'Ergenekon niye bitmiyor'
TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner: Cemaatler çeteleşiyorsa üstüne gidilmeli.
• TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, tutukluluk sürelerinin uzamasıyla ilgili "Korkutucu. Burada mutlaka ve mutlaka bir yanlışlık var. Yargı reformu esas buralarda lazım. Savcının çok mu işi var anlayamıyorum. Ergenekon niye bir türlü bitmiyor, bilmiyorum" dedi.
• Türkiye'de tarikat ve cemaat gerçeğinin her zaman olduğunu söyleyen Boyner, "İnsanlar ihtiyaç duyuyorsa yasaklayamazsınız. Ama devletin içinde çeteleşiyorsa, üzerine gidilmesi lazım. Cemaatin de mutlaka şeffaflaşması lazım" diye konuştu.
Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ümit Boyner, Cumhuriyet'in sorularını yanıtladı...
- TÜSİAD olarak hak ve özgürlükleri ön planda tuttuğunuzu her fırsatta dile getiriyorsunuz. Başta Ergenekon soruşturması olmak üzere yürütülen çeşitli soruşturmalarda aralarında gazetemiz yazarı ve eski Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay'ın da bulunduğu şüpheliler ile ilgili tutukluluk sürelerinin uzaması durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
ÜMİT BOYNER- Çok korkutucu, Mustafa Bey'in durumu... Hep söyledik, ilk yaptığımız basın toplantısında ve basın bülteninde bunu dile getirdik. Gerçekten bu anlaşılabilir bir şey değil. Burada mutlaka ve mutlaka bir yanlışlık var. Yargı reformu diyoruz. Türkiye'de aslında bakmak lazım. Niye işlemiyor, bu kadar sürede bir dava sonuçlanmıyor ve mahkûm olmadan, sadece suçlamalarla tutukluluk süreleri bu kadar uzuyor?
- Sayın Cumhurbaşkanı da net bir şekilde tavır aldı...
- Bir şekilde konunun sahibi yok...
- Aslında var, Adalet Bakanlığı. Yargı reformu diye öncelik olarak Anayasa Mahkemesi ve Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısını değiştirmeyi getiriyorlar...
- Yargı reformu esas buralarda lazım. Yargının çalışma hızı, vatandaşın adaletin yerine gelmesiyle ilgili hissiyatı çok zayıf. Mahkemelere güvenmiyor, işini çözemiyor. Gerçekten yapısal noktalara da bakmak lazım. Sadece taraflı, yanlı olması meselesi değil.
- Bir yasa değişikliği ile bile çok kolay bir şekilde tutukluluğun uzatılmasının önüne geçilebilir...
- Hukuken uzamasının önünde bir engel var mı? Savcının çok mu işi var anlayamıyorum. Özel bir konu bu, Ergenekon. Niye bir türlü bitmiyor, bilmiyorum. Sayın Balbay, sizden öğreniyorum, 579 gündür içeride. AB'nin bunlara eğilmesi lazım.
- Yasadışı dinlemeleri de kişisel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendiriyor musunuz?
- 160 bin kişinin dinlendiğini söylüyorlar. Bunun yanlış olduğuna inanmak istiyorum. O psikoloji çok korkunç. Murat Yetkin'in (Radikal Gazetesi Ankara Temsilcisi) yazdığı, o toplantıda ben de şoke oldum. Bir salondaki bin kişinin 800'ü el kaldırır mı 'dinlendiğimi düşünüyorum' diye. Bu hissiyat bile çok kötü. Ben yapmıyorum ama insanlar toplantı yaparken telefonları başka yere koyuyor. Hanefi Avcı'nın kitabını da kısmen okudum.
'CHP KENDİNİ GELİŞTİRMELİ'
- Referandum sonucu gelecek seçimler için gösterge mi?BOYNER- Çok zor. Bilemiyorum. AK Parti güçlü. CHP'nin ikinci olduğu kesin gibi.
- CHP alternatif olabilir mi?
BOYNER- Kendini bayağı bir geliştirmesi lazım. Anayasa, demokratikleşme ve Türk ekonomisine ilişkin projelerini daha net duymamız lazım. Daha hiç görüşemedik Sayın Kılıçdaroğlu ile. Bu seçim sürecinde siyasi parti liderlerini davet edeceğiz, bizler ziyarete gideceğiz. O zaman programlarını daha net duyma imkânımız ortaya çıkacak diye ümit ediyorum.
'Cemaatler çeteleşiyorsa üstüne gidilmeli'
- Cemaat tartışmalarına nasıl bakıyorsunuz?
BOYNER- Türkiye'de tarikat ve cemaat gerçeği her zaman vardı. Yasaktı falan ama varlıklarını sürdürdüler. Her zaman güçlüydüler. İnsanlar ihtiyaç duyuyorsa yasaklamakla hiçbir şeyin önüne geçemiyorsunuz. Ama bunun mutlaka şeffaflaşması lazım. Ama devletin içinde çeteleşmek filan gibi şeyler oluyorsa, bunun mutlaka çözülmesi, üzerine gidilmesi lazım.
- Cemaatleşme demokrasinin önüne bir engel olarak çıkmıyor mu?
- Cemaat kavramı biat kültürü gerektiriyor. Biz birey diyoruz, vatandaşın birey olarak hakları diyoruz. O noktada toplam bir cemaatin yaşam tarzı dayatması, fikir dayatması demokrasi anlamında kolay değil.
- Siyasette tavır almalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- O tavır alıyor ve siyasetçilerimiz de ondan hoşnut. Bundan hoşnut olmayan oraya selam çakmayan bir tanesini görmedim. CHP de dahil. Hepsi dahil. Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu yönde sözlerini daha duymadım. Bakalım..
- Referandumda TÜSİAD taraf olmama noktasında tutum takınırken Gülen cemaatinin 'Ölüler bile evet kullanmalı' tutumu sizi kaygılandırıyor mu?
- Onlarınki farklı, bizimki farklı bir yaklaşım. Birey olarak özgürlüklerimi kısıtlayacak her şey beni çok rahatsız ediyor. Uykularımı kaçırıyor. Birey olarak fikirlerimi söyleyebilmek nefes almak kadar önemli. Ben özgürlüğüme çok düşkünüm. Herhangi bir şeyin beni duvara yaslayacağı, susturacağı korkusu beni öldürebilir. Bununla da sonuna kadar mücadele ederim. Ama yasaklamayla da çözülmeyeceğini düşünüyorum.
'SENDİKALARI ÖNEMSİYORUM'
- İşçilerle ilişkiler?
BOYNER- Sendikaları önemsiyorum. Özellikle anayasa yapım sürecinde. DİSK ile bayağı bir temas kurduk. Referandum öncesinde başkanları gelmişti ziyarete. Ben de gideceğim. Anayasa hazırlık sürecinde çalışmamız başlasın, DİSK'e gidebilirim. Ama Hak-İş'e benim gitmem zor olabilir.
- Hak-İş Başkanı'nın size konsomatris yakıştırması yaptığı açıklama sonrasında özür girişimi oldu mu?
BOYNER- Olmadı. Böyle birkaç kişiden "Onu üzmek istemedim" gibi haber geldi.
'TUSKON VE MÜSİAD RAHATSIZ ETMİYOR
- TUSKON ve MÜSİAD oluşumları sizi rahatsız ediyor mu?
BOYNER- Hayır. MÜSİAD ile bilgi paylaşıyor ve konuşuyoruz. Türkiye'nin gerçekten sivil toplum örgütlerine ihtiyacı var. Ama bunların sivilliği, bağımsız olmaları önemli. MÜSİAD öyle. Bağımsız, şeffaf, kaynaklarının nereden geldiğinin bilinmesi önemli. Kanunla kurdurulmuş dernekler var. Bu katkı sağlıyor mu? Bana sorarsanız hayır. Meslek örgütleri ve odalar. Bunlara sivil toplum örgütü diyemeyiz. Onlar daha farklı bir şey.
'ÖNCE DEMOKRATİK AÇILIM'
- Başkanlık sisteminin Türkiye gibi bir ülke için sakıncası olur mu?BOYNER- Nasıl bir sistemden bahsettiğinize bağlı. Amerika'da başkanlık sistemi içinde denge kontrol mekanizmasını barındıran federatif bir yapı. Bunu aynen uygulayabilir misiniz? Emin değilim. Uygun değil Türkiye'ye. Diğer taraftan Fransa'daki gibi yarı başkanlık sistemi. O mudur düşünülen? Ben ondan da emin değilim. Bizim önce demokratik katılım, çoğulculuk, temsilde adalet gibi konuları çözmemiz gerekiyor. Ondan sonra parlamenter sistemle mi gideriz yoksa başkanlık sistemiyle mi? O ikincil bir konu. Önemli olan anayasanın vatandaşı öne koyan bir anayasa haline gelmesi ve temsil adaletinin sağlanması. Baraj, Siyasi Partiler Kanunu...
- Yeşil sermaye akışı var mı?
- Ortadoğu'dan çok ciddi yatırım geliyor. Var. Ama eskiden de vardı. Bir yayılma var. Bunun hepsi yeşil sermaye mi bilemem. Bu konuyu tartışmayı sevmiyorum.
'Başbakan'ın sözleri 6-7 Eylül olaylarını çağrıştırdı'
- Başbakan'ın İstanbul - Anadolu sermayesi ayrımı yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
BOYNER- Tarihimizde hep ayrıştırarak yönetme refleksimiz var ve bu kötü bir yaklaşım aslında. Sermayenin İstanbul'u, Anadolu'su olmaz. Türkiye'nin katma değerinin çok büyük kısmı İstanbul'da yaratılıyor. O zaman doğaldır ki merkezi İstanbul'da olan şirket sayısı TÜSİAD içinde yüksek olacaktır. Ama birçok şirket de Anadolu'da başlayıp İstanbul'a geliyor. Merkezi Anadolu'da olan üyelerimiz de var. O nedenle böyle bir ayrımcılıkla karşılaşmak biraz dokunuyor doğrusu.
- Sermayenin el değiştirmesi sözü size neyi çağrıştırdı?
- İlk duyduğumda bana Varlık Vergisi ve 6-7 Eylül olaylarını çağrıştırdı. Başbakan'ın bunu sermayenin tabana yayılması anlamında söylemiş olduğunu ümit ettim. Tabii ki sermayenin tabana yayılması demokrasinin önemli bir şartı. Ama 'el değiştirmek' tanımı kötü bir şey. Birinden alıp başkasına vermek gibi. El değiştirmek biraz onu çağrıştırıyor.
- Diğer üyeler tepki göstermiyorlar mı?
- Göstermezler mi, gösteriyorlar tabii. Ben kişisel karar vermedim ki konuşmalarımda. Üyelerden "Bir dakika ne oluyoruz. Biz katma değer, istihdam yaratıyoruz. Nasıl bir yaklaşım bu" diyenler var. Bunun üzerinde hem ben durdum hem de Mustafa Koç.
- Korkuyor mu üyeleriniz?
- Muharrem Bey de konuştu. Başkan ya da yönetim kurulu üyeleri konuşur. Sanayicilikte korku olamaz. Çünkü bir gecede sanayici olunmuyor. Aynı demokratlık gibi. Bir gecede nasıl demokrat olunmuyorsa.
'Kuzey Irak bizden yatırım bekliyor'
- Kuzey Irak'ı ziyaret edeceksiniz...
BOYNER- Aslında bu tamamen ticari bir ziyaret. Üyelerimizden merak eden çok var Kuzey Irak piyasasını. Ama Barzani bize geldiğinde ilk açtığım konu 'PKK konusunda ne yapacasınız" demek olacak. Orada bir güvenlik sorunu yok deniyor ama ne olursa olsun topraklarında PKK varsa bir şekilde daha fazla yardımcı olmalı. 'Yapamıyorum' diyor. 'Benim peşmergelerim var. Koskoca Türk ordusu çözemiyor ben nasıl çözeyim" diyor.
- TÜSİAD'dan ne bekliyorlar?
- Yatırım. Onlar merkezi hükümet kurulmadan oradaki yatırımın artmasını önemsiyorlar. Oraya gittiğimde daha rahat konuşabilirim. Bir buçuk milyon kişilik bir bölge. Ne çıkar bilemiyorum. Ticaret arttığı vakit ilişkiler de düzelir. Suriye'ye bakın. Neredeyse savaşa giriyorduk. ama şimdi canlılık var.
İran ile ilişkiler
BOYNER- Çok ciddiye alınması gereken bir komşu. Çok zorlanıyoruz. ABD ile ilişkilerde en büyük problem. İran konusunda bile biraz yumuşama var, biraz sanırım. ABD'nin Türkiye'deki repütasyonu da çok parlak değil. BM insan Hakları Konseyi'ndeki raporu reddetmeleri de çok iyi bir gelişme olmadı.
- ABD ile İş Konseyi size alternatif mi?
- Hayır. Bizim de içinde olduğumuz bir yapı bu. Ali Babacan'ın başlattığı bir süreç. Potansiyele göre ticaretimiz çok az.
- Devlet güdümlü bir yapı olması açısından etkisi ne olur?
- Türkiye 80'lerde bunları yapardı. Özal, uçağına doldurur işadamlarını götürürdü. Ama artık büyük yatırımlarda çok önemi olmuyor. Bir farkındalık yaratmak adına iyi olur. KOBİ'lerde daha çok potansiyel olabilir.
- Siyasi olarak ABD ile Türkiye'nin arası nasıl düzelecek?
- İran konusu uzun süre bizi meşgul edecek. Yaptırımları uygulamaya ABD çok kararlı. Ticaret konusunda hissetmedik ama bankalarda oluyor. Yaptığımız ticaretin parasını korrespondentlardan alamıyoruz.
UTKU ÇAKIRÖZER/MURAT KIŞLALI-CUMHURİYET
-- -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ İyi bir kadınla evlenmek, fırtınada sakin bir liman; Kötü bir kadınla evlenmek ise sakin bir limanda fırtınadır. Anonim Nasihat oO-------------------------------------------------------------------Oo http://orajpoyraz.blogspot.com/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder