7 Ekim 2010 Perşembe

Türkçe biliyorum. Haşim Kılıç'ın ne dediğini anlıyorum

Türkçe biliyorum. Haşim Kılıç'ın ne dediğini anlıyorum
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
 
 
Sayın Haşim Kılıç

Ben Türkçeden başka dil bilmiyorum.
Onun icin Türkçe yazmak zorundayım bağışlayın. Siz herhalde Türkçemizi iyi  bilmediğiniz icin bu açmazlara düştünüz.
Anayasamızın ilk üç maddesini tekrar yazalım.
 
+++++++++++++

Madde 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde 3- Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı İstiklal Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır.
 
+++++++++++++

BU üç maddeyi okudunuz ve anladınız. Türkçe çünkü. Şimdi de 4. Maddeyi okuyalım:
 
Madde 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Haşim Bey her şey görüldüğü gibi Türkçedir. İlk üç maddenin değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
Siz ne diyorsunuz bu maddeler için:

 İlk üç madde donarsa, Anayasayı da dondurursunuz! İlk üç madde dondurulmamalı!”
 
Yani değiştirilmeli. Biz Türkçe biliyoruz ve bunu böyle anlıyoruz.
 
Bir Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak, milletimizi bu anayasaya karşı gelmeye cağırıyorsunuz.
Gücünüz yetmez Sayın Başkan. Milletimiz Türkçe biliyor. Orada ne yazdığını gayet iyi anlıyor.
Milletimiz bir şeye inandı mı inanmayanlara anlatır ve gösterir. Göstermistir. 9 Eylül 1922'de noktayı koymuştur. Ama tekrar gerekirse bu noktadan sonra da devam eder.
 
Siz Anayasayı, Cumhuriyeti, Atatürk ilkelerini korumakla görevli mahkemenin başısınız.
Turkiye Cumhuriyetini yıkmak, bölmek, parçalamak ve Atatürk ilkelerini rafa kaldırmak için 30 Ekim 1923 ten bu yana tüm güçleri ile çalışan, cebren ve hile ile aziz vatanımızın her tarafına giren, milletimizi fakru zarurete sürükleyen ve bizi bölünmenin eşiğine getiren dahili ve harici bedhahlara malzeme olacak konuşmalar yapamazsınız.
Onların ağızlarına sakız olamazsınız. Siz böyle yaparsanız Sayin Sabahattin Önkibar tahlillerinde haklı olur.
Derin saygılarımla sunulur.
 
Dr. Aytekin Ertuğrul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder