+++++++++++++++++++++++++++++++++++
11 Ekim 2010 Ali Serdar Bolat
Zeynep Küçük, Ergenekon tutuklusu Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün kızı ve avukatı.
Osman Yıldırım, nam-ı diğer "Gizli tanık 9", verdiği yalan ifadelerle Danıştay davasının Ergenekon davası ile birleştirilmesine yol açan kişi.
Osman, veya Ergenekon Savcılarının deyimiyle "Osmanım", Ankara Ağır Ceza Mahkemesi tarafından suçlu bulunup hüküm giydikten sonra birdenbire bombaları kendisine Ergenekoncuların verdiğini hatırladı (!).
Gizli tanıklık yaparak yasanın gizli tanıklara verdiği haklardan faydalanıp serbest bırakılma, maaşa bağlanma fikrini çok sevdi.
Hem yıllarca hapis yatmaktan kurtulacak, hem de bedavadan maaş alıp krallar gibi yaşayacaktı. Bu fikri kendisine Ergenekon Savcıları vermişti.
Osmanım, Ataşehir'de toplantı yapılan bir evde Veli Küçük'ün talimatı ile bombaları Muzaffer Tekin'den aldığını ileri sürdü.
Danıştay ve Ergenekon davalarının sanıkları işte bu evde bir araya gelmiş oluyorlardı.
Bundan dolayı iki dava birleştirilmişti.
Gelgelelim Osmanım'ın verdiği bilgiler baz istasyonlarından gelen belgelerle duvara tosladı.
Çünkü, Osmanım'ın "Şu gün şu saatte bombaları Ataköy'de falancadan aldım, falancalar da oradaydı" dediği gün ve saatte Osmanım'ın kendisi dahil adını verdiği diğer kişilerden hiçbirinin Ataşehir'de olmadığı, cep telefonlarının oradan çok uzak yerlerde sinyal verdiği ve konuşmalar yaptıkları anlaşılmıştı.
Hakim Hasan Hüseyin Özese bu durumu duruşmada şöyle açıkladı:
"Osman Bey'in o sırada evde olduğunu öne sürdüğü bütün sanıklar, bu iddiayı yalanladılar.
Toplantının yapıldığı öne sürülen güne ilişkin baz istasyonu dökümleri de mahkemeye ulaştı, ve sanıklardan hiçbirinin söylenen tarih ve saatte Ataşehir'de olmadığı meydana çıktı.
Son olarak mahkemede tanıklar dinlendi ve onlar da Ataşehir'de Osman Yıldırım'ın iddia ettiği gibi bir toplantı olmadığını söylediler."
Böylece Danıştay cinayeti ile Ergenekon sanıkları arasında bağlantı olduğu iddiası çökmüştü.
Tertipçi Savcılar telaş içindeydiler.
Onların itelemesi ile Osmanım her duruşmada "Toplantının yapıldığı evi eliyle koymuş gibi gösterebileceğini" söylemeye başladı.
Yani Ataşehir'de keşif yapılmasını istiyordu.
Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, 160. duruşmada, keşif yaptırılmasını talep etti.
Bu, tertipçi Savcıların son çırpınışı idi.
Kendisinin ve diğer sanıkların içinde olmadıkları anlaşılan evi gösterse ne olacaktı?
Avukat Zeynep Küçük tehlikeyi sezmişti.
++++++++++++++++++++++++++++++++++
Savcılar Osmanım'a evi gösterecek, Osmanım da sözde evi bulmuş olacaktı.
Çünkü Osmanım, bilmediği anlaşılan bir evi nasıl bulacaktı? Bu, olanaksızdı. Zeynep Küçük tehlikeyi sezmişti.
Zeynep Küçük, her gün adliyeye giderek keşif talebi ile ilgili karar çıkıp çıkmadığını kontrol etmeye başladı.
1 Ekim Cuma günü keşif yapılması kararı çıktı.
Mahkeme 4 Ekim Pazartesi günü yetkili mercilerle yazıştı ve 5 Ekim'de keşif yapılması planlandı.
Zeynep Küçük 4 Ekim günü dilekçe yazarak keşfe katılmak istediğini mahkemeye bildirdi.
Bunun üzerine keşif 7 Ekim'e ertelendi.
Dikkat: Mahkeme, keşif yapılacağını sanık avukatlarına bildirmedi.
Zeynep Küçük bir hafiye gibi çalışarak keşif gününü öğrendi.
İleri demokrasilerde kanunsuzluk mu arıyorsun? İşte bir örneği de bu...
Avukat Zeynep Küçük keşif heyeti ile buluşmak üzere Ataşehir Migros önüne gitti.
Ancak, elinde yasal izin kağıdı olmasına rağmen minibüse binmesine izin verilmedi.
Zeynep Küçük, bu engellemenin zapta geçirilmesini isteyince tertipçiler sert kayaya toslamış olduklarını anladılar.
Hakim Hüsnü Çalmuk, Zeynep Küçük'ün araca binmesine izin vermek zorunda kaldı.
Minibüste Hakim Çalmuk, Savcı Nihat Taşkın, Osmanım ve avukatı, bilirkişi, katip ve askeri personel vardı.
Araç hareket edince video kaydı yapılmaya başlandı, araç içindeki kimsenin Osmanım'a müdahele etmemesi istendi.
İki buçuk saatte küçücük Ataşehir içinde 60 km. katedildi. Ama Osmanım evi bulamadı.
Duruşmalarda bu ev iddiası çürütülünce Osmanım ikinci bir evden bahsetmişti.
Hakim, her iki evi de göstermesini istedi. Osmanım iki evi de bulamadı.
Dosyaya adresi giren evin önünde basın mensupları ve polis bekliyordu.
Cam kenarında oturan Osmanın buna rağmen evi bulamadı.
"Sıfır noktasına geri dönelim, yeniden tarif edeyim" dedi, Hakim kabul etti.
O muhiti çok iyi bildiğini tekrar edip duruyor, ama her iki evi de bir türlü bulamıyordu.
Savcının tertibi ortaya koyan kanunsuz teklifi
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
Sinirlenen Hakim: "Bulamayacaksan söyle zarfı kapatayım" dedi.
Bunun üzerine tertipçi Savcı Nihat Taşkın herşeyi göze alarak şu kanunsuz teklifi yaptı:
"Kovuşturma aşamasında evi tespit ettik. Burası Recep Özkan'ın evidir. Götürelim oraya Osman Yıldırım'ı, evi biz gösterelim, orada bize yer gösterme yapsın".
İşte bu teklif, keşif yapılacağının neden sanık avukatlarına bildirilmediğini ortaya koyuyordu.
Zeynep Küçük'ün neden minibüse alınmak istenmediğini açıklıyordu.
Zeynep Küçük, bu kanunsuz ahlaksız teklife derhal itiraz etti.
Bu kadar kanunsuzluğa ortak olmayı göze alamayan Hakim, Savcının ahlaksız teklifini reddetti ve zarfı kapattı.
Eğer Zeynep Küçük uyanıklık yapıp keşif gününü ısrarla takip edip zamanında dilekçe vererek keşfe katılmamış olsaydı, tertipçi Savcı evin yerini gösterecek ve sanki Osmanım evi bulmuş gibi keşif zaptı tutulacaktı.
Zeynep kardeşim seni kutluyorum, gözlerinden öpüyorum. Avukatlık işte böyle yapılır.
+++++++++++++++++++++++++++
Olay hakkında daha geniş bilgi için bakınız: Aydınlık, 10 Ekim 2010 sayfa 16-17
+++++++++++++++++++++++++++
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder