Che'nin bile hayran olduğu en büyük gerilla Mustafa Kemal'dir...
* Ya da tarihimizdeki ÇETE HARBİ bugüne nasıl uyarlanır?
1911 yılında, II. Abdülhamit döneminde, İstanbul'da, Harp Akademisi'ndeyiz...
Asker giysili hoca (Trabzonlu Nuri Bey) derse giriyor ve şöyle diyor:
"Efendiler, harp, muharebe, artık bunlar sizce malûm şeylerdir. Fakat 'gerilla' nedir biliyor musunuz? İşte en müşkülü budur. Gerilla kolay bir askeri hareket değildir. Gerillayı bastırmak da onu yapmak kadar güç bir harekettir."
***
Üstteki satırları Profesör Afet İnan'ın 1968 yılında ikinci baskısı yapılan (ilki sanırım 1959) ATATÜRK HAKKINDA HATIRALAR VE BELGELER adlı kitabından aldım. Sayın İnan; "Atatürk'ün yazdırdıkları" başlığı altında toplamış bunları.
***
Mustafa Kemal sözlerini, İnan'a dikte ettirmiş, sonra da onun daktilo ederken kendi yorumunu kattığı yazıyı eliyle düzeltmiş; "Bak Afet, bu böyle olmalı" demiş...
***
Yeniden kitaba dönelim ve Türk ordusuna kurmay yetiştiren akademide yıllardır subay eğiten, ders veren Trabzonlu Nuri Bey'e sorulan soruya gelelim:
"Bu verdiğiniz dersi Türkiye'nin muayyen bir noktasında olmuş gibi izah eder ve bu dediğiniz tedbirlerin orada nasıl tatbik olunacağını lûtfen anlatır mısınız?"
***
Bu soruyu soran öğrenci yirmi yaşındadır ve adı Mustafa Kemal'dir...
Şaşırmamak elde değil...
Değil ama isim Mustafa Kemal olunca şaşırmıyor, o yüce isme olan hayranlığınıza bir yerine bin hayranlık katarak okuyorsunuz...
Ardından 1. Dünya Savaşı'na, sonra Kurtuluş Savaşı'na en sonunda da yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk dönem isyanlarına bakıyorsunuz...
Bakıyorsunuz ve de şallak mallak oluyorsunuz...
Hepsinde Mustafa Kemal'in dehasının getirdiği muhteşem zaferler var
*(H.C. Armstrog'un BOZKURT kitabında da, Ekim 1918'de Mustafa Kemal'in elindeki bitmiş orduyu gerillaya çevirip Halep'in 10 mil kuzeyinde, Toros Dağları'nda sadece Anadolu topraklarını elde tutmak için yaptığı mücadele yazar... )
KIVIRTMACA YOK...
Efendim zaten çok uzamış olan bu yazıyı daha da uzatmayalım...
Ve gelelim sözümüzün özüne:
SÖZÜN ÖZÜ...
Cumhuriyetimizin kuruluşundan Mustafa Kemal'in ölümüne kadar gerçekleşen ayaklanmalara şöyle bir yüzeysel olarak bakalım;
1) Nasturi Ayaklanması 12-28 Eylül 1924
2) Şeyh Sait Ayaklanması 13 Şubat- 31 Mayıs 1925
3) Raçkotan ve Raman Tedip Har. 9-12 Ağustos 1925
4) Sason Ayaklanması 1925-1937
5) Birinci Ağrı Ayaklanması 16 Mayıs-17 Haziran 1926
6) Koçuşağı Ayaklanması 7 Ekim - 30 Kasım 1926
7) Mutki Ayaklanması 26 Mayıs-25 Ağustos 1927
8) İkinci Ağrı Harekâtı 13 -20 Eylül 1927
9) Bicar Tenkil Harekâtı 7 Ekim -17 Kasım 1927
10) Asi Resul Ayaklanması 22 Mayıs - 3 Ağustos 1929
11) Tendürük Harekâtı 14 -27 Eylül 1929
12) Savur Tenkil Harekâtı 26 Mayıs - 9 Haziran 1930
13) Zeylan Ayaklanması Haziran - Eylül 1930
14) Oramar Ayaklanması 16 Temmuz - 10 Ekim 1930
15) Üçüncü Ağrı Harekâtı 7-14 Eylül 1930
16) Pülümür Harekâtı 8 Ekim -14 Kasım 1930
17) Menemen Olayı 23 Aralık 1930
18) Tunceli (Dersim) Tedip Har. 1937-1938
* Bu hareketler içinde Nasturi Ayaklanması ve Menemen olayı Kürtlerle ilgili değildir...
Ne olmuş bu isyanların, ayaklanmaların sonucu?
Dünkü Şeyh Sait'in sonu ne olmuş?
Bugün İmralı'da piknik yapan Apuş'a kadar, ne olmuş bu isyanların sonucu?
SÖZÜN BİTTİĞİ YER...
Mustafa Kemal düzenli ordunun da yeri geldiğinde gerilla olabileceğini, gerilla hareketinin taktikleri ne ise bunun devlet tarafından da uygulanıp onun ezilebileceğini göstermiş bir asker, devlet adamıdır.
"Gerilla ile savaş olur mu?"
"Uzlaşalım..."
"Silaha silahla mı yanıt vereceğiz, masaya oturalım."
diyen, yavşaklara uyarı olsun diye, cumhuriyet bayramımız yaklaşırken yazdım bu yazıyı...
-- -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Kul hakkından korkan [önemini bilen] ayağını uzatıp rahat yatamaz. Ehl-i hikmet oO-------------------------------------------------------------------Oo http://orajpoyraz.blogspot.com/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder