamislar ve soyle konusmaya baslamislardir:

Muhammed bugun emrettigini yarin yasaklayarak ashabiyla alay ediyor. Ve iste onlarin bu sekildeki konusmalarina karsi Muhammed, Tanri nin celiskili sekilde buyruk gondermedigini, sadece bir ayeti bir baska ayetle degistirdigini soylemis ve Kur an a su ayeti koymustur: Biz bir ayetin yerine baska bir ayeti getirdigimiz zaman ~ki Allah, neyi indirecegini cok iyi bilir- (onlar) Sen ancak bir iftiracisin dediler. Hayir, onlarin cogu bilmezler... (Nahl Suresi, ayet 101). (7)

Boylece Tanri nin, zamana, sartlara ve ihtiyaca gore is gordugunu anlatmak istemistir. Ve iste Kur an da, celisme olmadigini one surenler, Muhammed in bu mantigina sarilarak Tanri yi bir doktora benzetirler; nasil ki doktor, hastasinin ilacini onun saglik durumuna gore degistirir ise, Tanri nin da oyle yaptigini one surerler ve soyle derler:

(Ayetleri) Nesh ve degistirme, kullarin maslahatina, ihtiyaclarina gore Allah in bir lutfu olarak gerceklesir. Bu durum, bir doktorun hastasina, tedavisinin seyri boyunca bir ilac vermisken, degistirip baska bir ilac vermesine benzer...

Goruluyor ki, seriatcilar, Yaratan ve Hicbir zaman ve hicbir. sekilde yanilmayan , Her gizli seyi onceden bilen olarak tanimladiklari Tanri yi, fani ve yaratma gucu olmayan ve ustelik yanilabilir bir insana (doktora) benzetmekle, Tanri fikrini zedelediklerinin farkinda degillerdir. Soylemeye gerek yoktur ki, bir doktor, sinirli bilgiye sahip oldugu icin, tedavi etmekte oldugu hastasina isabetli sekilde ilac vermemis olabilir; bu nedenle verdigi ilaci degistirip onun yerine bir baska ilac verebilir. Oysa Muhammed in tanimladigi Tanri bakimindan durum baskadir; cunku, onun tanimina gore Tanri, hicbir konuda ve hicbir sekilde yanilmayan bir Yaratan dir; yaptigi isin sonucunu onceden hesaplayan bir Tanri dir; ustelik yarattigi her seyin kaderini olusturandir. Yanilmayan bir Tanri nin, yanilgiya kapilarak ayet koyabilecegini ve sonra yanildim diyerek bunu bir baska ayetle degistirebilecegini ya da Biz bir ayetin yerine baska bir ayeti getirdigimiz zaman... (Nahl Suresi, ayet 101) diyebilecegini dusunmek, Tanri yi insan seklinde bir yaratik olarak kabul etmek olur ki, bu da Tanri fikrini reddetmek ve kucumsemek anlamina gelir.

Kaldi ki, Biz bir ayetin yerine baska bir ayeti getirdigimiz zaman... (Nahl Suresi, ayet 101) seklindeki ayeti, Muhammed, kendi cikarlarina ve gunluk siyasetindeki gelismelere gore verdigi buyruklar arasindaki celiskiler nedeniyle Kur an a. koymustur. Su bakimdan ki, bu buyruklar, cogu zaman birbiriyle catisir nitelikte seylerdi. Ornegin, bir gun emrettigi bir seyi. bir baska gun yasakladigi olurdu. Icki yasagi bunun ilginc orneklerinden biridir. Sarap icimine once izin vermisken (Nahl Suresi, ayet 67) daha sonra bu izni kisitlamis (Bakara Suresi, ayet 219; Nisa Suresi, ayet 43) ve nihayet sarap icimini butun butun yasaklamistir (Maide Suresi, ayet 90). Ickiyi kesin olarak yasaklamasinin nedeni, ickili kisilerin kendisine kafa tutabilir oldugunu, bu nedenle otoritesinin sarsilabilecegini gormus ve anlamis olmasindandir.(8)

Yine bunun gibi kible yonunu Kudus e (Beyt-i Makdis e) cevirmisken, daha sonra tekrar Mekke ye (Mescid-i Haram a, yani Kabe ye) yoneltmistir. Kibleyi Kudus yonune cevirmesinin nedeni Yahudileri kendisine cekmekti; fakat onlari kazanamayacagini anlayinca kibleyi tekrar Mekke yonune cevirmistir (Bakara Suresi, ayet 115, 142-145). Yine ayni sekilde, henuz gucsuz durumda oldugu donemde savas ve saldiriya izin vermezken, guclendikten sonra taraftarlarini savaslara suruklemistir. Ve iste bundan dolayidir ki, kendisine karsit olanlar, Muhammed bugun emrettigini yarin yasaklayarak ashabiyla alay ediyor seklinde konusarak onu guc durumda birakmaya calismislardir. Muhammed, onlari susturmak icin, buyruklarin Tanri dan geldigini ve ayetleri degistirenin Tanri oldugunu belirterek, Kur an a, yukarida belirttigimiz, Biz bir ayetin yerine baska bir ayeti getirdigimiz zaman -ki Allah, neyi indirecegini cok iyi bilir- (onlar) Sen ancak bir iftiracisin dediler. Hayir, onlarin cogu bilmezler... (Nahl Suresi, ayet 101) seklindeki ayeti koymustur.

Muhammed, Kur an da celiski yokmus kanisini pekistirmek uzere, ayetlerin Tanri tarafindan konup Tanri tarafindan kaldirildigini (ilga edildigini) ya da baska ayetlerle degistirildigini soylerken, kaldirilan (ilga edilen) ayetlerin uc cesit oldugunu bildirmistir: Bunlardan bir kisini metni ve anlami ilga edilen ayetlerdir ki, bunlar arasinda Malik Ibn Enes in soylemesine gore, Tevbe Suresi ne konup da, sonra cikarilan su ayet vardir:

Eger Adem in bir ogluna altindan iki nehir verilmis olsaydi, ucuncuye tamah ederdi; uc altin nehir verilseydi, dorduncuye tamah ederdi; (bu nedenle) onun midesi sadece toz ile doldurulacaktir. Tanri onu tovbekar yapacaktir.

Bu konuda bir baska ornek olarak Abdullah Ibn Mes ud un sozleri hatirlatilir; guya Muhammed, Tanri dan vahiy geldi diyerek ona bir ayet yazdirmis, fakat ertesi gun Abdullah bu ayeti yerinde bulamayinca Muhammed e ne oldugunu sormus, Muhammed de ayetin ayni gece ilga edildigini soylemistir! (9)Ilga edildigi one surulen ikinci kisim ayetler, metni ilga edilip de anlami kalanlardir ki, bunlar arasinda recm ayetleri vardir. Omer bin Hattab in soylemesine gore, guya Muhammed in hayatta oldugu sure boyunca, zina edenin taslanarak oldurulmesine dair ayet varmis ve bu ayet soyleymis:

Eger bir erkek ile bir kadin zina ederlerse, her ikisi de taslanarak oldurulmelidir; bu Tanri tarafindan emredilen bir cezadir...

Fakat, Muhammed in olumunden sonra ayetin metni bulunamamis, bu nedenle sadece anlami kalmis imis. (10)Nihayet ucuncu bir grup olarak, anlami ilga edilip de metni kalan ayetler vardir ki, bunlar, yine guya, 63 sureye yayilmis olup, sayilari 225 tir. Aralarinda kiblenin Kudus yonune dogru olduguna dair olanlari vardir.(11)

Yine tekrar edelim ki, Kur an daki bazi ayetlerin, diger bazi ayetlerle ortadan kaldirildigi dogrudur; fakat bu eylemler, Muhammed in kendi gunluk siyasetinin sonuclan olarak ortaya cikmistir. Ornegin, Medine ye goc (hicret) ettikten az sonra, Yahudileri kazanmak, kendisine inandirmak, icin, kible yonunu Kudus yapmis ve Kur an a., Dogu ve Bati Allah indir, nereye donerseniz Allah in yonu orasidir (Bakara Suresi, ayet 115) seklinde ayet koymustur. Boylece Muslumanlari, o zamana kadar Mekke deki Kabe yonune dogru ibadet ederlerken, birdenbire Kudus e yonelik olarak ibadet ettirir olmustur. Bu uygulamaya, Hicret in 16. ve 17. aylarina kadar devam etmistir. Fakat, Yahudileri Musluman yapamayacagini anladigi zaman bu uygulamaya son vermis ve kibleyi Kudus olarak tanimlayan ayetin Tanri tarafindan kaldirildigini, onun yerine kiblenin Mekke yonune dogru degistirildigine dair ayetin (Bakara Suresi, ayet 142-144) gecerli oldugunu soylemistir. Goruldugu gibi burada, bir ayet, diger bir ayetle degistirilip ilga edilmis durumdadir.

Ancak, kaldirildigi soylenen ayetlerin hepsi bakimindan bu aciklik soz konusu degildir. Zira, Kur an da bircok ayet vardir ki, bunlarin kaldirilip kaldirilmadiklari belli degildir, 1400 yil boyunca Islam bilginleri hangi ayetin kaldirildigi konusunda ne yapacaklarini bilememisler,saskina donmuslerdir. Konuyu ikinci kitabimizda Apacik Kur an in Apacik Olmayan Yonleri basligi altinda ayrica ele alacagiz. Fakat, hic dusunmek mumkun mudur ki, Kur an i apacik bir kitap olarak gonderdigini soyleyen ve her gonderdigi emrin anlasilmasini isteyen bir Tanri, hangi ayetin kalktigini, hangisinin kalkmayip uygulanmasi gerektigini acikca bildirmesin de, kullarini saskina cevirsin? Ya da Falanca ayet kaldirilmistir diyerek kolaylik saglamak varken, bunu yapmayip, emirlerinin yanlis bir sekilde uygulanmasina neden olsun? Olacak sey midir bu?!Ve yine hic dusunmek mumkun mudur ki, vahyettigi seyleri celismeli, nitelikte kilan bir Tanri, hani sanki yanilgisi meydana cikmasin diye, Kur an i birbirine vurmayiniz; onun ayetlerini karsilastirmakla tekzibe kalkmayiniz; onun ayetleri birbirini tasdik eder (12) diyerek, insanlari daha da sasirtici, fakat kendisinden beklenmeyen bir kacamak yol arasin?

Gercek sudur ki, birbirleriyle catisan pek cok celismeli ayet, 1400 yil boyunca yan yana ve icice olmak uzere Islami yasamlari ayarlamis, Musluman kisileri celismeli sekilde dusunme aliskanligina sokmustur. Bundan dolayidir ki, birbirinden farkli, birbirine ters fikirler, seriat egitiminden gecmis kisilere celiski olarak gorulmemistir. Ornegin, Dinde zorlama olmaz diyerek, Islamin hosgoru dini oldugunu one surerlerken, Musrikleri nerede gorurseniz oldurun ya da Islamdan cikanin kani helaldir seklindeki hukumlere sarilmis olarak olum sacmayi celismeli bir davranis saymamislardir. Ayni celiskili tutumu, seriatcinin tum yasamlarinda izlemek mumkundur.

Dipnotlar;

1)Nahl Suresi nin 101. ayetinin Diyanet Vakfi tarafindan aciklanmasina bakiniz.

2)Sahih-i..., Diyanet Yayinlari, c.11, s.52. 246

3)Omer Riza Dogrul, age, s. 128 (Nisa Suresi nin 82. ayetinin aciklanmasi vesilesiyle).

4)Gazali, age, Istanbul, 1975, c.2, s.881.

5) Ibid

6)Sahih-i..., c.IO, s.62.

7)Diyanet Vakfi nin, Nahl Suresi nin 101. ayetiyle ilgili aciklamasina bakiniz.

8)Bu konuda bakiniz Seriat tan Kissalar , Kaynak Yayinlari, Istanbul, 1996,

9)Sale, Preliminary Discourse, s.47-48.

10)Ibid.

11)Ibid

12)Gazali, age, c.2. s.881.
https://kuranelestirisi.wordpress.com/2011/11/23/kurandaki-celiskiler-ve-nedenleri-2/


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder